AGAMEMNON – Binlerce yıllık düşmanlığın sudaki izi

30 Ekim 1918’de Limni Adası’ndaki Agamemnon isimli gemide Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı. Bu bir ateşkes antlaşması değil, Doğu ile Batı arasındaki binlerce yıllık savaşta yeni bir sayfaydı.

ünya tarihinin gördüğü en büyük imparatorluklardan bir tanesi için çok önemli bir gündü 30 Ekim 1918. Osmanlı İmparatorluğu’nu sona erdirmek isteyen ateşkes antlaşması son birkaç gündür görüşülüyor; maddeler üzerinde anlaşılamıyordu. Bu öylesine bir antlaşmadır ki; imzalandıktan sonra Çanakkale’de geçilemeyen savunma duvarı bu antlaşmanın ilgili maddelerince geçilecek ve sadece iki hafta sonra 13 Kasım’da İtilaf güçlerine ait gemiler İstanbul’a gelerek Boğaz’a demirleyecekti. İmparatorluk, savaşlarla geçen son döneminin ardından oldukça yorgundu. Önce Balkan Savaşları hemen ardından da Birinci Dünya Savaşı İmparatorluğu oldukça bitkin düşürmüştü. Osmanlı İmparatorluğu’nun Bahriye Nazırı Rauf Bey sadece birkaç gün önce kısa denilebilecek bir deniz yolculuğunun ardından Limni Adası’na varmıştı. Ada, 1456 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmiş; Balkan Savaşı’nda ise kaybedilmişti. Yüzyıllarca Osmanlı toprağı olarak kalan bu ada İmparatorluğun sonunu hazırlayan anlaşma için özel olarak seçilmişti. Rauf Orbay ve beraberindeki heyet yavaş ve yorgun adımlarla limanda demirlemiş İngiliz savaş gemisine doğru yürürken, binlerce yıllık düşmanlığın sudaki izleri yüzeye en net haliyle çıkmıştı. Limni Adası’ndaki Mondros Limanı’nda demirleyen ve görüşmelerin gerçekleşeceği savaş gemisinin adı Agamemnon’dur. Bu, Doğu ile Batı arasındaki binlerce yıllık savaşın hikâyesidir. 

DOĞU-BATI

Bu ismin anlamına inmek için tarihin en önemli eserlerinden birine Homeros’un İlyada’sına bakmamız gerekir. Troyalı Prens Paris, Sparta Kralı Menelaos’un güzeller güzeli eşi Helen’i kaçırmıştır. Bunu öğrenen Menelaos çılgına döner ve kırılan gururunu kurtarmak için Troya’ya savaş açmaya karar verir. O güne kadar görülmemiş büyüklükte bir ordu ile Troya’ya saldıracaktır. Zira karşısındaki şehir surlarıyla ün salmıştır. Fakat bu büyük orduyu toplamak ve yönetmek için yardıma ihtiyacı vardır. Kardeşi Myken Kralı Agamemnon burada devreye girer. Agamemnon görünürde kardeşinin kırılan gururunu onarmak adına o güne dek görülmemiş büyüklükte bir donanma kurar ve Kıta Yunanistan’dan Anadolu sahillerine kadar yelken açar. En sonunda Troya sahillerine ulaşmıştır. Amacı aşılmaz denen surları aşarak Troya’yı ele geçirmek ve yıkmaktır.

“Körfeze girince dürdüler yelkenleri, kodular kara gemiye, 

gevşettiler ön halatları çarçabuk, 

indirdiler direği çatalın içine, 

küreklere yapışıp yanaştırdılar kıyıya gemiyi,

denize delikli taşlar indirdiler, 

gemiyi halatlarla bağladılar, 

çıktılar sonra deniz kıyısına”.

İlyada Destanı, Birinci Bölüm 

430 ve 435.

İşte Agamemnon ismi buradan gelir. Troya Savaşı’nı çıkaran ve çok büyük bir orduyla Kıta Yunanistan’dan Anadolu kıyılarına gelen komutan. 1918 yılında Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda müzakerenin sürdürüldüğü Kraliyet gemisinin adı da Agamemnon’dur.  Homeros, İlyada Destanı’nda savaşa gelen tüm gemileri ve komutanlarını sayar. “Yüz yirmi delikanlı binmişti Boiotialılardan her gemiye, bunlar elli tane gemiyle yola çıkmışlardı.” Agamemnon’un emrinde oldukça görkemli bir donanma ve büyük bir ordu vardır. Troya önlerine gelen bu donanma gibi Çanakkale Deniz Savaşı için bir araya gelen donanmada “Irresistible, Ocean, Inflexible, Goulois, Suffren, Bouvet” gibi dönemin birbirinden büyük ve güçlü savaş gemilerini barındırıyordu. Çanakkale Deniz Savaşı’ndan birkaç yıl sonra 1918 yılında anlaşmanın imzalanmak üzere olduğu Agamemnon’da bu görkemli donanmanın bir parçasıydı. İtilaf Devletleri öylesine güçlü bir donanma ile gelmişlerdi ki; bu güç komutanlarının kibrini boğazdaki dalgalar gibi kabartıyordu. İstanbul’u alacaklarından öylesine emindiler ki, bunun için bir bayrak dahi hazırlamışlardı. 

SÖMÜRGE BAYRAĞI

Çanakkale Savaşı’na ait bir mendil üzerinde tüm bu kibir kendini açıkça ele verir. İlk bakıldığında mendilin üzerinde, Çanakkale Boğazı’ndan başlayarak İstanbul’a kadar olan bölümü gösteren büyük bir harita vardır. Haritada, Türk birliklerine ait stratejik noktaların isimleri belirtilmiştir. Ayrıca yerleşim merkezlerini, Fransız, İngiliz ve Anzak Birlikleri’nin çıkartma yerlerini de görmek mümkündür. Asıl önemli detay ise mendilin sol alt köşesindedir. İngilizler savaşın sonucundan o kadar emindir ki, Osmanlı İmparatorluğu’nu işgal ettikten sonra kullanacakları sömürge bayrağını sol alt köşeye eklemişlerdir. Mendil, savaşın sonucundan emin olarak tasarlanmıştır. Fakat Çanakkale Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu İtilaf kuvvetlerini yenecektir.  30 Ekim 1918’de antlaşmanın imzalandığı HMS Agamemnon gemisi Kraliyet Donanması için inşa edilerek 1906’da denize indirilmişti. Gemi aynı binlerce yıl önce Kıta Yunanistan’dan çıkan ve Troya sahillerine kadar gelerek savaş çıkartan Kral Agamemnon gibi uzak bir yoldan gelmiş; Çanakkale Deniz Savaşı’na katılmıştı. O ve beraberindeki güçlü donanmanın komutanları da kendisinden binlerce yıl önce bu kıyılara gelen kudretli komutan Agamemnon gibi kibirliydiler.

Kral Agamemnon’un donanması Troya sahillerine varmış ve kenti kuşatma altına almıştı. Ancak, Troya’nın surları oldukça güçlüydü. Troyalılar kentlerini dokuz yıllık savaş boyunca büyük bir cesaretle savundu. Aynı Çanakkale savaşında vatanı savunan binlerce kahraman gibi. Troya Savaşı sırasında aşılamayan surlar ahşap bir at ile geçilecek ve Troya sonunda düşecekti. Böylece Batı, doğu ile olan savaşını kazanmış oldu. Aynı Troya, 1871 yılında Alman Heinrich Schliemann tarafından kazılmaya başlanır. Schliemann İlyada Destanı’nı ve Troya’yı takıntı haline getirmişti. Tek amacı bu efsanevi kentin zenginliklerine ulaşmaktı. Nitekim 1873 yılında kazılar sırasından bulduğu arkeolojik eserleri yurtdışına kaçırır. Troya ikinci kez yağmalanmıştır.  Troya Savaşı’ndan farklı olarak Çanakkale’deki Deniz Savaşı’nda İtilaf Donanması’ndan Irresistable, Ocean, Bouvet zırhlıları batırılmış, Inflexible, Goulois, Suffren ise ağır yara alarak saf dışı bırakılmıştır. Agamemnon da isabetli atışların ardından saf dışı kalmıştı. İtilaf güçleri Agamemnon ve beraberinde gelen donanmanın yaralarını 30 Ekim 1918 yılında Limni Adası’ndaki Mondros Limanı’nda görüşülen ateşkes antlaşmasında onarmaya çalışacaktı. Nitekim antlaşma Agamemnon’da imzalanacak ve Agamemnon ateşkesin hemen ardından 13 Kasım 1918 yılında İstanbul’a giden İtilaf güçlerine ait donanmanın bir parçası olacaktır.  O sıralarda İstanbul’a gelen düşman donanmasını Boğaz’da gören Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise Kartal istimbotunda şu sözleri söyler: “Geldikleri gibi giderler.” Gazi’nin ne bu sözleri söylerken içinde bulunduğu Kartal istimbotu ne de Samsun’a çıktığı Bandırma Vapuru o an baktığı İtilaf Donanması kadar kudretli görünmüyordu. Ama kudreti yüreğinde ve mensubu olduğu halkta buldu. Doğu ile Batı arasındaki binlerce yıllık mücadelede Batıyı ilk durdurabilen önder olarak tarihe geçti. Deniz gözlü devin büyük taarruzda hedefini “Akdeniz” olarak belirlemesi sizce hâlâ bir tesadüf mü? ☸

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.