Orman yangınları

Son zamanlarda çok fazla orman yangını haberi aldık maalesef. Bir orman yangını çıkıyor 70-80 kişi yaşamını yitiriyor. Kimisi aylarca kontrol altına alınamıyor. Tümü artık dramatik sonuçlar doğuruyor. İlk soru şu: Orman yangınlarında gerçekten küresel bir artış mı söz konusu, yoksa sosyal medya ve benzeri araçlarla iletişimin artmasıyla haberlerini daha mı fazla alıyoruz?

Sosyal medya, internet bazen, bazı şeyleri daha abartılı sunabiliyor. Ama orman yangınları konusunda maalesef bilim küresel bir artış olduğunu kanıtlıyor. Bu yıl, sadece Ağustos ayında ölümcül ısı dalgaları yüzünden birçok yerde; Portekiz, Kaliforniya, İspanya, Yunanistan’da orman yangınları meydana geldi. Haziran ve Temmuz da dahil, yaz boyunca ise İngiltere, Almanya, yine Kaliforniya, İsveç, Oregon, Kanada gibi dünyanın birçok yerinde orman yangınları oldu. Ve ne yazık ki her yıl bu vakalar daha da artıyor. Kapsamlı yeni araştırmalar, Amerika’nın batısındaki büyük orman yangınlarının 1970’lerden ve 80’lerden beri neredeyse beş kat daha arttığını ortaya koydu. Artış sadece yangın sayısında değil ki; kapsadığı alan altı katına çıkmış, süresi de beş katını aşmış. Son yıllarda Sibirya’da ve büyük çaplı orman yangınlarını pek yaşamayan dünyanın çeşitli yerlerinde de büyük çaplı yangınlar çıktı. Mesela 2016 yılında Portekiz bu konuda alarma geçmişti. Şunu söyleyeyim: Kar örtüsüyle kaplı Alpler’de bile yangın vakaları artıyor. Neden? Çünkü bahar artık daha erken geliyor ve karlar daha çabuk, daha erken ve daha çok erimeye başlıyor. Sıkı durun, yine büyük bir rakam vereceğim: 2100’e kadar Alpler’in kar örtüsünde yüzde 70’lik bir kayıp bekleniyor. Bu kayıp hem kurak şartlara sahip olacak dağlardaki yangın olasılıklarını daha da artıracak, hem de küresel ısınmaya bir kat daha destek verecek. Isınma, yangınları artıracak, yani geri besleme kuvvetlenecek. Dahası, orman yangını sezonu (daha yüksek orman yangını potansiyeline sahip mevsimler) son 40 yılda küresel olarak daha uzun sürdü.

ORMAN YANGINLARINDAKİ BU ARTIŞIN ANA SEBEBİ

İklim değişiminin orman yangını sezonunun daha uzun sürmesine ve her yıl daha büyük alanların yanmasına, vaka sayısının artmasına sebep olduğu bilimsel olarak kanıtlandı. Orman yangınları genellikle ya insanlar tarafından yanlışlıkla başlatılır -yere atılan yanan bir izmarit gibi- ya da yıldırım gibi doğal nedenlerle. Fakat bu nedenler tetikleyici oluyor. Daha genel sebep olarak ya da ana destek ve zemin oluşturan faktör için kuraklık ve sıcak hava deniyor. Kurak, sıcak ve rüzgârlı hava biliyorsunuz orman yangını için en elverişli zemin. Çünkü daha yüksek sıcaklıklar buharlaşmayı artırıyor, dolayısıyla toprak da kuruyor, daha kuru hale geliyor. Buna ek olarak, kar erimeleri de artık daha erken başlıyor ve bu da toprağın daha uzun süre kuru kalmasına sebep oluyor. Orman yangınlarının arttığı bölgeler, sıcak ve kurak yerlerin dışında baharın erken geldiği bölgeler oluyor. Yangınlar sayı olarak da, süre olarak da, kapsadığı alan olarak da artıyor dedim ya, değişen bir sonuç daha: Yangınların kontrol altına alınışının geçen yıllara göre daha da zorlaştığı belirlenmiş durumda.

BAŞKA NELER ORMAN YANGINLARINI ARTIRIYOR?

İklim değişimi ile orman yangınlarının artışı arasındaki bir diğer bağlantı da böceklerle ilgili. Kene artışına dikkat çekmiştim hatırlıyor musun? Kene ve diğer haşerat kışın ciddi bir kayıp yaşıyor. E kış olmayınca bu sefer bu haşeratların sayısında patlama yaşanıyor. Ağaçlara zarar veren haşereler için sıcak iklim, üretkenlikleri ve hızlı gelişmeleri adına daha uygun şartlar sağlıyor. Daha uzun süren bir yaz mevsiminden de faydalanarak daha hızlı ve daha çok ürüyorlar. Ardından da ağaçlara zarar vererek onları daha hassas hale getiriyorlar, ormanlar yangına karşı daha zayıf düşüyor.

Bir diğer faktör olarak, ağaç kesme ve madencilik gibi insan faaliyetleri de orman yangınlarını artırıyor. Bakın, meteorolojik koşullardan bahsediyoruz ama bu son yıllardaki artıştan en az etkilenen bölgelerin çoğu insan faaliyetlerinin olmadığı alanlar olduğunu biliyor musunuz? Yani bu da ne olursa olsun işin başında insanoğlu olduğunun kanıtı.

AĞAÇLAR YAŞLI MI GENÇ Mİ?

Bir de ormanın yaşı meselesi var. Ağaçlar yaşlı mı genç mi? Daha genç ormanlar, yaşlı olanlara göre daha yüksek risk taşıyor. Bu yüzden, yaş olarak büyük ağaçlara gözümüz gibi bakmamız lazım, yani var olanı korumak çok büyük önem taşıyor. İnsan eliyle oluşan yangınların tamamı ama tamamı zarar. Ama doğada kendi içerisinde düzenli ve gerekli orman yangınları da var ki, doğada kendi ekosistemi içerisinde olup bitiyor. Yani bu yangınlar ekosistemin sağlıklı kalması için gelişiyor. Sonuç olarak da zeminde ve yeraltında birtakım çalılıklar, bitkiler gelişiyor ve bu bitkiler yangına karşı daha dirençli ve daha büyük, daha olgun ağaçların büyüyebilmesi için geniş bir zemin hazırlıyor. Yani gelişecek, büyüyecek ağaçlara bir anlamda koruma oluşturuyor. Fakat doğal yollarla gerçekleşmeyen (insan eli ve iklim değişimi desteği ile olan) yangınlar kontrolsüzce gerçekleşiyor ve maalesef çıkan yangınların çok büyük kısmını teşkil ediyor.

Orman yangınlarının fazlalaşması aslında görünenden daha büyük bir sonuç da doğuruyor. Yangın bitkileri, hayvanları, sürüngenleri, haşeratı ile doğrudan ekosistemi öldürerek, tam bir yaşam alanını yok ediyor. İnsanoğlu kaynaklarını tükete tükete dünyaya sığamaz hale gelmişken bu yangınlarla dünyasını daha da küçültüyor. Biraz önce “geri besleme”den bahsetmiştim. Bir geri besleme de yazımı bitirirken gelsin: Fazla karbonu atmosferden okyanuslar ve ormanlar çekiyor; karbon çeken ağaçlarımızı  bu yangınlarla kaybediyoruz. Atmosferde biriken karbon da iklim değişiminin etkilerini güçlendirerek daha fazla yangını tetikliyor. Su gibi hayat olan ormanlarımıza karşı biraz daha duyarlı olma temennilerimle sağlıcakla kalın efendim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.