Amerika macerası -2-

Kuzeye, Kanada sınırındaki Voyageurs National Park’a uzanan “shake down seyrimiz” (ilk seyir) problemsiz geçmişti, konforumuz için bazı küçük değişiklikleri de yapınca batıya doğru el frenini boşalttık.

Denizde bir seyrin başarısı çok büyük ölçüde ne kadar iyi hazırlandığına bağlıysa, karada da aynımsı! “Aynımsı” diyorum çünkü açık denizde teknenizi kenara çekip çekicinin gelmesini bekleme şansınız olmayabilir.

Bir yandan “her şey tam olmadan başlama” dediğimiz gibi, “her şeyin tam olmasını beklersen hiç yola çıkamazsın” da diyoruz. Diğer yandan iyice rahat olanlar “kervan yolda düzülür” der. Ben ikisinin arasında bir yerdeyim, hangi uca yakın olduğum önümdeki seyri nerede yapacağıma bağlı.

Risk management’ta (risk yönetiminde), “don’t risk anything you can’t afford to lose (kaybettiğinde yerine koyamayacağın bir şeyi risk etme)” der. 

Böyle bir başlangıcın ardından bizim seyrin felaket olduğu haberini bekliyorsanız rahatlatayım: Olmadı ama olabilirdi. Altımızdaki vasıta Kaan’ın 3.000 dolara aldığı (yenisi 150.000 dolar civarına kadar uzanıyor) bir karavan. Problemsiz olmayacağını düşünmek saflık olur. Sizin ne kadar becerikli olduğunuz alacağınız risklerin boyutunu belirler. Burada hayati tehlikeden ziyade maddi tehlikeden bahsediyoruz.

BATIYA DOĞRU… 

Kuzeye, Kanada sınırındaki Voyageurs National Park’a uzanan “shake down seyrimiz” (ilk seyir) problemsiz geçmişti, konforumuz için bazı küçük değişiklikleri de yapınca batıya doğru el frenini boşalttık.

ABD’de alışveriş merkezleri büyük bir otopark sahasında yerleşmiştir, bunlar, Wallmart gibi süpermarketler ile daha küçük işler, Mc Donald’s gibi restoran, oto parça vs gibi. 24 saat açık olan otoparkta “No overnight parking” levhası olmayan yerde park edip geceyi geçirebilir, bu iş yerlerinin tuvaletlerini kullanabiliriz. 

İlk arıza… Sabah Mc Donald’s kahvaltımızdan tuvalet durağımızdan sonra, marş da tık yok. Kaan arabanın altında starter’a vurunca çalıştı. Motoru durdurmadan elimizde kullanım kılavuzu, en yakın Autopart dükkânın önüne çektik. Büyük ihtimal tamircilerin -ayıptır söylemesi- t.ş.k dediği nesne fırlayıp dişliyi döndürmüyor. Onu tamirle uğraşacağımıza yenilenmiş, ucuz 60 dolar bir starter aldık, Kaan arabanın altına daldı. Tam iş bitti derken kontağı çevir yine tık yok. Yeni starter’a bir yerine iki elektrik çıkışı koymuşlar (başka lüzumsuz bir şey için) biz ötekini seçmişiz, zavallı Kaan tekrar arabanın altına, telin yerini ancak ağır starter’ı tamamen indirdikten sonra değiştirebiliyorsun. Geceyi park yerinde geçirip sabah yola devam. Ben uzun okyanus seyahatime başlamadan yenilenmiş bir alternatör, bir starter almıştım, arızada değiştiriyor, rahat zamanda tamir ediyordum. Tavsiye ederim.

“GO WEST YOUNG MEN”

Bu söz, genç ABD’nin batıya açılmasının mottosuydu. Bizim ilk etap, geçen ABD gezimde karın bastırmasıyla rotamı güneye değiştirince, kaçırdığım Yellowstone ve yakın komşusu Grand Teton milli parklarına. Yellowstone park girişine vardığımızda benim ihtiyar kartı kapıyı açtı. Kartın özelliği sade ihtiyara değil yanındakilere de giriş sağlaması, nesillerin bir arada bir gezi yapmaları için iyi bir teşvik olduğunu düşünüyorum. 

İlk milli park Yellowstone’un yıldızı gayzer “Old Faithfull” kayıtlar tutulduğundan beri muntazam, her 20 dakikada bir 40 metre yükseğe fışkırıyor. Ondan adını hak ediyor.

Ben önden gidip, seyredenlere aldırmadan tembel tembel yayılmış bufaloyu seyrederken Kaan karavandan sırt çantasıyla “take care” malzememizi getiriyor. Küçük masamız, sandalyeler açıldı, kahve ile bir cigar doğa harikasını seyrimizde bize eşlik ediyor. Günün saatine göre bizim “take care” masamızda kahve kupalarımızın içindeki sıvı değişiyor, ama dışardan bakınca aynı.  

Akşam benim en küçük torun ile komşu park Great Teton National Park’ta buluşuyoruz. Okuldan arkadaşları ile kamp yapıyorlar. Pırıl pırıl gençlerle barbekü sohbeti ne güzeldi. 

Geceyi bir kabin rezerve yaptığımız halde daha rahat olduğumuz kamp yerimizde geçirip, sabah tepesi karlı dağların eteğindeki gölde nilüferler arasında SUP yaparak geçiriyoruz. Burası turumuzun en beğendiğimiz noktalarından biri. SUP’ları şişirirken, Park Ranger’lerinden biri gelip kibarca SUP’ları denetliyor, pırıl pırıl suya indirilen her şeyin yabancı bir canlı getirmesini önlüyorlar. Diğer ilginç kontrol ise yiyeceklerle ilgili. Yiyeceklerin muhafazası için çelik dolaplar var. Parktaki vahşi ayıların gelip insan yiyeceği yememesi, onların saf vahşi kalmaları için. Vahşi hayata yiyecek vermenin cezası var. Asıl büyük ceza, ayıya oluyor, öldürmeleri lazımmış eğer insan yiyeceğine alışırsa.

LEWIS VE CLARK 

13 eyaletten oluşan ABD büyümektedir. O devirde günümüz ABD’si üçe bölünmüş gibi. Doğuda ilk 13 eyalet, ortada Mexico Körfezi’nden Kanada’ya uzanan Louisiana, batıda İspanya’nın üstüne çökmeye çalıştığı bölge yerli kabilelerin elinde.

Fransa’dan Louisiana satın alınmış, Başkan Thomas Jefferson Kaptan Cook’un Amerika’nın pasifik kıyılarına yaptığı seyri de okumuştur. 1803 yılında Fransa’dan satın alınan Louisiana bölgesini keşif için ordudan Yüzbaşı Meriwether Lewis’i görevlendirir. Lewis arkadaşı William Clark’ı da yanına alır, ordudan ve sivil görevlilerle oluşan 40 kişilik grup Pensilvanya’da inşa ettirdikleri nehir gemisiyle Missouri’de sefere başlar. Öncelik Missouri’yi keşfederek ABD’nin ortasına ulaşım ağını yerleştirmek. Mola verdiğimiz parkta iki kâşif onuruna adlandırılmış köprüye bizle beraber paslanmaz çelik yerli prenses heykeli bakıyor. Missouri’nin başladığı yerden sonra Colombia nehrini takip ederek Pasifik’e ulaşan Lewis & Clark’ınkiyle aynı yoldayız.

Önümüz sağımız solumuzda sonsuz okyanus gibi görünen bozkır bir zamanlar yerlilerin at koşturduğu vatanlarıydı. Böyle sonsuzluğun içinde kaybolmayı seviyorum. Hayallerimde sonsuzlukta dolaşırken Dakota’da Custer’la Kızılderililer arasında geçen en büyük savaş alanından geçiyoruz, hüzünleniyorum.

Lewis ve Clark yerlilerin önemli yardımlarıyla kâh nehirden kâh at sırtında 862 gün süren maceradan döndüğünde, genç Amerika hükümetine değerli bilgiler getirdi ve batı kıyıları Pasifik okyanusuna kadar ülkeye katıldı.

Mr. Murpy yine bizim arabaya çomak soktu. Bizim maceramız da onlarınki kadar dertli olacak gibi, Amerika’nın doğusundaki sıradağ Rocky Mountain’e yaklaşıyoruz, Kaan “fren gitti”. 

“Ne demek fren gitti?” Power steering ve fren gitmiş, pompalayarak fren yapabiliyor, Allahtan şehir içindeyiz, acil durum ışıklarla bir park yerine girdik. Kayışlar kopmuş, yetti gari diyeceğim Bodrum’da olsam. 

Ama Kaan’da ben de inatçıyız, Kaan araba altında sürüngen olmaya pes dedi, ağır ağır tamirciye ulaştık. Uzun uğraşmalar sonu değişen kayış çıkıyor yine, power direksiyon ve power freni pompalayan kayışın oturduğu volan eğrilmiş olduğunu bulundu, nasıl eğrileceğine aklım almıyorsa da bulduğumuz sözde aynı volan da uymayınca burada esir olacağımıza yola devama karar verdik.

Otoyolda direksiyon tutmak düz gittiğimizden zor değil ama freni eski kamyonlar gibi pompalamak zor. Kıtanın batısına geçmek için Rocky Mountain duvarını aşmamız gerek. 10.000 feet’ten yüksek dağa ıkına sıkına tırmanan karavanımızı dağdan aşağı yüzde 10 eğimli yolda kazasız indirdikten sonra artık bize bir şey olmaz. Colombia nehrine ulaştığında herhalde Lewis ve Clark da bizim kadar rahatlamıştır.

VE İŞTE PASİFİK

Artık Oregon eyaletindeyiz, Vancouver’ı geçince Cannon Beach dokunacağımız kadar yakın, ama önce karanlıkta ulaştığımız AVM parkında geceliyoruz, zor bir gün geçirdik. Terli bedenlerimizi artık yarın Pasifik’te yıkarız.

İşte geldik… Puslu gök yüzünde bulutlar gelen dalgalara eşlik ediyor. Millerce uzanan plajda insanlar günün keyfini çıkarıyor.

Karavanı denize nazır (denize olur mu, okyanusların en büyüğüne nazır) çekmişiz iki kere geçtiğim okyanusların en büyüğünü içime çekiyorum. Özlemişim.

Buraya kadar üç zaman dilimi, 2.000 mil üzerinde yol katettik. İki araba problemi yaşadık ama gemimizi okyanusa nazır park ettik. Gelsin şimdi bizim take care masası…

Şimdi Pasifik kıyısından Kaliforniya’ya kadar inip güneyden döneceğiz…☸

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.