Doğu Demirkol Rüzgâr onu seviyor

Hayran kitlesi gitgide büyüyen komedyen ve oyuncu Doğu Demirkol’a özel, Alize Yatçılık’la yelken workshop’u düzenledik… Fotoğraflar: Zeynep Demiralp

Komedyen ve oyuncu Doğu Demirkol’un “Yetenek Sizsiniz” programında seyirci tarafından yuhalanmasından sonra hava tahmin raporları onun için pek olumlu haberler vermiyordu. Ancak Demirkol’u bir sürpriz bekliyordu. Programdaki tavırları Nuri Bilge Ceylan’ın dikkatini çekmiş, ünlü yönetmen kendisine 2018 yapımı Ahlat Ağacı’nda önemli bir rol teklif etmişti. Doğu Demirkol filmdeki rolünün altından başarıyla kalktığından beri de rüzgâr, Demirkol’u havasız bırakmıyor. Stand-up gösterileri kendine has bir hayran kitlesi kazanmış durumda. Şimdilerde ekibiyle beraber, BluTV’de izleyebileceğiniz Doğu dizisinin ikinci sezonunu da yazıyor. Biz de hem Türkiye’nin en başarılı yelkencilerinden hem kendisi de oyunculuk yapmış, ayrıca dizi ve sinema oyuncusu Suna Selen ile yönetmen ve oyun yazarı Güner Sümer’in oğlu, Münir Özkul’un üvey oğlu Sinan Sümer’le beğenerek takip ettiğimiz Demirkol’u yarış teknesine çıkarmayı düşündük. Geçen ay buluştuğumuz Demirkol’un ilk yelken dersini, geçmişine bakıp baş edebileceğine inanarak sert bir havada verdik. İşte ardından konuştuklarımız…

“HAYATIM YARIŞ TEKNESİ GİBİ”

Bir yarış teknesinde yelken dersi almak neler düşündürdü?

Yarış teknesinin yarış teknesi olduğunu anlayacak donanıma sahip olmadığımdan mütevellit başta teknenizi takdir ve tebrik edememiştim açıkçası (gülüyor). Beni biraz aksiyon için yarış teknesine getirdiğinizi söylediğinizde de içimden “So what, ne olmuş yani?” demiştim hatta. Ama en son marinaya dönüşte o başlangıç seviyesi, profesyonel olmayan yelkenlileri görünce, garibanları, işte o zaman anladım bizimkinin kıymetini (gülüyor). İmkânın yoksa uzak duracaksın bu işten arkadaşım.

Bizden önce gezi yelkenlisinde bulunmuşsunuz. Şimdi konuya bakış açınız değişti mi?

O gezi teknesinin nasıl kullanıldığını gözlemleme şansım olmadı. Çünkü benim “demir atık vaziyet” diye tabir ettiğim alargadaydık. Yarış teknesinde kilidiyle, vinciyle uğraşmayı geçtim. Dümen bile kolay değildi bence, çok komplike.

Hayatının dümenine geçebilmiş biri olmanız asıl ilgimizi çeken. Dümeni, yani kontrolü ele aldığınızı ilk ne zaman hissettiniz?

Gururumu okşayan bir soru olsa da aslında çok da öyle dümeni elime almış gibi hissetmiyorum. “Havaya atılan bir taşın şuuru olsa kendi isteğiyle düştüğünü zannederdi” demiş Spinoza. Bundan, insan düşünebildiği anda hemen egosunu köpürtmeye meyyal, sonucuna varmak da mümkün. Ayrıca kontrolü sağladığım, konfora ulaştığım anda benim huzurum kaçar. Bir amaç, bir rekabet, bir mücadele olmadığı zaman sıkıcılaşıyor sanki dünya. O yüzden hayatımı şimdiye kadarki süreçte yarış teknesine benzetebilirim. Ama yarış aralarında biraz muhabbet edip, gün batımını izleyip nefeslenmek de lazım…

“KAFAMI BOZMA TÜPSÜZ DALARIM”

Tekne deyince zihninizde neler canlanıyor? Hayalinizdeki tekneyi sorsam…

Dayımda bir Azimut 50 vardı, onu sevmiştim. Neyin nerde olduğu belli, net bir tekneydi. Sevdiğim bir abim de Vision F marka katamaranların üreticisi. Bayıldım ama uzaktan. Haddimi bilerek, uzaktan bayıldım kendi dünyamda. Bence insan bu işi gerçekten sevmiyorsa, uzak durmak en mantıklısı. Hava atmak, şekil yapmak için girilen tekne işi, ne kadar para harcarsan harca aşağılanmaktan kurtulamayacağın bir alan. 20 metrelik tekne gayet güzelken, yanına 60 metrelik bir şey gelince “Aşkım, o tarafa bakma hayatım” moduna girilip başka koya gitme noktasına gelinebilir. Bu konuya kafa yordum biraz; küçük ama tarz, 13 metre civarında bir Chris Craft benim olayım. Büyük bir teknede denizi hissedemiyorum.

Deniz deyince aklınıza neler geliyor peki?

Denizi sevmek bir aşkı yaşamaktır umarsız ve ürkek… Bir düşü yeşertmektir ve… Ve bir çocuğu büyütmek, hırpani ve eprik… Bungun ve duyumsal… Bir perinin kanatlarında yakamozu seyretme ve de… Ve de şey… Bende galiba edebi bir tarifi yok bu deniz sevgisinin. Uğraştım ama çıkmadı özür dilerim (gülüyor). Ama güzel ya. Özellikle yelken. Allah’ın rüzgârını kullanarak deniz yoluyla her yere gidebilirim düşüncesi, bence anormal bir özgürlük hissi…

Kite mı yapıyordunuz siz? Ayrıca sosyal medyada “Kafamı bozma, tüpsüz dalarım,” diyerek bir dalışa hazırlık fotoğrafınızı paylaşmıştınız…

Kite’ı iki saat yaptım sadece. Bilge Efendi’yle (Öztürk) tam tahtaya çıkıyorken rüzgâr kesildi. Mustafa Sandal King Abim seneye öğretecek gibi duruyor ama bakalım… Açıkçası aşırı heveslenmedim kite’a ben. Buna benzer herhangi bir şeye 100 saat ayırıp, kendi çapımda eğlenebilme noktasına ulaşacaksam tenisi seçerim gibi geliyor. Dalış da, saatimi falan düşürmedikçe de pek dalmam, teşekkürler…

“KENDİMİ TAM ELİT SANACAĞIM…”

Teknede en uzun ne kadar vakit geçirdiniz? 2019’da da gulette görmüştük sizi arkadaşlarınızla…

Mustafa Sandal Abi’nin teknesinde üç beş gün kaldım, en uzun tecrübem oydu. Gulette arkadaşlarla Adalar turu yapmıştık. Şimdi düşününce teknede hiç vakit geçirmemişim. Kendimi tam elit sanacağım bir aydınlanma geliyor.

Nelerle meşgulsünüz şu sıralar? Sizi nerelerde izleyebiliriz?

BluTV’deki Doğu dizisinin ikinci sezonunu yazıyoruz. Evrensel bir iş olsun, çağdaşımız olan insanların genel dertlerini yansıtmakla kalmasın zaman zaman insanın en temel dürtülerini de sorgulasın, zamansız da olsun gibi endişelerimiz olduğu için her bölümde, en az bir sahnede, “Hakikaten lan!” dedirtme çabasındayız. O yüzden biraz zaman alıyor yazma süreci. Ama zevkli… Onun haricinde belki bir TV projesi olabilir. Bir de tabii asıl alanımız olan stand-up gösterilerimiz başlamıştır efendim.

Kasım programınızı da öğrenebilir miyiz o zaman?

13 Kasım Beylikdüzü AKSM, 14 Kasım Atatürk Üniversitesi, 19 Kasım Uniq Hall, 20 Kasım Samsun Atakum K.M., 27 Kasım Adana PGM ve 29 Kasım Yenişehir, Mersin. Bekleriz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.