PIZA ŞEHRİ, PIYOMOBIN KAL’ESİ VE MONTO CINTARYA/ARCANTARYA KENARLARI

“Mezkûr suya Arno dirler. Bir dağdan çıkar. Andan Firantin şehrinün ortasına uğrar. Andan geçer gelür. Pisa şehrinün ortasından dört mil yirde denize koyulur.”

Böyle başlar Piri Reis, bugün Toscana namı ile ünlü İtalya kıyılarını anlatmaya ve ben bu anlatıma bir kez daha vurulurum. Yalın, hoş ve her sözcüğü anlamlı. Reis’in Arno dediği ırmak, bugün de bu adla bilinir. Çıktığı dağ Apeninler’dir. Firantin ise bugünün Firenze kentidir. “Piza şehri ile Firantin şehrinün mabeyni -arası- bir buçuk günlük yoldur.”

Piri Reis ırmağın içine gemilerin girdiğini ve Pisa kentinin önüne kadar gittiklerini anlatır. Burada, ırmağın denize kavuştuğu yerden üç mil içeride, Porto Pizan-Pisa İskelesi’nin bulunduğunu yazar.

Bugün hepimizin eğri kulesi ile bildiğimiz Pisa, bir zamanlar Ceneviz ve Venedik gibi denizci devletlerle başa baş mücadele edecek kadar güçlü bir cumhuriyet idi. Ancak Pisa’nın bugün bile önde gelen niteliği, tarih boyunca özellikle Rönesans döneminde, Floransa ile yarış halinde bir sanat ve kültür merkezi olmasıdır.

Ben Porto Pizan’ı göremedim ama bu normal çünkü bugünün ne ticaret gemileri ne savaş gemileri bu sığ nehre girip de kentin önündeki iskeleye kadar gelebilirler. Gemiler gelemezler ama kente neredeyse yılın her günü Livorno limanından veya karadan binlerce turist gelir. Hangi milletten olursa olsun bu kızlı erkekli ademlerin yaptıkları tek şey, her an yıkılacakmış gibi duran Pisa Kule’sine çıkmaktan bile daha çok, şekilden şekle girip, fotoğraf çektirmek ve çekmektir. Fotoğrafların hemen tümü de kuleyi tutuyormuş, yıkılmasını önlüyormuş veya iki elinin arasına almış pozlarıdır. Bu fotoğrafları da Facebook vs. kanalıyla anında herkesle paylaşırlar ki tümüyle seyrine doyulmaz bir şaklabanlıktır. 

The little church of Panagia gorgona situated on a rock in Skala Sykamias, a picturesque seaside village of Lesvos.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.