Herkül’ün sütunları arasından sonsuz karanlığa

Kon-Tiki isimli sal ile Atlantik’i geçen Thor Hayerdahl, bir kitabında “Denizciler teknelerinden ayrıyken bir türlü rahat edemezler, en kısa zamanda geri dönmek isterler. Çünkü aralarında oluşan bağ, annenin kucağındaki bebeğin durumu gibidir, denizciler kendilerini teknelerinde emin hissederler. Şartlar ne kadar kötü olsa da” der…

Üç haftadır devamlı esen, arada sırada 9 hatta 10 kuvvete çıkan batı rüzgârı kışı geçirdiğimiz Aguadulce’de herkesi çıldırtmak üzere, teknelerin armalarından çıkan ses Çin işkencesi gibi, biraz daha devam etse eminim intihar olayları izleyeceğiz. Çekek yerinde teknelerde rüzgârdan çalışmaya imkân yok. Bizim derdimiz ise ay sonu Seville Feria’sını (fuar) izlemeye gidebilmek, şeytan kulağına kurşun teknede pek fazla iş yok. Her gün hava raporu yeni bir cephe tehdidi ile geliyor. “Cepheler” alçak ve yüksek basınç sistemlerinin arasında oluşan sınırlardır, genellikle bizi ilgilendiren soğuk cepheler alçak basınç sisteminin önünde bölgemize gelir çoğu zaman istemediğimiz rüzgâr bazen yağış getirirler ki olmasa aramayacağınız tatsız şeylerdir. Şikâyetin pek faydası da yok, “İlkbahar” mevsimlerin en yerinde duramayanıdır. Bu mevsim, birçok denizde olduğu gibi Akdeniz’de de yerine oturmamış, güvenilmez havaların mevsimidir. Geçen yıl Marmaris’te olduğu gibi bu yıl da burada bahar kıştan kötü. Devamı Ekim 2014 sayımızda…

Türkiyeden sonra 1-84 Türkiyeden sonra 1-86

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.