Pirat sınıfının şampiyon ismi; Çağlan Kuruner

Sağlıklı yaşam destek ürünleri sunan Zade Vital’in deniz tutkunu Genel Müdürü Çağlan Kuruner, “denize çıkan sağlıksız olmaz” diyor. Pirat sınıfında son 10 yılda beş şampiyonluğu da bulunan başarılı yelkenci ve iş insanı Kuruner ile buluştuk.

Bütünsel sağlığın destekçisi Zade Vital’in yeni genel müdürü, başarılı bir yelkenci. Tıp eğitimi almış ve bir dönem hekimlik yapmış olan bir isim aynı zamanda. Çağlan Kuruner’in son 10 yılda Pirat sınıfında beş Türkiye şampiyonluğu bulunuyor. Güçlerini birleştirdiği markayı duyunca biz de kendisiyle beslenme ve yelken hakkında konuşmak istedik. Kuruner’e klasik yelkenciliğin tüm unsurlarını taşıdığından, yani çok teknik iş gerektirdiğinden özellikle Almanların önem vermesine şaşırılmayacak Pirat’a ülkemizdeki ilgiyi de sorduk.     

YETMİŞLi YILLARDA BAŞLAYAN YELKENCİLİK

Yelkenle kaç yaşında ve nasıl tanıştınız? 

11 yaşındayken Galatasaray Spor Kulübü’nde tanıştım. Engin bir dünyaya adım atarak özgürlüğün ne demek olduğunu, denizde tek başına olma duygusunu, karar verme ve inisiyatif almanın verdiği özgüveni o yaşlarda hissetmenin heyecanını dün gibi hatırlarım. İçimde büyüyen yelken sevgisi ve yoğun bir tempo ile bu alanda çalışmalarıma devam ederek, 1981’de yelken milli sporcusu oldum. 

Optimistteki başarınızla kamuoyunun da dikkatini çekmişsiniz…

Ülkemizde yelken sporunun henüz çok konuşulmadığı ve uluslararası platformlarda varlığımızın olmadığı bir dönemde, 1981’de düzenlenen Balkan Şampiyonası’nda Optimist sınıfında üçüncü oldum. 1983’te Optimist sınıfında Türkiye’nin ilk Balkan Şampiyonu oldum. Ülkemiz için alanında bir ilk olan bu başarı, spor otoritelerimizin dikkatini çekerek yelken sporunun gündeme gelmesini sağladı. Kamuoyu oluşturmaya vesile olmaktan çok mutluyum. Şampiyonanın ardından dönemin cumhurbaşkanı ve başbakanı tarafından Ankara’da kabul edilmiştim. 1984’te de rüzgâr sörfünde Türkiye ikinciliği elde ettim. O yıl Milliyet Gazetesi tarafından “Yılın Sporcusu” adayı olarak gösterildim.

Ören’de bir yelkenliniz var, değil mi?

Benim için spor ya da hobinin çok ötesinde bir yaşam biçimini ifade ediyor yelken. Tıp eğitimi ve hekimlik gibi başka odakların ağır bastığı dönemler olsa da hiç kopmadım. Bugün de yarışlar dışında fırsat buldukça Bodrum Ören’deki yelkenlimle denizlere açılıyorum, dalgalara ve rüzgâra karşı mücadele ederken, yaşam enerjisiyle doluyorum. 2014 model Bavaria 37 feet bir teknem var. Yaz kış teknemle denizde olmaya özen gösteririm. Hayattan zevk aldığım, kendimi dinlediğim, kendimi değerlendirdiğim önemli bir kaçış yeri. Yıllık izinlerimde, bayram tatillerinde ve ayda en az bir hafta sonu giderim.

PİRATIN YAŞI YOK

Son yıllarda sizi hep Pirat şampiyonluklarınızla duyduk. Bu sınıfta sizi cezbeden ne?

2009’da kızımın yelkene başlaması benim için de bir fırsat oldu. Ben de 2010’da Milli Takım’la Avrupa Şampiyonası gibi uluslararası ve ulusal müsabakalara tekrar katılmaya başladım. Son 10 yılda Pirat sınıfında beş Türkiye şampiyonluğum bulunuyor. Pirat, dizayn olarak klasik bir yelkenli. Günümüzdeki piratlar, eski ahşap piratlara göre çok daha konforlu ve performanslı. Her türlü performansınızın sonuca etki ettiği bir tekne olması beni cezbediyor. Bunun yanında 18-19 yaşındaki gençlerin de 55-60 yaş grubunun da birlikte yarışabildiği nadir sınıflardan biri olması benim de bu sınıfı tercih etmemdeki en önemli unsur.

İyi veya kötü, zihninizde yer eden bir hatıranızı paylaşır mısınız?

2015’te Avusturya’da yapılan Avrupa Şampiyonası’nda ikinci sırada bulunduğumuz bir yarışta şamandıraya 100 metre kala ekibi bırakıp kendimce doğru olan farklı bir yöne gidip, şamandırayı 42. dönmemize neden oldum. Benim için yıkım olmuştu. Göllerdeki termal rüzgâr etkisini hesap etmemem bana pahalıya mal oldu. 

Ayrıca Türkiye Yelken Federasyonu’na bağlı Pirat Komitesi üyesi ve sözcüsüsünüz. Ülkemizde bu sınıfa ilgi nasıl?

Pirat ağırlıklı olarak Almanların önem verdiği, genelde orta Avrupa ülkelerinde ve Şili’de bulunan bir sınıf. Ülkemizde de bu sınıfın varlığının sürdürülmesine yönelik çalışmalar yapıyoruz. Şu anda Optimist’ten sonra, yarışan en geniş sporcu sayısına sahip filoyuz. Fakat pirat klasik yelkenciliğin tüm unsurlarını taşıyan bir tekne. Günümüzde genç yelken tutkunlarının biraz daha hızlı ve angaryası daha az teknelere yöneldiğini gözlemliyorum.

Pirat sanki Kocaeli tarafında daha yaygın. Kulüp iş birliklerinizi anlatabilir misiniz? 

Pirat aslında İstanbul ve Kocaeli bölgelerine yarı yarıya dağılmış durumda. İstanbul’daki tekneler şahıslara ait olmakla beraber Kocaeli bölgesindekiler ağırlıklı kulüplerin elinde. Her yaştan insan gerçek yelkenciliği öğrenmek ve tatmak için Pirat yapabilir. Pirata başlamak isteyenlerin öncelikli olarak yelken kulüpleriyle irtibata geçmesini öneririm. Önceden de bahsettiğim gibi gençlik yıllarından orta yaş sonuna kadar yapılabilecek, becerilerinizin karşılığını görebileceğiniz bir tekne. Avrupa Şampiyonası’nda 70 yaşındaki bir çift yarışıyordu.  Sert hava koşullarına rağmen oldukça başarılı bir performans çizdiklerini hatırlıyorum. Pirat yaşsız ve zamansız bir tutku. 

“DENİZE ÇIKAN SAĞLIKSIZ OLMAZ”

Cerrahpaşa’da tıp okumuşsunuz ve şu an sağlıklı yaşam markası Zade Vital’in genel müdürüsünüz.

Zade Vital her adımında doğadan güç ve ilham alan çok özel bir marka. Doğa bize ihtiyacımız olan her şeyi sunuyor. Bizlere de ona kulak verip, bilimin ışığında ve Ar-Ge’deki uzmanlığımızla bu hediyeleri kullanıcılarımıza sunmak kalıyor. Biz “bütünsel sağlığın” korunmasını savunuyoruz. Spor ve beslenme bütünsel sağlık için birbirinden ayrılmaz parçalar. Yelken sporu da bütünsel sağlığın önemli bir destekçisi. Temiz hava, doğa, spor ve centilmence rekabet… Bunlar fiziksel ve zihinsel sağlığın temel taşları. Yelken benim için mutluluk ve sağlık denkleminin anahtarı gibi. “Denize çıkan sağlıksız olmaz” diyorum.

Yelken sporuyla uğraşanlar hangi vitamin ve mineral desteklerinden faydalanabilir?

Yoğun antrenmanlar sırasında terle beraber vücudumuz için hayati önem taşıyan magnezyumun eksikliğiyle karşı karşıya kalabiliriz. Sağlıklı kemik gelişimi için kaybedilen kalsiyum ve magnezyumu zengin içerikli bir takviye kullanımıyla telafi etmemiz önemli. Hatta kemik ve kas gelişimi için düzenli D vitamini kullanımına ihtiyaç duyabiliyoruz. Öte yandan, yapılan çalışmalar kolajen kullanımının özellikle eklemler üzerinde olumlu etki gösterdiğini ortaya koyuyor. 

BAŞARININ ANAHTARI EKİP ÇALIŞMASI

Düzenli spor yapan çoğu kişi kolajen takviyesi kullanıyor…

Özellikle Zade Vital olarak yan etki açısından en güvenilir ve insan kolajeni ile en uyumlu olan deniz ürünlerinden ürettiğimiz Zade Vital Marine Kolajen; içeriğindeki elastin, hyaluronik asit, üzüm çekirdeği ekstresi ve vitamin katkıları ile cilt sağlığını desteklemekte ve esnekliğini artırıyor. Güneşin cildinizi yıpratıcı etkisini önemli derecede azaltacağınız, çok daha elastik ve dinç bir cilde sahip olmak için ideal bir ürün. Spor yaparken veya evimizden uzaktaki markete yürürken enerjmiz bitmesin istiyorsak daha zinde hissetmek için C vitamini ve multivitamin kullanımı da çok önemli. 

Yelkenin iş hayatınıza etkisiyle bitirelim mi?

Yelken sporunda ekip olmak ve ekip çalışması son derece önemli. Piratta iki kişi yarışıyor. 2015’te eski takım arkadaşım Göcek’te yaşamaya karar verdiği için yollarımız maalesef ayrıldı. Sonra iki sene boyunca hemen hemen her yarışa başka bir arkadaşımla katıldım ve beklemediğim sonuçlarla karşı karşıya geldim. Neredeyse hiç başarılı olamadık. 2017’de şimdiki partnerim sevgili Bedii Atasagun’la yollarımız kesişti. Düzenli beraber yarışarak tekrar performansımızı eski günlere döndürdük. Dolayısıyla gerek iş gerek spor hayatında ekip çalışmasının önemini bir kez daha yaşayarak gördüm ki bu beni çok etkilemiştir. Ve işte de tıpkı denizdeki gibi, tüm ihtimalleri düşünmek ama yine de ritmimizi bozmadan sükûnetle hareket edebilmek yelkenciliğin bize hediyesi. Hem denizde hem de çalışma hayatında yelkenlerin fora olmasını diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.