GÖCEK’TE YENİDEN KAOS ÇANLARI

2016 yılında mavi yolculuk kıyılarımızın gözbebeği Göcek’te Göbün, Küçük Sarsala, Manastır ve Bedri Rahmi’deki yat mola noktalarının sözleşmelerinin yenilenmemesi ve kamu yönetimi tarafından ihale açılmasıyla tam bir karmaşa yaşanmıştı. Neyse ki, aklı selim ile bir çözüm yolu bulunmuş, bu mola noktalarını yaklaşık 30 yıldır işletmekte olan 20 ailenin kurduğu Dalaman Yat Turizmi İşletmecileri Kooperatifi ile kamu yönetimi arasında yeni bir sözleşme imzalanarak yıllardır sürdürülmekte olan düzenin devamı sağlanabilmişti. 2018 yılında imar affının ortaya çıkmasıyla tüm kıyılarımızda olduğu gibi Göcek’te de yeni bir hareketlilik ortaya çıktı. Gerçi, imar affı 2017 öncesi yapılan inşaatları kapsıyor; Göcek gibi Doğal Sit Alanları’nı, Orman statüsündeki arazileri, 50 metrelik kıyı şeridini,  Arkeolojik Sit Alanları’nı kapsamıyor. Ama… 2018-2019; bir buçuk yıllık sürede Göcek’in beş koyunda irili ufaklı tesisler inşa edilmiş ya da inşa faaliyeti başlamış durumda. Bunlardan üçü Çevre Bakanlığı’nın 1/100.000’lik Çevre Düzeni Planı, O21 Paftası’nda Arkeolojik SİT Alanı, Doğal Sit Alanı ve Orman sahası olarak tanımlı (Kuyrucak-Binlik, Hamam ve Bedri Rahmi-Taşyaka). Biri Doğal Sit Alanı ve Orman sahası (Sıralıbük-Küçük Hurma); Biri de Doğal SİT Alanı olarak tanımlı bölgede (Yavansu).

Yeni girişimcilere soruyorsunuz, özetle “Burada bizim tapulu arazimiz var, imar affından yararlanıp bir tesis kurduk, devlet işletme ruhsatı verirse burada karınca kararınca kendi işimizi yasal bir şekilde yapacağız” diyorlar. Bu girişimcilerin mülkiyet ya da zilyetlik haklarını, ticari faaliyet izinlerini ya da müktesep haklarını vs. denetlemek ve değerlendirmek kamu yönetiminin görevi, bizim değil.

Göcek’te kurulu dört yasal tesisin oluşturduğu kooperatif ise sancılı. Onlar da diyor ki; “Bizim kimsenin ekmeğinde gözümüz yok. Ama biz bu tesislerin her birini devlete yılda 300 bin TL (yani toplam yıllık 1.200.000TL) kira verip işletirken, Dalaman’dan kapı komşularımız tapusu olmayan, işletme ruhsatı olmayan iskelelerine ecrimisil bedeli, Orman Bakanlığı’na bakım katılım payı, Belediye’ye ruhsat harcı, devlete vergi ödemeden bu koylarda işletme kurarlarsa, büyük bir haksız rekabet ile karşı karşıya kalırız.”

Bu durum denizcilerin de kafasını karıştırdı. Bazı denizciler diyor ki, “Yan yana iki benzer tesis biri kıymalı pideyi 20 TL’ye biri 40 TL’ye satıyor. Biz de bu fiyat farkından bıktık!” Oysa devlete 300 bin TL. kira ödeyen tesis sezonda beheri 40 TL’den satacağı 7500 pideyi kira bedeli olarak ayırmak durumunda. 7501’inci pideden itibaren tesisin sahibi dört-beş aile için kazanç-kâr hesabı başlıyor.

Sonuç 1: İmar barışından yararlanıldığı iddia edilerek şu ana kadar Yavansu, Kuyrucak (Binlik), Hamam, Sıralıbük (Küçük Hurma) ve Taşyaka-Bedri Rahmi Koyları’nda beş adet yeni tesis girişimi ortaya çıkmış durumda. Bunların bir kısmı 10 metrekare bir baraka, bir kısmı bir çardak bir küçük iskele, bir kısmı da turistik tesis ve büyükçe iskelelere sahip (Kayda geçmesi açısından bazı fotoğraflar da sunuyorum.) Bu girişimcilerin henüz bir işletme ruhsatı yok, ama imar barışına başvurmuşlar. Çoğu ticari faaliyet gösteriyor. Bir kısmı da tam faaliyete geçmemiş, yani beklemede.

Sonuç 2: Dört yasal yat mola noktasını işleten kooperatifin 30 üyesi var. Bu üyeler 20-30 yıldır mevcut tesislerin hissedarı olan aileleri temsil ediyor. Şimdi bu hissedarlardan bazıları, “Biz devlete ödediğimiz kira ve vergilerle bu yeni tesislerle rekabet edemeyiz, yakında batarız. Bir alıcı çıkarsa tesisimizi satalım” diyor. Bazı hissedarlar ise “Hissemi satayım, karşı koyda kendime küçük de olsa bir çardak-iskele kurayım” düşüncesine gelmiş durumda.

Şikâyetler ve yanıtlar

Mevcut ve 1977’den itibaren yasal konumda olan yat mola noktaları işletmecileri belediyeye, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, Orman Bakanlığı’na ve Mülki İdare’ye yeni yapılaşmalar konusunda inceleme ve önlem alınması talebiyle başvuruda bulunmuş. Bu yeni girişimlere itiraz edenler sadece mevcut yat mola noktalarını işleten kooperatif üyeleri değil, Göcekliler de dertli. Fethiye Kent Meclisi (Göcek Halk Meclisi) de koyların doğal zenginliği zedeleniyor diye Çevre Bakanlığı’na başvurmuş, inceleme ve tedbir istemiş. Kamu yönetimi şu ana kadar sadece Arkeolojik Sit Alanı olan Hamam Koyu’ndaki iskele ve barakayı mühürlemiş. Ama bu iskele temmuz ayının ilk günleri itibariyle kullanılır halde. Bir-iki tesise çeşitli gerekçelerle 3-5 bin TL ceza kesilmiş. Başkaca bir idari işlem yok.

Sonuç 3: Göcek, dağınıklığa son verilen ÖÇKB (Özel Çevre Koruma Bölgesi) sisteminin oluşturulduğu 80’li yıllardan sonra, bir kez daha kaos havasına girmiş durumda. Eğer mevcut yapılaşmalar konusunda kamu yönetimi ivedilikle bir değerlendirme ve düzenlemeye gitmezse, 2020 yılında Göcek’teki her kuytuda-kovukta bir gözleme-yayık ayranı dükkânı görürsek şaşırmamak lazım. Böyle bir gelişme yaşanırsa da, ulusal ve uluslararası yat turizmi açısından Göcek’in cennet koylarının cazibesinin düşeceği bir gerçek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.