45 yıl sonra TCG Kocatepe Şehitleri

TCG Kocatepe şehitlerimiz bu yıl ilk kez hem Girne’deki Deniz Şehitleri Anıtı’nda hem de denizde yapılan bir törenle KKTC’de anıldılar.

Kıbrıs sularında Mavi Vatanımızın bağrında yatan, tam 45 yıl önce kaybettiğimiz TCG Kocatepe (D 354) muhribimizin 54 şehidini andık. Gemi, bugün Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) kısmında, adanın batısındaki Baf Limanı’nın karasuları içinde batmıştı. 21 Temmuz sabahı Girne açıklarında Kocatepe gazileri ve şehit yakınlarının bulunduğu gemiden anavatandan getirilen çiçek demetlerini Akdeniz’in turkuaz sularına bıraktık. Anavatan ve yavru vatandaki milyonların kalbinin derinliklerinden gelen vefa ve minnet duyguları Kıbrıs’ın batısında deniz dibinde yatan D354 borda numaralı, çelik mabede erişerek, kaybettiğimiz 3 subay, 14 astsubay ve 37 erimizin ölümsüz ruhlarını sardı. TCG Kocatepe şehitlerimiz 1974 yılından bu yana 18 Mart’ta (2002 öncesinde 4 Nisan’da) diğer deniz şehitlerimiz ile birlikte anılıyor. Ancak bu yıl ilk kez hem Girne’deki Deniz Şehitleri Anıtı’nda hem de denizde yapılacak bir törenle KKTC’de anıldılar. Her iki törene de TCG Kocatepe gazileri ile şehit aileleri katıldı. Sayın Levent Karataş başkanlığındaki Boğaziçi Deniz, Çevre ve Spor Kültürü Platformu ile Kıbrıs Türk Şehitlikleri ve Mili Parklar Vakfı işbirliği ve eşgüdümle icra edilen bu törene anavatandan 22 şehit yakını ile 22 gazi davet edildi.

KOCATEPE İSİMLİ BİR MUHRİP

Kocatepe trajedisi ile tanışmam bahriye öğrenciliğime uzanır. 21 Temmuz 1974 Pazar günü, Heybeliada’da 16 yaşında Deniz Lisesi ikinci sınıf öğrencisiydim. Kıbrıs Barış Harekâtı bir gün önce başlamış, kahraman deniz piyadelerimiz Girne’de Yavuz plajında kıyı başını tutmuştu. Bizler henüz gerçek bir savaş gemisinde bulunmuş bile değildik. Ama kalplerimiz Kıbrıs ve denizdekilerle beraberdi. O sabah aynı heyecanla uyandık ve televizyondaki haberlere koştuk. Ordumuzun güneye ilerlemesi devam ediyordu. Çok gururluyduk. Ama akşamüzeri tam yatakhanelerimize dönmüştük ki, bir arkadaşımız “Duydunuz mu? Kocatepe muhribi batmış!” diye koşarak içeri girdi. Şok olmuştuk! Yatağıma girdim, ağladım. O ana kadar hiçbir muhripte bulunmamıştım. Kocatepe isimli bir muhrip olduğunu okul koridorlarındaki resimlerinden biliyordum. O gemide tanıdığım hiç kimse de yoktu ama Kocatepe haberi üzerine sanki bir yakınımı kaybetmişim gibi ağlamıştım. Ertesi gün sabah taburunda detayları öğrendik. Kıbrıs Harekâtı nedeniyle üç hafta sonu izine çıkamadık. Daha sonra eve geldiğimde Kocatepe’nin kaybı sebebiyle komşularımızın ve tanıdıklarımızın baş sağlığı dilemeleri beni çok duygulandırmıştı. Demek ki bahriye artık benim ikinci ailemdi. Sonraları gerek Kıbrıs ve gerekse Kocatepe hadisesi meslek hayatım boyunca her zaman ilgilendiğim, ders çıkardığım, çıkardığım dersler paralelinde fikir ürettiğim bir konu oldu. Deniz Lisesi’nden mezun olduğum 1976 yılında sınıf subayımızın, geminin SHM (Savaş Harekât Merkezi) Subayı Gazi Üsteğmen Özhan Bakkalbaşıoğlu olması bu merakımı daha da artırdı. “Hedefteki Donanma” isimli 2013 yılında yayınladığım (Kırmızı Kedi Yayınevi) kitabımda trajediye neden olan karşılıklı müdahaleyi analiz etmeye çalıştım. Kendi uçaklarımız tarafından bu mümtaz gemimizin batırılmasının sebep ve sonuçlarını, deniz ve hava kuvvetleri arasında bir bilek güreşi ya da suçlu bulma saikı ile yapmadım; dünya deniz ve hava harp tarihinde yaşanan karşılıklı müdahale ya da dost ateşi vakaları paralelinde inceledim. Üst üste gelen talihsizlikler, bilgi ve eşgüdüm eksikliği ve yanlış kararlarla birleşince karşılıklı müdahale kaçınılmaz olmuştu. Her iki tarafta da ciddi durumsal farkındalık ve komuta kontrol zafiyeti söz konusuydu.

JEOPOLİTİK KAZANIMLAR

Kıbrıs Barış Harekâtı, yakın Türk tarihimizin en önemli kilometre taşlarından biridir. 15 Temmuz 1974 Nikos Sampson darbesinden kabaca 96 saat sonra Anadolu’da oluşturulan askeri güç, denizaşırı bir harekât ile Kıbrıs Adası’na aktarılmak üzere Mersin’den harekete geçmiş ve darbeden 120 saat sonra Türkiye Girne batısındaki Yavuz Plajı’nda kıyıbaşını tutmuştur. Bu başarı o kadar önemli ki, sayesinde tank ve zırhlı araçlarımız adaya intikal edebilmiş ve nihai askeri zafer sağlanmıştır. Diğer bir deyişle; eğer çıkarma gemilerimiz ve onları koruyan donanma olmasaydı, askeri zafer kazanılamaz ve bugün bize jeopolitik güvence sunan KKTC mevcut olamazdı. Bu savaşta her savaşta olduğu gibi Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerimizin müşterek ya da bağımsız faaliyetleri sırasında operatif, taktik ve teknik hataları olmuştur. Şüphesiz bunların içinde en ciddi olanı, 54 denizcimizi kaybettiğimiz Kocatepe muhribimizin batırılmasıdır. Diğer taraftan, Kıbrıs’ta elde edilen ve bugüne yansımaları hayal edilenin çok ötesinde olan jeopolitik kazanımların yanında TCG Kocatepe’nin kaybı kabul edilebilir bir kayıptır. Kıbrıs Barış Harekâtı, Cumhuriyet Donanması’nın tarihindeki en büyük stratejik başarısı. Başta her iki dünya savaşı olmak üzere, deniz harp tarihinde birbirine karşılıklı müdahale sonucu taarruz eden onlarca dost muhrip, denizaltı ve uçak var. Bunların içinde en yakını 1982 yılında yaşanan Falklands Savaşı sırasında 25 Mayıs 1982 tarihinde kendisini koruyan gemilerin hatası yüzünden vurulan İngiliz Atlantic Conveyor gemisidir (Geminin batmasına neden olan taktik kararı veren İngiliz Amiral ile 1998 yılında tanışma ve tartışma fırsatım olmuştu).

Bugün için mesele, denizdeki bir savaşta aynı hatanın tekrar edip etmeyeceği. Günümüzde teknolojik olanak ve yetenekler ile gerek Deniz gerekse Hava Kuvvetlerimizin doktrinleri ikinci bir Kocatepe trajedisi yaşanmasına izin vermeyecek kadar ileri düzeyde. Hemen hemen her ay, iki kuvvet de üç ayrı deniz harekât alanında denizde müşterek eğitimler icra ediyorlar. Müşterek harekâtın sevk ve idare edileceği komuta yerleri de son derece gelişmiş durumda. 21 Temmuz 2019 tarihinde Kocatepe’nin 54 deniz şehidini Girne’de andık. Onları Baf’ın batısında kaybetmiştik. 45 yıl sonra Baf’ın batısında neredeyse aynı enlem üzerinde, Fatih sondaj gemimiz, Mavi Vatanımızın dibine Türk bayrağını çaktı. Aziz Kocatepe şehitlerimiz, Kocatepe muhribimiz ile birlikte Fatih gemimizi  ve onu koruyan donanmayı selamlıyor. Nasıl ki Atılay ve Dumlupınar denizaltılarımız şehitlerimiz ile birlikte Çanakkale Boğazı yaklaşma suları ve Nara’da ana vatanın giriş kapısını koruyor, Kocatepe ve şehitlerimiz de Doğu Akdeniz’de Mavi Vatan’ın güney cephesini koruyor. Ruhları şad olsun. Tüm şehitlerimizle birlikte Kocatepe şehitlerimizin aziz hatıraları önünde tazimle eğiliyorum. Kocatepe gazilerimize büyük takdir hislerimle huzurlu ve sağlıklı günler diliyorum.☸ 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.