SIR PETER BLAKE Dünya yelkenciliğinin çıtasını yükseltti

Değerli okurlar bu ay kaldığımız yerden Sir Peter Blake’in hayatını incelemeye devam ediyoruz. Bu yazı Blake’in America’s Cup serüvenini, denizlerin korunması için yaptığı farkındalık çalışmalarını ve trajik vedasını içeriyor. 

Geçen ay sizlerle Peter Blake’in hem yaşam hem deniz öyküsünü paylaşmaya başlamış, yarış kariyerinden, tarihe geçen maceralarından ve zaferlerinden söz etmiştim. Bilindiği üzere, bu Yeni Zelandalı ünlü denizcinin kısa ömrü kendisini yelken tarihinin efsanevi isimlerine dahil etti. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim ve önce Blake’in America’s Cup serüveninin ayrıntılarına bakalım.

KAOS, GERİLİM VE YENİLGİ

Peter Blake 1992’de Carl McKenzie tarafından Yeni Zelanda takımını yönetmek üzere takımın başına getirildi. Michael Fay’ın desteklediği takımları tartışmalı bir Louis Cup finalinde Paul Cayard’in dümenciliğini yaptığı, Germán Frers dizaynı Moro di Venezia takımına 5-3 yenildi. Bruce Farr dizaynı Kiwi teknesi radikal bir salma dizaynına sahipti. Favori olarak elemeleri tamamlayan teknenin cıvadrasındaki bir düzenek sayesinde attığı hızlı kavançalarla çok dikkat çekti. Fakat finallerde İtalyanların bu düzenekle ilgili çektiği bir protesto sonunda yarışları kaybetmiş sayıldı. Oluşan karmaşa yüzünden takım içinde yaşanan gerginlikler dümenci değişimine sebep oldu. Dümene geçen Russell Coutts tüm maharetine rağmen takımını kurtaramadı. Paul Cayard ve İtalyanlar Louis Vitton Kupası’nı aldılar ama San Diego’da düzenlenen America’s Cup’ta Bill Koch dümenciliğindeki Harry Melges dizaynı America3 (America Cubed) teknesine mağlup oldular.

KIRMIZI ÇORAPLARIN HİKÂYESİ

1995 yılında Blake bir kez daha America’s Cup’a katıldı. Aslında son kupada finale çıkamamasına sebep olan politikalardan hiç hoşlanmamış ve kupa eğer bu şekilde kazanılıyorsa bunun bir parçası olmak istemediğini de yüksek sesle dile getirmişti. Ancak çevresi onun liderliğine çok güvendiği için her yolu deneyip ikna etmeyi başarmışlar. Öyle ki, Peter Blake o zaman için kayıt ücreti olan 75 bin doları çıkarıp kendi cebinden ödemiş. Peter Blake yeni kampanyanın yelkencilerin liderliğinde ilerlemesine, onların geri bildirimleri ve daha çok sorumluluk almalarıyla kurgulanması gerektiğine inanıyordu. America’s Cup’ın standartlarına göre mütevazı sayılabilecek 27 milyon dolarlık bütçeyle bu işi yürüttüler. Kişisel fitness hocaları, diyetisyenler ve özel şefler yoktu. Blake’in eşi ona kırmızı bir çift çorap hediye etmişti. Bir anda bu çoraplar takımın sembolü haline geldi. Teknelerinin numarasının yazılı olduğu çoraplar takımın bütçesine destek amacıyla satılmaya başlandı ve 100 bin dolar gelir elde edildi. Fakat her yelkenci kendinden sorumluydu. Herkes kendi yemeğini hazırlıyordu. Russell Coutts kendini teknenin performansına o kadar kaptırıyordu ki, genellikle kendine yemek hazırlamayı unutup hep başkalarından tırtıklıyordu.

43 YARIŞIN 41’İNDE GALİBİYET

Black Magic ismini verdikleri teknelerin ekibinde Coutts dışında başka birçok yetenekli yelkenci vardı. Bu isimler yıllar içerisinde Team New Zealand’ın (TNZ) belkemiğini oluşturacak ve yaşları ilerledikçe daha çok yönetici rolleri üstlenecek insanlardı. Hepimizin başarılarından dolayı gıptayla izlediği TNZ’nin sağlam temelleri o günlerden atılmıştı. Brad Butterworth, Kevin Shoebridge, Murray Jones, Tom Schnackenberg, Craig Monk, Tony Rae gibi isimler hep Black Magic ile kariyerlerindeki büyük fırsatı yakaladılar. Blake yarışı kazanmak için üç temel ihtiyacı belirleyip onları sağlamıştı. Daha iyi bir tekne dizayn etmek, inşa etmek ve daha iyi yelken yapmak. Tekneleri o kadar hızlıydı ki, Louis Vuitton Kupası boyunca yaptıkları 43 yarışın 41’ini kazandılar. Bu elemelerde unutulmayacak bir başka an, Avustralya teknesinin kırılıp saniyeler içinde batmasıydı. Ekibin tamamı yara almadan kurtuldu. Kupayı müdafaa edecek Amerika takımını da belirlemek için üç takım arasında bir seri yarış yapıldı. Dennis Conner’in ekibi Stars & Stripes kazanan olsa da teknelerinin Black Magic’i geçecek kadar hızlı olamadığının farkındaydılar. Son bir umutsuz hamle ile yenmiş olmalarına rağmen daha hızlı olduğunu düşündükleri Young America teknesini rakiplerinden istediler ve bu tekneyle Star & Stars ekibini kullanarak Black Magic’in karşısına çıktılar. Ancak sonuç tam bir hezimet oldu ve 5-0 yenilerek kupayı 144 yıllık tarihinde ikinci kez kaptırmış oldular. Blake’in eşinin ona hediye ettiği kırmızı çoraplar uğurlu gelmişti.

DENİZLERİN KORUNMASI İÇİN FARKINDALIK SEFERLERİ

Kupayla Auckland’a dönen takım için Yeni Zelanda tarihinin en büyük kutlamalarından biri organize edildi. Peter, Blake 1997’de America’s Cup onur listesine eklendi. Aynı yıl Cousteau Derneği’nin seferlerinin başına geçti ve Antartic Explorer isimli teknenin kaptanı oldu. Daha sonra tekneyi dernekten satın alıp adını Seamaster olarak değiştirdi, Antarktika ve Amazonlar’a, Cousteau Derneği’nden ayrılarak kendisi seferler düzenlemeye başladı. Peter’ın denize ve tabiata olan sevgisi spora ve yarışmaya olan merakının ötesindeydi. Kendisini bir deniz insanı olarak tanımlayan Blake, denizlerin korunması konusunda farkındalık çalışmalarını hızla ilerletmeye başladı. Tabii bir yandan da bir dahaki America’s Cup’ın hazırlıklarına başlamıştı. Bu sefer Auckland’da kupayı müdafaa etmesi gerekecekti.

TNZ’NİN SİHRİ

Aslında 1995’te kupayla döndüğünde planlar yapılmaya başlamıştı bile. Yeni Zelanda hükûmetinin de desteğini alıp Auckland limanını yeniden yapılandırarak bir yarış köyüne dönüştürdü. Her şey dışardan bakıldığında güzel gidiyor gibi olsa da takım içinde huzursuzluklar vardı. Blake, TNZ’nin yönetimini bu kampanyadan sonra devam ettirmeyeceğini söyledi ama Coutts, Butterworth ve Schnackenberg kontrolü almak için daha fazla beklemek istemiyordu. Takımı geçen kampanyada destekleyen sponsorlar bu kampanyada da destekliyordu ancak bir sonraki için şimdiden söz vermek istemiyorlardı. Bu durum Coutts’un canını sıkıyordu. Blake, Coutts’a hak verse de bu sebepten mevcut sponsorlarla ters düşmeyi yanlış buluyordu. Giderek bozulan ilişkileri Coutts’un farklı sponsorlarla yan anlaşmalar yapmasıyla kopma noktasına geldi. Takım, America’s Cup zamanı geldiğinde aralarındaki anlaşmazlıkları bir kenara koyarak yelken bastı. Blake teknede yarışmadı ama TNZ, kupayı Amerika dışında başarıyla savunabilmiş ilk takım oldu. 1997 yılında kurulan Prada takımı üç sene hazırlanıp katıldığı bu ilk America’s Cup kampanyasında finale ulaştı ama TNZ’nin sihrini bozmaya güçleri yetmedi. Bu yarış aynı zamanda bir Amerikan takımının finalde meydan okuyan ya da müdafaa eden olamadığı ilk yarış olarak tarihe geçti. Ancak Coutts’un yarışı kazandıktan hemen sonra Alinghi takımı ile anlaşma yaparak tüm takımını İsviçreli bu takıma transfer etmesi ve sonrasında 2003’te kupayı İsviçre’ye kazandırması da TNZ’nin Peter Blake ile başlayan efsanevi başarısına bir anlamda gölge düşürdü. 

KORSAN SALDIRISIYLA GELEN HAZİN SON

Blake, 2000 yılında kupayı kazandıktan sonra kendini tamamen çevre bilinci ve denizlerin korunması üzerine projelere adadı. 2001 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın özel elçisi ilan edildi. Seamaster isimli teknesiyle Antarktika’ya yaptığı yolculuklarda iklim değişikliğinin etkilerini kayıt altına aldı. Amazonlar’daki yağmur ormanlarının yok edilmesinin iklime olan etkilerini araştırdı ve bu konularda belgeseller çekip bizleri bekleyen tehlikelere dikkat çekmeye çalıştı. 2001’in sonuna doğru Brezilya’da Macapa önlerinde gümrük kontrolleri için demirlemişlerdi. İki ay sürecek bir seferle Güney Amerika’daki küresel ısınma ve çevre kirliliği üzerine çalışmalar yapacaklardı. Ancak sefer esnasında tekneleri bir anda sekiz korsan tarafından baskına uğradı. Blake bu sırada içerdeydi. Korsanlar mürettebattan birinin kafasına silah dayayınca, Blake de tüfeğini alıp dışarı fırlayıverdi ve korsanlardan birini elinden yaraladı. Sonra kendi tüfeğinin tutukluk yapmasıyla, bir başka korsan tarafından sırtından vuruldu. Peter Blake’in hayatı aldığı yara sonucunda son buldu. Korsanlar 15hp bir motor ve mürettebatın saatlerini alıp kaçtı. Daha sonra polis tarafından yakalanan saldırganlar ortalama 30 yıl hapis cezasına çarptırıldılar. Aslında ekip olarak bu yolculuklarda, özellikle nehirde yukarı aşağı yaptıkları tüm seferlerde çok dikkatli olmuşlar ve her zaman güvertede nöbet tutmuşlardı ama bir seferlik dikkatsizlik trajediyle sonuçlandı.

30 BİN KİŞİNİN KATILDIĞI CENAZE VE BÜYÜK YAS

6 Aralık 2001’de vefat eden Sir Peter Blake gerçek bir maceraperest ve denizciydi. Blake’in ölümü Yeni Zelanda’yı ve dünyanın birçok yerinde sevenlerini yasa boğdu. Yatçılıkta kazandığı başarılar bir yelkencinin hayal bile edemeyeceği boyutta ve belki de bir daha mümkün olamayacak düzeyde. Bu sporun en tepesindeki her yarışı kazanmış başka birini tanımıyorum. Eğer yanılıyorsam lütfen düzeltin, onun hayatını da burada yazalım. Blake, ölümünden sonra bile geleceğe ilham veren bir karakter olarak kalplerde yaşamaya devam ediyor. Aukland’da düzenlenen cenazesine 30 bin kişi katıldı. Eşi Pipa ve iki çocuğu Sarah-Jane ve James babalarının bıraktığı bu mirası yaşatıyorlar. Mezarı İngiltere’nin güney sahilindeki Emsworth’te. Mezar taşında John Masefield’in meşhur şiiri Sea Fever’dan şu alıntı var: “Yine denizlere dönmeliyim / Issız denize, semaya / Bütün istediğim bir gemi / Ve yolunu gösteren bir yıldız…”

BLAKE VAKFI DENİZCİ YETİŞTİRİYOR

Blake’in başlattığı programlar devam ediyor. Vefatından sonra kurulan BLAKE Vakfı her sene birçok gence özel eğitimler düzenleyerek, onları çevre bilincine sahip liderler olarak yetiştiriyor ve genç Yeni Zelandalıların dünyada pozitif bir fark yaratmasın önünü açıyor. TNZ’ye ektiği tohumların meyvelerini sadece Yeni Zelanda değil, tüm dünya yatçılığı keyifle yiyor. Her ülkeden profesyonel takımlarda mutlaka birkaç tane Yeni Zelandalı, ya dizayn ve imalat bölümünde ya da yelkenci ekibinde bulunuyor. Dünya yelkenciliğinin kesinlikle çıtasını yükselttiklerine inanıyorum. Sir Peter Blake, Yeni Zelandalı ruhunun zorluklara mücadele etmek olduğunun, takım olarak çalışmanın ve liderliğin de olağanüstü şeyleri başarabileceğinin adeta vücut bulmuş hâli. Bu ufacık ve okyanusun ortasındaki ülkede, kısıtlı kaynaklarla idame etmeyi beceren millete tekrar şapkamı çıkarıyor ve milli kahramanları Sir Peter Blake’in hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Keşke yaşasaydı da bizim denizlerimize de davet edip onunla sohbet edebilseydik. Değerli okurlar, bir dahaki ay bir başka macerada buluşmak üzere hepinize bol denizli ve sıfır Covid’li günler dilerim.

Team New Zealand-Young America/Stars & Stripes
San Diego 1995

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.