İpsara Adası, Sablıca Limanı ve Alaca At kıyıları

“Ba’dehu mezkûr İpsara Adası yabanda kalmasun içün bu mahalde beyan eyledük.

(Bu İpsara Adası metnin dışında kalmasın diye bu bölüm içinde yazdık.) Ancak eserin tam olabilmesi için Anadolu kıyılarını ve bazı limanları da anlatalım ki, daha sonra yeniden adalara geçelim” der Piri Reis Kitab-ı Bahriye’de…

Korsanlığına bakmayın Reis nazik adamdır. Giriş spotunda yer verdiğimiz anlatımında “Psara Adası söz edilecek yer değildir” dememek için öyle söyler. Ama arkasından da eklemeyi unutmaz: “Bu ada işimdi ıssızdır. Fakat o tarihten kalmış eşekler çoktur.” Piri Reis’in “o tarihten” maksadı, adada balıkçıların bulunduğu eski zamanlardır. Zaten adaya “İpsara demelerinin sebebi de bu imiş”. Yani “balıkçıların adası” demek istiyor ki doğrudur çünkü “psara” Yunanca “balıkçı” demektir. Reis’in anlatımı ile Psara’nın gündoğusu burnu, Sakız Adası’nın batısındaki, “büyük dağın altındaki yumru burun”, Melanios Burnu’ndan tam karşı yönde, 12 mil uzaklıktadır. “Burun buruna” sözü buradan mı geliyor bilemedim. Belli ki Reis’in gözü Psara’yı pek tutmamış. Baksanıza, “Bu adanın esaslı bir limanı yoktur, kış gününde huzur olmaz. Sekiz yönden de esen rüzgârlara duracak bir yer yoktur. Asıl yatağı kıble tarafındadır” dedikten sonra burada sarnıçlarda su da bulunduğunu not eder. Ancak Reis her adanın hakkını teslim ettiğinden, Psara’nın karayele karşı olan burnunun yıldız tarafında da bir limanı olduğunu, burada asıl adaya bir palamar boyu uzaklıktaki alçak adanın gün batısı tarafından girilip, palamarın küçük adaya bağlandığını da yazar. Yazar da, “Ancak iyi yatak değildir. Yaz limanıdır” demeyi de ihmal etmez. Piri Reis denizci dostudur. Ona kulak verenler deryada helak olmazlar. “Huzur olmaz” diyorsa bilin ki olmaz. Biz bir kez bilmedik gerçekten de huzur olmadı. Sabaha kadar nöbete durduk vesselam.

Piri Reis Psara faslını, adanın dört mil kadar günbatısında “Andipsara” dediği, bugün haritalarda, tek harf değişikliği ile “Antipsara” olarak geçen ada ile bitirir. Psara topu topu 500 kişinin yaşadığı sakin, duru plajları, koyları, mezeleri, taze balığı ve ıstakozu ile tanınan bir adadır. Zaten halkı da balıkçılıkla geçinir çünkü ada çorak ve çıplaktır. Anti Psara’da ise sadece yazları üç beş kişi yaşar. Onlar da Psara’dan gelenlerdir. Reis’in Psara Adası’nı sevmemesinde geleceği görmüş olmasının payı var mıdır bilemedim. Psara, Yunan bağımsızlık savaşı sırasında en büyük deniz filolarından birisini donatan adadır. Yunan yandaşı kaynaklara bakarsanız 1821 yılında İsyan eden Psara’ya 1824’te gelen Osmanlı askerleri, herkesi öldürmüş, öldürmediklerini esir olarak satmış, her yeri, antik yapıları bile yakıp yıkmıştır. O nedenle de Psara Adası’nda “görülecek yer kalmamıştır!” Bugün bile sadece yaklaşık 500 kişinin yaşadığı adada 1800’lerde nasıl olmuş da 30 bin kişi yaşıyormuş, bunun 27 bini nasıl olmuş da öldürülmüş, 3 bin kişi küçük bir Fransız gemisine nasıl sığıp da kaçmış, soran yok! “Atma Recep din kardeşiyiz” diyeceğim ama değiliz vesselam. Neyse biz Piri Reis’in peşine takılıp Anadolu’ya geçelim sonra yine adalara döner böyle daha çok hikâye dinleriz ki yazarları bile inanmazlar. Devamı Kasım 2014 sayımızda…

Psara Köyü Psara Adası UMR_2046

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.