EDA ERDEM DÜNDAR Kaptan, her yerde kaptan.

Hem Fenerbahçe’de hem Milli Takım’da gösterdiği başarılı performans ile voleyboldaki gururumuz Eda Erdem Dündar, dört yıldır kendi yelkenlisinin dümeninde ve filenin yanında denizde de iddialı. Yazı Pelin Özcanlı, Fotoğraflar Eda Erdem Arşivi

Türkiye Voleybol Kadın A Milli Takımı ve Fenerbahçe Opet Takım Kaptanı Eda Erdem Dündar, yaz başında karşımıza “Kaptan, her yerde kaptan” projesi ile çıktı. Eşiyle beraber 4 yıl önce aldıkları yelkenli teknede çektirdiği fotoğraf ve videoları sosyal medya hesabında paylaştı. Böylece voleybolun yanında farklı bir yönünü daha ortaya koyarken, yelkene karşı içinde biraz merak olanları heveslendirmek, harekete geçmelerini sağlamak istedi. Biz de bu vesileyle kaptanlığın hakkını sonuna kadar veren sporcudan denizdeki dingin ve alternatif hayatını dinledik.

“DOĞANIN GÜCÜNÜ DENİZDE HİSSEDİYORUM”

Yelkene nasıl başladınız?

Eşimle (Erdem Dündar) baş başa çıktığımız ilk yelkenli tatilinde denizde dümen tutan kadınlar gördüm ve tonlarca ağırlıktaki tekneleri kullanmaları çok karizmatik geldi, çok yakıştırdım. Ben de yapabilir miyim düşüncesi aklımın ve kalbimin bir köşesinde yer etti. Voleybol gibi yelkenin de rekabetçi ruhumu besleyeceğini anladığımda zaten artık denizden uzak kalamaz oldum.

Denizin en etkileyici yanı ne sizce?

Çoğu zaman ne kadar stresli ve karmaşık bir hayat yaşadığımızı bize göstermesi sanırım.Tekne hayatını tattıktan sonra artık dünyanın öbür ucuna da gitsem “Aslında ne kadar küçük, ne kadar mekanik yaşamlarımız var” diyorum. Doğanın gücünü en fazla denizde hissediyorum. Denizin daha siz farkına varamadan çok kısa sürede ruhunuzu, bedeninizi iyileştirmesi inanılmaz. Oradaki sadelik doğallığa teşvik ediyor, her andan keyif almayı öğretiyor.

Tekne alma fikri nasıl doğdu?

2013’te aile dostlarımızla çıktığımız gulet tatilinden epey mutlu ayrıldık. Normalde yoğun idman ve maç temposundan kısıtlı zamanlarda, otellerde tatil yapabiliyorduk. O zaman Marmaris’ten başlamıştık tura. Göcek’e vardığımızda doğasına, koylarına hayran kaldık, “Bundan sonraki tatillerimiz belli” dedik eşimle. Bir sonraki yaz kendi başımıza küçük bir yelkenli kiraladık. İşte tekne alma hayalleri böyle başladı. Hayatım boyunca sporcu disiplinine sahiptim ve koşuşturmaya alışığım. Tatilde o tempoyu fazla düşürmekten hoşlanmıyorum ve aktif sporculuğum bitince temponun düşeceği fikri de beni kaygılandırıyordu. İki yaz yelkenli kiraladık, tekne alınca da kaygım iyice azaldı.   

“İMDADIMIZA BALIKÇI KOŞTU”

Modele karar verme sürecinizden bahseder misiniz?

Araştırmalar, dergiler, fuar gezmeleri, yürüyüş bahanesiyle marinalara gidip tekneleri incelemeler… Motoryat amacımızdan uzak, yelkenli, içinde yaşamak için küçük, katamaran, ikisinin arasında sıkışmış gibi geliyordu. Fakat bir gün yine marina yürüyüşlerimizden birinde, bir yelkenlinin havuzluğunda sekiz kişinin oturup sohbet ettiğini gördük. Beneteau’nun Sense 50 modeliydi. Sekiz kişiye rağmen o havuzluk çok ferah ve konforlu duruyordu. İlk görüşte âşık olduk! 2016’nın başında aynısını aldık.

Athanasia ismi nereden geliyor?

Yunanca “ölümsüzlük” anlamına gelen bir kadın ismi ve çok eskiden beri dinlediğimiz bir şarkının adı, çoğu yerde de kullandığımız bir isimdi. Yelkenliye yakışacağını düşündük, hiç başka arayışa gerek duymadık.

Athanasia ile denizde zor durumda kaldığınız oldu mu?

Bir kaptanla Athanasia’yı İstanbul’dan Göcek’e götürüyorduk. Rüzgâr 30 knot’ı buldu. Yüksek dalgalarda cenova ve motorla otopilotta gidiyorduk. Bodrum açıklarında dümenleri palalara bağlayan aksamdaki pim kırıldı ve kaptan hâkimiyeti kaybetti, kıyıya sürüklenmeye başladık. Yardım istedik fakat “Hava şartları uygun değil, sizi alırız ama tekneye müdahale edemeyiz” dediler. Konuşulanlar gerçekten ürkütücüydü. İlk seyrimizdi kendi teknemizle. Bilgi ve tecrübemiz yoktu, epey korktuk tabii. Dostlarımızla irtibata geçtik. İmdadımıza tanıdık bir balıkçı teknesi yetişti, geldi ve bizi halatla çekti. Şimdi o kaptanın yanlışlarını görebiliyoruz, böyle zamanlarda kullanılması gereken acil durum yekesinin yerini de biliyoruz. Kötü bir kaptan, kötü bir seyir demek. Çok şey öğrendiğimiz bir tecrübe oldu diyelim.

“BİLİNMEZLİK BENİ CEZBEDİYOR”

Tekneye ne kadar vakit ayırabiliyorsunuz?

Bu yıla kadar yazları Milli Takım kampları ve turnuvalar yüzünden sadece tatillerde gidebiliyordum ben tekneye, tüm hazırlıkları Erdem yapıyordu. Burada bize her konuda yardımcı olan arkadaşımız Enes Mülazimoğlu’nun da kulaklarını çınlatmak gerekiyor. Pandemi sebebiyle ligler ve Tokyo Olimpiyatları iptal edilince martta tekneye gittik. Bu kez ben de sezon hazırlıklarına yardım edebildim. Aslında her fırsatta iki günlüğüne de olsa soluğu Göcek’te alıyoruz  biz. Erdem’in aksine ben teknenin sefasını süren kişiyim, aktif spor hayatım bitince zehirli boya bile sürerim.

Tekneyi kışın İstanbul’a getirmeyi düşünüyor musunuz?

İlk yıl heveslenmiştik İstanbul’a ama zaman içinde gördük ki Göcek’te tekne hem temiz kalıyor hem de teknenin orada bulunması kışın uzaklaşmamız için bize fırsat sunuyor. Kim bilir belki tekneyi İstanbul’a getirmek yerine, biz Göcek’e yerleşiriz.

Nerelere seyrettiniz bugüne dek?

Kısa yolculuklar yapabildim. Rodos ve Symi’yi görebildim sadece. Hırvatistan’ı karadan gördüm, bir de denizden keşfetmenin hayalini kuruyorum. Cebimde hep yakın tarihli dönüş biletim var. Profesyonel hayat bittiğinde zaman kaygısı yaşamadan denizde olmanın tadını çıkaracağım öncelikle.

Sizi voleybolla tanıdığımız için sohbeti voleybolla yelkenin farkını sorarak kapatalım.

Voleybolda rakiplere meydan okumak konusunda fena değilim. Ama teknede işler değişiyor, yelken yaparken doğa koşullarına müthiş saygı duyuyorum. Herhalde denizde bizi bekleyen şeyi tam olarak bilememek beni cezbediyor. Rüzgârın, dalgaların zorladığı anlarda alınan hızlı kararlar ve kontrolü ancak doğayla uyum içinde sağlayabilmek tatmin edici. Her yelken seyrinden sonra ayrı bir başarmışlık hissi yaşıyorum. Bir de mutluyum çünkü karada sürekli bir şeylere acele ediyorum. Tekne sayesinde ise yolun ve yolculuğun tadını doya doya çıkardığım alternatif bir hayatım daha olabildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.