NAZ ELMAS “Tekne yaşama değer katıyor”

Pandemi sürecini Göcek’teki teknelerinde eşiyle geçiren Naz Elmas’la bir araya geldik. Ünlü oyuncuyla “Türkiye’deki koyların değerini yeniden anladık” dediği süreci ve denizin hayatındaki yerini konuştuk. Fotoğraflar ZEYNEP DEMİRALP, NAZ ELMAS ARŞİVİ

Sahibinin özel isteklerine göre şekillenen tekneler üreten butik Türk tersane Mazu Yachts’ın her türlü lüksü barındıran amiral gemisi Mazu 82, geçen senenin başında suyla buluşmuştu. Biz de onu Göcek’e gitmeden yakalamış ve Ağustos 2020 sayımızın kapağına taşımıştık. Şimdi ise pandemiyi bu özel teknede geçiren ünlü oyuncu Naz Elmas’la buluştuk. Deniz havası eksik olmasın ama biraz değişiklik de olsun istedik ve sohbetimizi Kalamış’ta, bireysel ve kurumsal yelken eğitimlerinin yanı sıra günlük gezi organizasyonları da düzenleyen Octopus Sailing Academy’nin bir teknesinde gerçekleştirdik.

“AYLARCA TEKNEDE KALDIK”

Tekneniz kişiye özel üretildi. Dekorasyonda sizin de yönlendirmeleriniz oldu mu?

Bu teknemiz Mazu 82 model. Üretimi aşamasında Mazu Yachts’ın kurucusu Halit Yukay ve tasarımcısı Tanju Özelgin ile yaşam alanları, zevklerimiz, konforu yükseltecek fonksiyonel detaylar konusunda uzun fikir alışverişlerinde bulunduk. Teknemiz eşimle benim ortak zevklerimizi yansıtıyor.

Pandemiyle birlikte teknede çok vakit geçirmeye başladınız. En fazla ne kadar kaldınız teknede?

Öncesinde tekne seyahatlerim olmuştu. Fakat 2019’dan itibaren tekne hayatına hızlı bir giriş yaptım. Pandeminin başlamasıyla da tekne bende çok başka bir yer edindi. İlk etapta aylarca teknede kaldık, öyle izole ettik kendimizi. Hâlâ da her fırsatta tekneye kaçıyoruz.

Bu istisnai dönemde teknede yaptıklarınızda neler değişti?

Teknede daha çok yemek yemeye başladık ve buna paralel olarak da yiyecek depolama alanlarımızı genişlettik. Hem kendimizi hem tekneye gelen misafirlerimizi korumak adına salgına karşı hijyen önlemleri aldık. Aslında en önemlisi, pandemi öncesinde daha sık Yunan Adaları’nı ziyaret ederken, geçen yaz Türkiye’deki koyların, sahillerin kıymetini yeniden anladık. Teknemizin çok yeni olduğundan küçük aksaklıklar da yaşadık. Halit Yukay ve beş ay boyunca yanımızdan ayrılmayan kaptanımızla beraber bunları çözmek için keyifli çabalar da sarf ettik.

TEKNEDE GÜNLER HEP GÜZEL BİTER

Teknede olmanın size hissettirdiklerini kısaca tarif eder misiniz?

Denizde olmak, doğayla bu kadar yakın olmak, temiz hava… Tekne yaşama değer katıyor.

Köpeğiniz Ceko’nun suyla arası nasıl?

Ceko suyu pek sevmiyor açıkçası ama teknede öyle zorluk çekmiyor. Çok akıllı. İlk günden beri, her şeye olduğu gibi tekne hayatına da uyum sağladı. Tekne seyir halindeyken rüzgâra karşı durmaktan çok keyif alıyor. Demirlediğimiz ıssız koyların sahillerinde koşturmayı da pek seviyor. Yaşamımıza neşe katıyor Ceko, teknemize de tabii.

Denizde ilginç bir olay deyince gözünüzün önüne ne geliyor?

Yeni aldığımız botumuz sivri ucuyla teknemizin içine girmişti. Hem çok gülmüş hem de üzülmüştük.

Peki teknede en iyi hissettiğiniz zaman…

Herkesin gün içinde işiyle ya da kendiyle ilgili yoğunlukları olabiliyor. Bunların yorgunluğunu gidermenin en iyi yolu ise tekneden denize atlamak. Yani teknede gün sonları hep güzel bağlanıyor.

FAVORİ GÖCEK KOYLARI VE RESTORANLARI

Göcek’te en sevdiğiniz koylar ve restoranlar hangileri?

Bedri Rahmi, Küçük Sarsala, Panço ve Hamam koyları. Sevgili dostumuz Faik’in Bedri Rahmi’de yeni açılan restoranı Onno, son dönemde lezzet ve servisiyle öne çıkan Zeytin Restoran ve klasiklerimizden Küçük Sarsala Restoran. Şehir merkezindeki Özcan Restoran, Uzakdoğu konseptiyle Q Lounge, Rixos’un plajı ve restoranları en sevdiklerim arasında. Ayrıca Bozburun, Selimiye, Hisarönü koylarını da çok seviyoruz.

Tekneye giderken yanınıza mutlaka neler alırsınız?

Göcek’e kışın da sık gittiğimiz için sörf mayolarım olmazsa olmazlarım. Spor ayakkabılarım, şapkalarım ve güneş gözlüklerim ise yaz kış vazgeçilmezlerim.

Denizde uzun kalan kadınlara bir bakım öneriniz olsaydı…

Ben yaz kış Davines’in şampuanlarını kullanıyorum. Açık tenli olduğum için yüksek korumalı güneş kremleri tercih ediyorum, onun dışında özel bir çabam yok aslında. Bu nedenle pek bir şey tavsiye edemiyorum. Benim için önemli olan doğallık.

NAZ ELMAS’LA SANATIN RENKLERİ

Şu sıralar “Naz Elmas’la Sanatın Renkleri”yle gündemdesiniz. Bize son olarak programınızdan da bahseder misiniz?

Programımızdan bahsederken öncelikle Artful Living hakkında bilgi vermek isterim. Artful Living, sekiz senedir sanat, kültür yaşam ve edebiyat alanlarında nitelikli ve özel içerikler üreten, belli bir çizgisi olan, bağımsız bir dijital yayın. Pandemi ile birlikte okurların içerikleri tüketme şekillerinde değişiklikler oldu. Okumanın yanı sıra izlemeye ve dinlemeye daha çok yöneldiler; videolar, canlı yayınlar, podcastler… Biz Artful Living’de bu yılın başında Artopol Gallery’nin sponsorluğunda YouTube kanalı için çalışmalara başladık. Yayın akışında, takipçilerimize, sanatın farklı alanlarından özel isimlerle çeşitli formatlarda içerikler sunacağız. “Naz Elmas’la Sanatın Renkleri” ise çağdaş sanatın nabzını tutacak. Güncel sergilerin takibinde olacağız. Galeri sahipleri ve  sanatçılarla söyleşilerim, haftalık olarak Artful Living’in YouTube kanalında benimle birlikte izleyicilerimizle buluşacak. Beklentimiz evlerimizde kaldığımız bu dönemde sanat takipçilerini, uzak düştükleri kültür sanat ortamına bir nebze de olsa yakınlaştırabilmek. Yeni başladığımız yolculuğumuzda izleyicilerimizi güzel sürprizler bekliyor, takipte kalın.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.