Kauai’den Marshall Adaları’na

Okyanusya. Bu ismi, Hawai’i adalarından Marshall Adaları’na yaptığımız seyir sonrasında daha çok yakıştırmaya başladım Pasifik Okyanusu’na. Okyanusların en büyüğünü, büyüklüğünü, ihtişamını daha çok resmediyor sanki. Dünyanın üçte birini, dünyadaki su kütlesinin yarısını oluşturan, dünyadaki denizlerin en derinine sahip olan Okyanusya çok büyük bir çanak. Bu görkemli su kütlesinin üzerinde çanağın 11 bin metre derinliğindeki Mariana Çukuru’na (Mariana Trench) yaklaştıkça altımızdaki dağları, ovaları, vadileri düşündükçe ve su üstünde binlerce mil, hiç kara parçası görmeden rüzgârla seyir yaparak uğuldayan okyanusu aşarken; ‘dünyalar dünyası okyanus’ ne demekmiş, ‘gökkubbe’ içinde olmak nasıl bir hismiş, anladım.

/Y Storm Bird ile Okyanusya’nın kuzey doğusundan, Kanada’nın Vancouver adasından başlayıp kuzeybatısına olan seyrimizin Hawai’i Adaları’ndan sonraki rotası Mikronezya bölgesinin Marshall Adaları’na doğru oldu. Okyanusya’yı doğudan batıya doğru geçerken bizim tercih ettiğimiz rota, yengeç dönencesinin güneyi ve Ekvator’un kuzeyi arasındaki kuzey tropikler bölgesi; yani tekneciler açısından, geleneksel rotanın dışında kalan bölge idi. Kuzey Pasifik rotası her anlamda Güney Pasifik rotasının bir antitezi. Klasik ve geleneksel olan güney rotası, genelde Panama Kanalı’ndan geçip, ya da Kaliforniya, Meksika’dan çıkıp; Ekvator’un güneyinden batıya doğru serpilmiş adalar üzerinden yapılan ayaklar ile geçilen ve nispeten kolaylığını tarif etmek üzere “Hindistancevizi Süt Geçişi/ Coconut Milk Run” adı verilen rota. Bu rota üzerinde yer alan güney Pasifik adalarının hem genel turizm hem de her yıl buradan geçiş yapan yüzlerce teknenin turizm “saldırısı” karşısında, artık tarihi ve kültürel kimliklerini çoktan kaybettikleri biliniyor. Devamı Eylül 2017 sayımızda…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.