HAZİRAN…

Nisan’ın sonu ya da Mayıs’ın ilk haftası,

Rüzgâr tatlı serin ya da güneş kararında sıcak,

Rakı bardağından dökülen soğuk terlerle, çıkartırken kışın pasını,

Yaprakları yağmurla cilalanmış, eğilir gölgesine tepsi kadar düz ve çarşaf kadar yumuşak bir denize ağaçlar… Çam tozları, öbek öbek yeşillendirdiği denizde sevinç gözyaşları gibidir tabiatın, bir yaz daha karşılanmaktadır…

Nisan’ın sonu ya da Mayıs’ın ilk haftası, ilkbahar gibi her sene bugünlerde ilkbahar,

Yazın coşkulu dalgaları gibi olmasa da umut köpükleri ile bezelidir her bahar.

Şairin dediği gibi ben her bahar âşık olmam ama daha sıkı sarılırım aşkıma, bizi yarına taşıyacak olan ümitlerimize…

Orhan Veli’nin dediği gibi “Gün olur mavi; Gün olur başıma kadar güneş;

Gün olur deli gibi…”

Nisan’ın sonu ya da Mayıs’ın ilk haftası, birkaç gün için birbirimizi kırmaya değmez de birkaç söz için bahar bile yetmez.

İlk yaz gibi daha kaç yaz kaldı bile demeden, üşüye üşüye denize girerek, soğuk soğuk öğlen uykuları ve güneşten ısınan kitabın o eşsiz kokusu ile unuttum bir an tüm sıkıntılarımı.

Son dalı yakalamak istiyor içimdeki pervasız çocuk ama sırtında kapkara karamsarlığımla esarete düşmüş bağıran insanların ülkesinde çırpındıkça tüyleri havalara uçuşan güvercinler gibi siyah ve beyaz. Renklenmiyor, yüreklenmiyor… Nerede bu yakamoz, bari bir yıldız kaysa…

Nisan’ın sonu ya da Mayıs’ın ilk haftası,

Yine karışık bu denizin hastası,

Sallanan tekne mi biz mi diye düşünmeden geçmeyen saatler gecenin karanlığına bağlanınca uzanıp sırtüstü seyre dalıyorum yıldızları… Nâzım geliyor aklıma, memleket de artık yıldızlar kadar uzakta. Haksızlıkla dolu bütün yürekler ayakta. Ne bahar kaldı ne yaz, içimiz soğudu sanki hep ayaz.

Nisan’ın sonu ya da Mayıs’ın ilk haftası, hiç bitmeyen bir korku filmi.

Boğazın sıkılıp da bağırmak istediğin bir kâbus gibi, babasından azar işitip annesine koşan çocuk gibi çaresiz ama inatçı.

Pata pata pancar motorları ile bekledim erkenci balıkçı kayıkları, kuğu gibi süzülerek koya giren sabahçı yelkencileri… Bir balık atlasa, bir rüzgâr okşasa…

Nisan’ın sonu ya da Mayıs’ın ilk haftası,

Yumruğumu sıkıp ısırmak istiyorum, yedi, yirmi dört, yirmi üç neden düşman oldum ben bu Haziran’a,

Ne denize ne güneşe, ne tekneye ne yaza,

Tükürmek istiyorum rüzgâra!

Nisan’ın sonu ya da Mayıs’ın ilk haftası,

Başlarım böyle Haziran’a!

fiiir mi nesir mi bilemem ama tam kalbimden yazd›m.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.