Tekne adabı ve denizcilik kültürü

Yoğun ve kalabalık bir deniz sezonu geçiriyoruz. Pandeminin ilk senesinde olduğu gibi bu yaz da sadece kendi sularımızda seyredebiliyoruz. Geçen ay buna bir de uzun bayram tatili eklenince popüler koylarımızda yer bulmak imkânsız hale geldi. Ancak sorun kalabalıktan ziyade bir görgü meselesine dönüştü. Sosyal medyada ve WhatsApp gruplarında çevresine rahatsızlık veren tekne paylaşımlarını daha sık görmeye başladık. Bir koya kıçtankara bağlanıp aylarca kımıldamayanlardan tutun da güçlü motorlara sahip botlarıyla koy içinde, limanda yüksek hızlarda seyredenleri, neredeyse tüm körfeze teknesinden müzik yayını yapanları ve hatta bulunduğu koya sintinesini basanları gördük. Tüm bunları cezai yaptırımlarla önlemek, tedbir almak mümkün ancak tekne adabı ve deniz kültürünün öğretilmesi, yaygınlaştırılması bence daha önemli. “Tekne sayısı arttı, artık herkes denizde, o yüzden bu hale geldik” tespiti doğru olsa da çözüm elbette tekne sayısını azaltmak değil. Çevresine saygılı, doğayı koruyan bilinçli tekne kullanıcılarının çoğalması ve denizcilik kültürünün yaygınlaştırılması için elimizden geleni yapmalıyız. Etrafımızda gördüğümüz uygunsuz davranışları makul bir üslup ile dile getirmek, uyarmak vatandaşlık borcumuz. Dergimiz de 15 yılı aşkın süredir bu uğurda yayın yapıyor. Bu ay da yine bu kültürün yeşermesine katkı sunacak birbirinden değerli yazılar var dergimizde…

Ali Boratav bu sayıda Hisarönü Körfezi’nde, koylardaki ve yat mola noktalarındaki son durumu kaleme aldı. Teknelerin bağlanabildiği iskelelerin azaldığını söyleyen Boratav, amatör denizcilerin önemli bir sorununa da şu cümlelerle parmak basıyor: “Yüzlerce iskele ve üstünde gündüz saatlerinde şezlonglar, akşam ise masa iskemle… Oysa marina fiyatlarının Euro bazında uçuşa geçtiği şu günlerde, Hisarönü iskeleleri amatör denizcilerin barınma sorununa da bir alternatif model olabilirdi.” Tanıl Tuncel’in ise tekneyle bir koya gelip tekneden hiç ayrılmadan, botunu bile suya indirmeden havuzlukta oturup marinaya dönenlere bir önerisi var: “Botla kıyıya çıkıp mutlaka doğa yürüyüşü yapın!” Üstünde ve kıyısında olduğu gibi altında da binlerce yıllık tarihi ve kültürü barındıran denizlerimizi anlatan Mehmet Bezdan da bu sayıda Serçe Limanı’ndaki Cam Batığı’nı yazdı… Emir Kunt, kalabalıktan bunalanlara, yatçı dostu, sakin mekân önerilerinde bulundu. Cem Gürdeniz kabotaj hakkımızı, Bünyamin Sürmeli Tuz Gölü’nde yaşanan dönüşümü, Talat Kırış alüminyum bir yelkenli olan uzak yol teknesi Boreal 47.2’yi kaleme aldı…

Denizcilik kültürüne katkı sağlayacak daha birçok yazı ve öneriyle dolu Ağustos sayımızda, her ay olduğu gibi en yeni tekneleri, yat yarışlarını, denizci söyleşilerini ve marin dünyadan son haberleri bulacaksanız…

Birbirimize saygı duyduğumuz, huzurlu denizlerde buluşmak dileğiyle…

Keyifli okumalar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.