Gökova, Gökova olalı…

Yok, yok, hemen Diyarbakır’da klasik müzik konseri veren Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nı nasıl bulduğu sorulan Keko’nun, “Diyarbekir, Diyarbekir olali böle zulum gormemiştir” dediğini anımsayıp, “Gökova, Gökova olalı böyle zulüm görmedi” demeyin. Bu defa Gökova, belki ilk mavi yolcular Halikarnas Balıkçısı ve arkadaşlarından bu yana böyle şenlik, gırgır, şamata görmedi.

İtiraf etmeliyim ki, bu şamatanın bir sorumlusu da benim. Kışın rehavetine kapılıp, denizin kokusunu unutmaya yüz tutmuş reislerin ikide bir Dersaadet’in meyhanelerinde buluşup kafaları tütsülemelerine fena halde takmıştım. Bunu biz taşralı reislere karşı, son günlerde adı dillerden düşmeyen bir kurulun kararı kadar haksız ve hukuksuz bir davranış olarak görüyor, ayrıca o buluşmalara katılanların arkamızdan neler konuştuklarını da fena halde merak ediyordum. Nihayet bir punduna getirip, “Neden bir kez de Halikarnas diye bilinen Kal’anın gündoğusuna düşen, Gökova, Balıkçı’nın deyişi ile ‘Cova’ nam körfezde buluşmuyoruz?” diye ortaya çıktım. Piri Reis’in “Fesilge” dediği, bir ara “Vasilikon” olarak geçen, bugünün Fesleğen Bükü -bütün bu isimler basilicum-fesleğen” sözcüğünden türemiştir- veya Çökertme diye bilinen koyunda, gülünce yüzünde güller açan Şener Hatun ile karargâh kurmuş Hakan Aygün Reis, “Ben kalçamı tamir ettirdim. Onlar pupalarını kaldırsınlar da buraya gelsinler” deyince iki reis ettik.  Şimdi hemen bu “Pupalarını kaldırsınlar da nereden çıktı, ona kıçlarını kaldırsınlar denir” diye Tanıl Reis’lik etmeyin. Bekleyin, sıra o konuya da gelecek.

Meğer bizim reisler de dünden razı imişler ve böyle bir meydan okuma beklerlermiş. Murat Köksal Reis “Ben daha yeni dünya evine girdim. Elif hatunu alır gelirim. Balayı olur” diye yolu açınca Eyüp Özel Reis de herhalde, “ben gitmezsem kim bilir arkamdan ne dolaplar çevirir bu reisler?” diyerek kervana katıldı. Devamı Haziran 2019 sayımızda…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.