Kitab-ı Bahriye’nin Dümen Suyunda 50 BU FASIL SANTORON NAM CEZİREYİ1  BEYAN İDER

“Mezkûr adanun nişanı budur kim, üstü düz alçak bir dağ gibi görünür (Bu ada, üstü düz, alçak bir dağ gibi görünür-Umar)” diye girer söze Piri Reis, Kitab-ı Bahriye’de Santorini veya onun değişi ile Santoron Adası’nı anlatırken. Bu nedenle ben de “cruise” gemisindeki kamaramızın balkonunda, sabahın ilk ışıklarında, gözlerimi dört açmış, giderek ufukta büyüyen kara parçasına bakıyor, üstü düz ve alçak bir dağ arıyorum. Aslında önümde giderek iki ada beliriyor. Daha doğrusu iki burun. İskeledeki ada, Thira veya Santorini Adası. Sancaktaki ise Piri Reis’in “Firasiye” dediği, bugünün, Thirassia Adası.

Bu “Firasiye” veya bugünkü adıyla Thirassia Adası, Santorini Adası’nın karayel tarafında bulunan asıl kalesinin günbatısı tarafındadır. Reis böyle anlatır ki doğrudur. Ancak kaleden geriye pek bir şey kalmamıştır. Yine Thirassia denen “kara adanın poyraz yönünde harap bir kilise bulunmaktadır. Bu kiliseye Aya Yarına derler. O kilisenin önü küçük gemiler için iyi yataktır.” Reis’in “Aya Yarına” dediği kilise, Aya İrini Kilisesi’dir. 

Piri Reis’in Thisrassia Adası’nı kastederek “oraya yıldız tarafından gelirken, poyraza karşı olan burnun çevresi sığlıktır” dediği için olsa gerek, bizim koca gemi, Mykonos -Reis’in tabiriyle Mokana- Adası’ndan yani yıldız yönünden gelirken bu sığlığı sancağa alıp, Santorini Adası’nın yıldız burnuna yakın seyretti. İşte ben de tam o sırada, Santorini Adası’nın nişanının neden düz alçak bir dağ olduğunu anladım.

İskele omuzlukta, kıyıda neredeyse tek bir ev bile bulunmayan Santorini Adası’nın üzerinde, dik bir yamacın tepesinde, sanki bir düzlükte kurumuş gibi bir yerleşim yeri göründü. Sabah güneşinde bembeyaz, pırıl pırıl parlayan bu yerleşim yeri, bugün adanın Thira veya Fira olarak bilinen başkentidir.

SUYA BATMAYAN TAŞ

“Santoron didükleri taş kim suya batmaz. Mezkûr adada çoktur” diye adanın en önemli özelliğine, geçerken kısaca şöyle dokunur Piri Reis. Santoron taşı, gerçekten suda batmayan, “Topuk taşı- Ponza (Sünger) taşı” olarak bilinen, volkanik bir taştır. Santoron Adası’nda çok olmasının nedeni de bu adanın volkanik olmasıdır. Ancak Santoron Adası sıradan bir volkan değildir. Haydi, onu da ben anlatayım.

Tarihte Minos veya Thira (Santorini) Patlaması olarak bilinen volkan patlamasının yaklaşık MÖ 1642-MÖ 1540 yılları arasında meydana geldiği sanılmaktadır. Tarihteki en geniş patlamalardan biri olarak bilinir. Girit Adası’nda, başkenti Knossos’taki saray ile ünlü Minos-Minoan uygarlığının ortadan kalkmasına, Mısır’da “büyük fırtına”ya yol açtığı hatta Antik Çağ’da, bugünkü Ege Denizi’nin yerinde olduğu düşünülen Atlantis’in (Kayıp Kıta) bu patlama ile yok olduğuna, yerini dolduran suların Ege Denizi’ni oluşturduğuna inanılır. 

Ne kadar doğrudur bilinmez ama birkaç Atlantis hikâyesinden biri de Santorini veya Minos Patlaması’na bağlanır. Hikâye böyle olmakla beraber bugüne kadar Thira Patlaması’nın Girit-Minos uygarlığının sonunu getirdiği savını doğrulayan kanıt bulunamamış, aksine Girit uygarlığının büyük olasılıkla MÖ 15. yüzyılda dışarıdan gelen bir istila sonunda ortadan kalktığını gösteren bulgulara ulaşılmıştır. Ancak Minos Patlaması, Santorini Adası’nın yaklaşık 70 kilometre kadar bir bölümünün sular altında kalmasına yol açmıştır ki bu bölüm bugün, Santorini ile Thirassia Adası arasında kalan, Piri Reis’in “iki ada arasındaki boğaz” dediği bölümdür. 

“Kitab-ı Bahriye’nin Dümen Suyunda” yazılarımı izleyen dikkatli okuyucular, Piri Reis’in, Santoron taşından bir yerde daha söz ettiğini anımsayacaklardır. Reis, İzmir-Seferihisar’ın Sığacık Limanı ile ona yakın diğer limanları anlatırken, “Bu kıyılarda ayrıca Santoron taşı da çok bulunur. Bu taş öyle bir taştır ki, suya bıraksalar, batmaz, kaba bir taştır. Bazıları o taşlar ile nasır ezerler”2  der.    

REİS’İN TEPESİNİ ATTIRACAK GEMİLER

Her ne kadar Piri Reis, “adanın kıble tarafı iyi demir atma yeridir” derse de bugün gemiler, Santorini ile Thirassia Adası’nın arasında demir atarlar. Reis görse tepesi atıp, “bre ben size, iki adanın ortasına demir atarlarsa, burası derindir. Demir atacak yeri yoktur. Yirmi kulaçtan fazla derinlikte demir atarlarsa, demir tutmaz” dememiş miydim? Bunu Kitab-ı Bahriye’de yazmamış mıydım?” demeye kalksa da, zamanımızda iki ada arasına demir atan koca cruise gemilerini görünce bir şey söylemekten vazgeçeceği kuşkusuzdur vesselam. Nitekim biz de Santoron Adası ile Thirassia Adası’nın arasına girip, Santoron Adası’nın yıldız burnuna yakın demir attık. Şimdi etrafı daha iyi görebiliyordum. 

Tepedeki düzlükte kurulmuş olan kentten aşağıya kıvrıla kıvrıla bir merdiven iniyor. Üzerinde inen veya çıkan onlarca insan. Bazıları eşeklere binmişler, öyle çıkıyorlar. Güzel gözlü eşekler Ege adalarında hâlâ en makbul nakil vasıtaları. Bir de teleferik var. Adanın yerli varlıklıları tarafından sevabına yaptırılmış. Sevabına yaptırılmış ama tek yön, kişi başı 6 Euro. Ayaklarımıza da eşeklere de kıyamadığımızdan -kocamışlıktan olmasın?- biz kente çıkmak için teleferiği tercih ettik.

O ADA SONRADAN MI ÇIKMIŞ?

Reis iki ada arasındaki boğazda bir de küçük adacık olduğunu yazar. “Bu küçük adacık tıpkı kadırgaya benzer. Bu adaya Kameni derler” diye devam eder. Bu adacığın yıldız tarafındaki burunun sığ olduğunu da ekler. Piri Reis’in “Kameni” dediği adacık, bugün Palea Kameni olarak bilinir. İlginçtir Reis, kadırgaya benzeyen -gerçekten de benziyor-  bu küçük adacığı portolan haritasında not etmiş ancak hemen onun gündoğusundaki, çok daha büyük Nea Kameni Adası’nı göstermemiştir. Acaba, 500 yıl önce Nea Kameni yok muydu? Olabilir çünkü “Nea” Yunancada, “yeni” demektir. Belki de bu ada daha sonra ortaya çıkmıştır. Bilemedim vesselam.

SANTORON ADASI’NIN KALELERİ

Piri Reis, Santorini Adası’nın bembeyaz, hepsinin çatı ile duvarları birleştiren köşeleri yuvarlak hatlı evleriyle veya mavi kubbeli kiliseleriyle ilgilenmez. Belki o tarihte evlerin çatıları da zaten bugünkü gibi, kilise veya şapel kubbeleri de mavi değildi. Ama Reis her gittiği, haritasını çıkardığı yerde yaptığı gibi Santoron Adası’nda da ne kadar kale varsa çizmiş. Her ne kadar bugün bu kalelerden geriye hemen hiçbir şey kalmamışsa da biz yine de onlardan söz edelim.

Santoron Adası’nın karaya çıktığımız Fira veya Thira kentinden başlayarak ilk kalesi, Fira kentinin yıldız, adanın karayel tarafında, Skaros denen bölgededir ki önce de yazdım, kalıntıları güçlükle fark edilir. Adanın ikinci kalesi, Fira kentinin gündoğusunda, bugün havaalanının bulunduğu bölgeye yakındır. Reis bu kaleye, “İmbiryo Kalesi” der. Bugün yerinde bulunmayan bu kalenin adına en yakın isim, çok daha güneydeki Emporio köyünün adıdır ancak burada bir kale yoktur. Bu köye yakın ama daha kuzeyde yani Reis’in İmbiryo Kalesi olarak çizdiği yere daha yakın yerde bir “Pyrgos-Kale/Burç/Gözcü Kulesi” vardır ki Reis’in İmbiryo Kalesi o da olabilir. Piri Reis üçüncü kaleyi, adanın yıldız burnunda, bugün Oia denen kentine yakın çizmiş ve bu kaleye Santoron Kalesi demiştir. Havaalanı yakınında olması gereken İmbiryo Kalesi dışındaki üç kale de bugün Santoron Adası’nın karayolu haritasında gösterilmiştir. Santoron Adası’nın kaleleri böyle bilinsin.

Piri Reis kaleleri haritasına işlerken, Thirassia Adası’nın poyraz burnunda olduğunu söylediği Aya Yarına (Aya İrini) Kilisesi’ni de çizmeyi ihmal etmemiştir. 

REİS CİVARDAKİ ADALARI DA UNUTMAMIŞ

Biz Santoron Adası ile Thirassia Adası’nı Reis’in kalelerini, kiliselerini arayıp bulmak için gezip dolaşıp, koca gemimize binerek iki ada arasındaki boğazdan, geldiğimiz gibi yıldız yönünde çıkıp, Rodos Adası’na gitmek için önce poyraza sonra da gündoğusuna rota tutsak da, Reis tam tersini yapmış. Nereden mi biliyorum? Bakın Reis ne diyor? “Ve ba’dehu mezkûr Santoron Adası’ndan ‘Karsayana’ on sekiz mildür günbatısı-lodos üzerine.” 

Piri Reis’in, Santoron Adası’ndan, günbatısı-lodos yönünde 18 mil uzaklıkta olduğunu söylediği ve haritasında “ıssız” adalar olarak işaretlediği “Karsayana Adası”, bugünün haritalarında üç ada olarak yer alan, Christiana adaları grubudur.3 Reis bu gruptaki adaları, “Karsayana iki alçak adacıktır. Bu yassı adaların birbirine karşı olan kıyıları sığdır. Ancak, (bu kıyılar-Umar) gemilerin yatabileceği yataktır. Santoron Adası’ndan Ayna (İos-Umar) Adası, yirmi beş mildir. Bu yirmi beş millik arada, kırk kulaçtan derin yer yoktur”  diye anlatır. 

Piri Reis’in yazdıklarını dikkatli okumak gerekir. Nitekim Santoron Adası’ndan kıble yönünde çıkan ve 18 mil sonra Chirstiana adalar grubuna varan Reis, yukarıdaki son iki cümlesi ile Santoron Adası’ndan bizim gibi yıldız yönünde çıkıp, o rotada ilerleyerek, 25 mil sonra Ayna Adası’na gelineceğini söylüyor. Ayna Adası, bugün haritalarda İos Adası olarak gösterilir. Emir (Kunt) Reis’in beni valiliğine atadığı Skinos Adası’nın gündoğusu-poyrazına düşer. Santoron (Santorini) Adası ve çevresindeki adalar böyle bilinsin, netameli konu Skinos Adası’nın hikâyesini bir başka Kitab-ı Bahriye seyrimizde anlatalım ki merak sürsün vesselam.☸

Dipnotlar

1 Cezire: Ada  

2 Bkz YACHT Türkiye. Ağustos 2014. “Kitab-ı Bahriye’nin Dümen Suyunda 15. Sığacık Limanı ve Ona Yakın Limanlar.” Süha Umar

3 Santorini Adası’nın güneyinde, Christiana, Askanid ve Eschiate adalarından oluşan küçük takımada grubu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.