En iyi uzun yol teknesi BOREAL 47.2

2021 Avrupa Yılın Yatları ödüllerinde “Blue Water Cruiser” kategorisinin kazananı, Fransız Boreal’in 14,36 metre boyunda, 4,39 metre genişliğindeki alüminyum gövdeli teknesi oldu. Uzun okyanus geçişleri yapabileceğiniz ya da bir koyda keyifle zaman geçirebileceğiniz bu tekne, yüksek enlemlerde, buz dağlarının arasında güvenle seyir yapmak için de ideal. Dünyanın her köşesine, her koşulda sizi güvenle götürebilecek Boreal 47.2, belki de en iyi uzun yol teknesi… Fotoğraflar boreal-yachts.com, TALAT KIRIŞ

Uzun zamandır İngilizcede “blue water cruiser” olarak adlandırılan okyanus tekneleriyle ilgili okurum. Çeşitli tasarımları, kullanılan malzemeleri, artılarını, eksilerini not alırım. Fuarlarda stantları ziyaret eder, fırsat bulduğumda da tersanelere giderim. Yıllar içinde pek çok tersane ile yazıştım. Bu birikimi zaman zaman dergimiz okuyucularıyla paylaştım. 2016 yılında da bu konu ile ilgili dergimizde iki sayı süren bir inceleme yayınlamıştım. Konu denizcilik çevrelerinde gündeme geldiğinde ilk soru tekne nasıl bir materyalden yapılmalı, ikincisi de nasıl bir arma olmalıdır. Yapmak istediğiniz yolculuğa, deneyiminize, sahip olduğunuz bütçeye göre farklı yanıtlar verilebilir. Bu konuda ne kadar okumuş olursam olayım ahkâm kesmek için kendimi yeterli görmüyorum. Mamafih en yetkili denizcinin konuyla ilgili düşüncesini aktarabilirim.

Bernard Motissier “Uzun Yol” isimli kitabında şöyle diyor: “Sağlam bir tekneyle ne kadar küçük olursa olsun Tahiti’den Falklandlar’a kadar, Horn’u da geçmek suretiyle bir kerede tek başına gidilebileceğine kanaat getirdim. Yeter ki tekne metalden yapılmış olsun. Ağzı iyice kapanmış bir şişeyi bir siklonun içine atsanız hep yüzer. Tekne için de aslında aynı şey: Metalden, iyi tasarlanmış, iyi kapatılmış bir tekne, en ağır, kırılgan dalgalarda bile yuvarlanır, devrilir ama hiçbir zaman dibi boylamaz. Gerisi teferruat ve alışabilme meselesi.” Başka bir yerde de şöyle bir kıyaslama yapıyor: “Tenekeden bir kondanse süt kutusu ile bir plastik kutu alın. Bunların ikisini de bir kilometre kadar ayağınızla taşlı bir yolda vura vura yuvarlayarak oynayın. Fazla konuşmaya gerek yok, herkes teknesi için metalle plastik arasında seçimini yapsın.” Motissier’in sözünün üzerine söz söylemek bana düşmez. İki yıl önce La Rochelle’deki fuara gittiğimde Fransız yapımı tüm alüminyum tekneleri dolaşma imkânım olmuştu. En heyecan verici olanı da iki Boreal’in durduğu iskeleydi. Biri Boreal 47, diğeri Boreal 55 OC. Şimdi geriye dönüp e-posta arşivime baktığımda Boreal tersanesiyle ilk yazışmamın Eylül 2013’te olduğunu görüyorum. Nitekim tekneye sıçradığımda bugünlerde tersaneden ayrılıp eşi ve çocuklarıyla dünya seyahatine çıkmaya hazırlanan tersanenin yöneticisi Jean-François Eeman hemen hatırladı yazışmalarımızı. İçeride Boreal’ın yaratıcısı diğer Jean-François, Delvoye ve ailesi ile de tanıştım.

ÖDÜL AVCISI

Boreal’in hikâyesi şöyle: Jean -François Delvoye, eşi ve dört çocuğuyla birlikte yaptığı, altı yıllık -iki yılı Patagonya’da olmak üzere- dünya seyahatinden döner. Yolculuğu sırasında hem kendine hem de rastladığı denizcilere şu soruyu sorar: “Yelkenlinizi dünyanın en iyi teknesi yapmak için eksik olan nedir?” Kazandığı deneyimler ve aldığı yanıtlar 17 not ve skeç defterinde birikir. Firma 2005’te Manş Denizi’ne yakın Minihy-Treguier de kurulur. İlk müşterisi sonradan ortağı olacak olan diğer Jean François (Eeman) olur. İkili dünya seyahatleri sırasında Ushaia’da tanışmışlar ve iskelede başlayan dostluk ortaklıkla sonuçlanmış. Boreal 44, 2010’da Fransa’da, 2011’de Hollanda’da yılın yatı seçilir. 2015’te Avrupa’da yılın teknesi ödüllerine yeni bir kategori eklenir, “en iyi uzak yol teknesi (best blue water cruiser)”. Boreal 52 ve Garcia 45 karşı karşıya gelir, ödülü Boreal alır. 2018’de ilk kez Amerika’da bir fuarda sergilenir. O yıl Annapolis Boat Show’da, en iyi orta büyüklükteki cruiser ve genel olarak tüm kategoriler dâhil olmak üzere yılın en iyi teknesi ödülünü alır. 2020 yılında yeni modelleri (bu yazıda anlatılacak olan) 47.2 Voile Magazine tarafından jüri özel ödülüne layık görülür ve pandemi koşulları nedeniyle gerçekleşmeyen Boot Düsseldorf yat fuarında kutlaması yapılamasa da “Uzak Yol Teknesi” kategorisinde 2020-2021 Avrupa Yılın Yatı ödülünü de alır. Yani yıllar içinde katıldıkları tüm seçmelerde deneyimli yat dergisi yazarlarından oluşturulan jüriler Boreal teknelerine verir birinciliği.

20 SİPARİŞ, İKİSİ TÜRK

La Rochelle’deki fuara dönersek, fuar alanına giderken önce yukarda sözünü ettiğim Motissier’in efsane teknesi Joshua’yı ziyaret ettim. Hayallere dalarak Joshua’yla selfie çektim. Sonra o zamana kadar yaklaşık 60 gövdesi suya inmiş olan Boreal 47’yi gezdim. Önceden hakkında her şeyi okuduğum bir tekneydi. Çok beğenmekle birlikte bana göre önemli eksikleri vardı. Bir defa bu boyda ve dünyayı dolaşacak bir tekne için buzdolabı çok küçüktü. Havuzluktaki yaşam alanı da fonksiyonel olmakla birlikte oldukça sıkışıktı. Ana yelkeni basmak için direk dibine gitmek gerekiyordu. Bunun gibi ayrıntılar. Yandaki 55 Open Cockpit’e girince tamam dedim ideal tekne bu. Geri dönüp JFE’ye sordum tabii, neden bunun 44 ya da 47’sini yapmıyorsunuz diye. Yanıt bir gülümseme ve “biraz bekle” oldu. Nitekim kısa süre sonra yukarda sözünü ettiğim ödülü de kazanan 47.2 görücüye çıktı ve büyük başarı kazandı. Daha ilk tekne yapılırken 10’dan fazla sipariş almıştı tersane. Şu anda siparişlerin 20’ye yaklaştığı söyleniyor. Yeni Boreal 47.2 siparişi verenler arasında iki de Türk var. Peki bu başarının arkasında yatan sır ne?

DAGGERBOARD FARKI

Teknenin tamamı alüminyumdan imal ediliyor. Yani rakipleri Garcia ve Allures’den farklı. İlkinde coachroof yani tavan, ikincisinde üst bina GRP’den yapılıyor. Taban 10mm, alt kenarlar 8mm, yukarıya doğru 5mm, havuzluk, güverte ve tavan 4mm alüminyum plakalardan yapılıyor. Bu teknede bir centerboard, yani içeri çekilebilen salma var, bu durumda su çekimi 1 metreye iniyor. İçeri çekilen salma yalnızca lateral stabiliteye katkı sağlıyor. Teknenin balastı JF Delvoye’nin keel embriyo diye tanımladığı salma kutusu diyebileceğimiz alt kısımda. Kurşunla doldurulmuş bu kasanın etrafında yer alan su, yakıt tankları, hatta bir kanalla teknenin ortasına ulaştırılan zincir de teknenin stabilitesine katkı sağlıyor. Keel embriyo dümen palasından biraz daha derin. Bu, teknenin gel-git esnasında kıyıda gövde üzerinde durmasına imkân veriyor. Öte yandan kısa pala bir dezavantaj olarak görülebilir. JF Delvoye son zamanlarda çok moda olan çift dümen palasını sevmiyor. Bunun yerine teknenin iki yanından seyir sırasında indirebileceğiniz “daggerboard”lar var. Tekne yelkende yattığında, rüzgâraltı daggerboard’u indirdiğinizde teknenin otopilottaki gibi kendi kendine rotasında gittiğini belirtiyor tekneyle ilgili yorum yazan denizciler. Daggerboard, hareketli salma kombinasyonlarıyla farklı rüzgâr açılarında teknenin ideal seyir pozisyonunu yakalamak mümkün.

GENİŞ HAVUZLUK

Teknede havuzluk iki kısma ayrılmış. Arka kısımda çift dümen, elektronikler, vinçler var. Tüm halatlar arkada toplanıyor. Beş vinç var, ancak ortadaki büyük 66 inç vinç tüm görevleri yapacak şekilde konumlanmış. Bu alanın hemen önünde havuzluktaki sosyal alan diyebileceğimiz kısım var. Ortada masa ve iki yanda geniş oturma, istenirse yatma alanları. Arkada ve önde iki çok büyük depolama alanı var. Buralara tüm usturmaçalar, halatlar, yedek yelken, bisiklet vb. sığar. Tekneye opsiyonel olarak rüzgâr türbini, solar paneller ve hidrojeneratör takılabiliyor. Otopilot Vendée Globe yarışçılarının da kullandığı Fransızların ünlü markası NKE. Elektronikler için geniş bir opsiyon listesi var. Teknenin standardı sloop olmakla birlikte hemen tüm müşteriler cutter armayı tercih ediyorlar. Daha küçük ikinci ön yelken fırtına koşullarında fırtına yelkeni olarak kullanabiliyor.

DOGHOUSE KONFORU

Havuzluktan içeri girdiğinizde Boreal’in alametifarikası olan “Doghouse” bulunuyor. Burası tüm elektronikleri yerleştirebileceğiniz, 360 derece görüşe imkân veren bir nevi kaptan köşkü. Sert havalarda ve geceleri tekneyi buradan idare etmek mümkün. Birkaç basamakla içeri indiğinizde, yükseltilmiş salon sizi karşılıyor. Burada geniş bir oturma grubu, sancak tarafta çekmeceli iki buzdolabı, mutfak bulunuyor. Arkada iki kabin, önde ise büyük bir master kabin var. Teknede iki tuvalet ve ayrı bir duş bölmesi standart. Opsiyonel olmakla birlikte yine hemen tüm müşterilerin ısmarladığı soba ve ona bağlı radyatör sistemi yüksek enlemlerde yelken yapmak isteyenler için vazgeçilmez bir ayrıntı. İçerdeki depolama alanları bir uzun yol teknesine yakışacak hacimde.

Bir yelken dergisinde okumuştum. Yat tasarımcısı Bill Crealock dünyayı dolaşacak teknelerle ilgili problemi şöyle vurgulamış: “Tasarım yaparken karşı karşıya olduğumuz durum, inşa edeceğimiz platformun çok farklı çevre koşullarında var olabilme gerçeği. Aslında iki tekneye ihtiyacınız var denebilir. Biri uzun okyanus geçişleri yapabileceğiniz, diğeri ise limanda ya da sevimli bir koyda içinde keyifle zaman geçirebileceğiniz bir tekne.” Boreal 47.2 bunları sağlamakla kalmamış bir üçüncüsünü de eklemiş. Yüksek enlemlerde, buz dağlarının arasında güvenle seyir yapabilmek. Kısacası dünyanın her köşesine her koşulda sizi güvenle götürebilecek bir tekne Boreal 47.2, belki de en ideal uzun yol teknesi.

1 comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.