Usturmaçalı Kız’ın öyküsü

Gezgin ruha sahip genç bir çift olan Nilay ve Onur Koçman’ı isimleriyle değil, daha çok “Usturmaçalı Kız” olarak Nilay Koçman’ın sosyal medya hesabından tanıyoruz. Hayatları küçük bir sandal hayali kurarken, birkaç sene içinde teknede yaşama evrilmiş. İşte Koçman çiftinin hiçbir yere ait olmama hissiyle Balıkesir’den denizlere açılan yeni hayat hikâyesi…

Röportaj ÇİĞDEM YURTSEVER Fotoğraflar KOÇMAN ÇİFTİ ARŞİVİ

Nilay’ın deniz sevgisi erken yaşlarda başlamış ve bu tutkusu deniz yaşamından uzak büyüyen eşinin de maviliklere bağlanmasına vesile olmuş. Genç çiftin zaten tekne yaşamından önce de deniz ve doğa sporlarıyla uğraşan ve çok seyahat eden bir hayatı varmış. Tekne yaşamına geçişleri ise adım adım olmuş. 5 metre boyunda sandaldan hallice bir tekne düşünürken, fikir adım adım gelişmiş ve 35 feetlik bir tekne almışlar. Bu yaşam tarzını deneyimledikçe de o kadar sevmişler ki eğitim alıp, tüm odaklarını tekne yaşamına çevirmişler. Bu işin sonu da daha büyük ve konforlu bir tekneye geçip denizde yaşama dönüşmüş. Şu an Marmaris’teler ve eğitim almaya devam ediyorlar. Hikâyenin detaylarını ve bu yeni yaşama geçiş süreçlerini çiftten öğrendik.  

“TEMEL ANLAYIŞIMIZ, KÖKSÜZLÜK”

Sizleri tanıyabilir miyiz?

Nilay Koçman: 1991 İzmir doğumluyum. Esas mesleğim endüstri mühendisliği ama hep söylediğim gibi ben artık deniz mühendisiyim. Küçüklüğümden beri su kuşu gibiydim, beni denizden çıkarmak çok ama çok zordu. Denizin üstünde pek gözükmezdim, beni en çok cezbeden suyun altı oldu her zaman. Amatör denizci belgemi 15 yaşımda aldım sanki bu günlerimi hissetmişim gibi. Şu anki en büyük tutkum da yelken. 

Onur Koçman: 1985 Balıkesir doğumluyum. İşletme mezunuyum ve ticaretle uğraşıyorum. Kendi işimi yapıyorum ve tekneden çalışmaya devam ediyorum. Denizi olmayan bir bölgede büyümeme rağmen Nilay’ın içindeki deniz sevgisi benim de tutkuyla denize bağlanmama vesile oldu. Çok da güzel oldu. İşim gereği olsa da doğru kararlar almak ve emin adımlar atmak benim için çok önemli. Denize Nilay ile attığımız adım ise hayatımın en doğru kararı bence.

Yelkenli hayatına geçmeden evvel hayatınız nasıldı?

N.K.: Çok aktiftik aslında. Yüzme, dalış, bisiklet, doğa yürüyüşü, yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerimiz hep vardı. Temel anlayışımız, bulunduğumuz konuma olan aidiyetsizliğimiz. Aslında köksüzlük diyebiliriz buna.

Tekne alma fikri nasıl çıktı ortaya? 

N.K.: Çıkış noktamız deniz sevgimizdi. İlk başlarda sandaldan hallice, 5 metre boylarında bir tekne bakıyorduk. Amacımız adalara ve koylara gidip kamp yapmak, balık tutmaktı. Sonra güneşliği olsun, bir kamarası olsun derken baktığımız tekne türleri değişti. Marmaris, Selimiye tatilimizde koydaki yelkenli tekne manzarası bizi çok etkiledi ve o yaz yelkenli teknelerin uğrak noktası olan koylara karadan gidip gözlem yaptık. Hatta demirde kalan insanların yanlarına yüzüp sorular sorduk ve o yaz bitiminde yelken eğitimi almaya karar verdik sonrası malum… Motor kapandıktan sonraki sessizliğin tadını aldık ve aradığımız yelkenli bir tekne dedik. 

“DENİZCİLER HAYATIN SIRRINI BULMUŞ”

İlk teknenizi ne zaman aldınız, neler yaptınız? 

N.K.: 35 feetlik bir Dufour’u Aralık 2019’da almıştık. Yaz kış demeden seyirler yaptık. Ayvalık-Kekova arasında kalan denizlerimizi keşfetme şansımız oldu. Teknemizde dizel ısıtıcımız olmamasına rağmen şubat ve mart aylarında koyda kaldık. Termal kıyafetler, kat kat battaniye ve sıcak su torbası ile gecelerimizi geçiriyorduk ki, zaten tekne de küçük olunca ocakta yaptığın yemek kırıyordu soğuğu. Her zorluğuna rağmen mutluyduk, kış aylarında kimsenin olmadığı koylarda sadece biz vardık.

İz bırakan ilk tecrübelerinizden birini anlatabilir misiniz?

N.K.: İlk alargamızı hiç unutmuyoruz. Sessiz, ıssız ve dolunaysız bir gece, yıldızlar ışıl ışıl ve net. Güverteye uzandık gökyüzüne bakıyoruz, tekneyle birlikte gökyüzü de dönüyo. Allahım! Yok böyle bir şey ve o gün dedik ki “Bu denizciler hayatın sırrını bulmuş ve bizim haberimiz yok!”

Peki teknede yaşama fikri nasıl çıktı ortaya?

N.K.: İlk teknemizi içinde yaşama düşüncesiyle almadık. Fakat denizciliğin bir kültür olduğunu ve tam da gezgin hayatımıza uygun bir araç olduğunu gösterdi bize. Ev hayatımıza bakıyoruz; gereksiz bir sürü mutfak eşyası, mobilya, kıyafet… Teknedeki hayatımıza bakıyoruz; sadece ihtiyacımızın olduğu eşyalar var ve gayet de yaşanabiliyor, hatta yaşam kaliten artıyor. Eşyaya hizmet etmek yerine daha dışa dönük bir hayatın oluyor. Sonra teknemizdeki konforu biraz daha artırabilirsek evi kapatıp tam zamanlı teknede yaşayabiliriz aslında dedik. Böylece teknede yaşama fikrine çok sıcak bakmaya başladık. 

RAFİNE ÇÖZÜMLER İÇİN DAHA BÜYÜK BİR TEKNEYE GEÇİŞ

İkinci tekneye geçme sürecinizden bahsedebilir misiniz? 

N.K.: Tamamen beklentilerimizle ilgili ve her anlamda konforumuzu biraz daha artırabilmek adınaydı bu karar. Daha büyük bir tekne daha geniş bir yelken alanı demek, bir yelkenci olarak hızla çok işimiz olmasa da gideceğimiz mesafeleri kısaltmak hiç de fena olmaz diye düşündük. Yaşam alanındaki konfor ise çamaşır makinesi olabilir. Pandemi döneminde bunun zorluğunu yaşadık. Çamaşırlarımızı dışarıda yıkatmak istemedik; elde yıkamaya çalıştık ama bir yere kadar. Bir kere de yıkatalım bari dedik, çamaşırhaneler kapandı. Kısacası İlk teknemizde karşılaştığımız problemler ve deneyimler sonucunda kendimizce rafine edilmiş çözümler bulduk ve daha büyük bir tekneye geçiş yapıp bunları uyguladık.

Tekneye nasıl karar verdiniz?

N.K.: Arayışa girdiğimiz dönemde, istediğimiz opsiyonların hepsini ikinci el bir teknede bulmanın çok zor olacağını gördük. Eksikleri kendimiz eklettiğimizde ise ikinci el tekne sıfır fiyatına yaklaşmaya başladı. O yüzden sıfır bir tekne tercih ettik. Tekne fuarlarına gidip 60 feet tek gövdelerden katamarana kadar her marka ve boyda tekneyi gezerek fikir sahibi olduk.

Ne zaman aldınız ve tam zamanlı yaşama nasıl geçtiniz?

N.K.: Tekne hayatımıza girdiğinden beri çok fazla eve gitmiyorduk zaten. Evi kapatıp maddi anlamda yeni tekneye yönelmek çok daha mantıklı geldi. 2020 Kasım ayında yeni teknemizin siparişini verdik. Yaptığımız planlar pandemi nedeniyle tutmadı ve teknede altı aylık bir gecikme oldu. Diğer teknemizi de artık satmak durumundaydık ve teknesiz geçen bu altı ay bizim sudan çıkmış balığa dönmemize sebep oldu. Yine iyi tarafından bakarsak, bu süreçte yavaş yavaş evi kapatıp yeni hayatımıza hazırlandık. İki teknemiz arasında bir boy olan 42 feet bir tekne kiralayarak da kendimizi 45 feet bir tekneye hazırladık. Teknemiz geldi, evi tamamen kapattık ve deniz yaşamı gerçek anlamda başlamış oldu.

Ne zaman teknede tam zamanlı yaşamaya başladınız?

N.K.: 22.02.22 tarihinde ama tamamen tesadüf. Diğer teknemizde de yaşıyor gibiydik ama karadaki evi kapattıktan sonra “evet şimdi başlıyoruz” dedik.

LYKIA IŞIKLAR ÜLKESİ’NDE GÜÇLÜ DENİZCİLER

Yelkenli teknede yaşamaya başladığınızda eğitim aldınız mı? 

N.K.: Tekne almadan önce temel yelken eğitimi almıştık fakat bunu yeterli görmedik. Daha sonra kendi teknemizle de eğitim aldık.

Teknede yaşamanın iyi ve kötü tarafları nedir?

N.K.: İyi tarafı şu: Tekneyle birlikte olduğun her yerde evindesin. Karadan sadece deniz manzarası görüyorsun ama teknede çevrene 360 derece hâkimsin. Her gün başka bir dünyaya uyanabiliyorsun. Kötü tarafı, tekne hayatında bir sürü olasılık var ve bazen öngöremediğimiz olaylar yaşanabiliyor. Ani bir hava patlaması veya açıkta iken olabilecek teknik bir arıza… Bu yüzden B hatta C planınız her zaman olmak zorunda.

Nasıl bir teknede yaşıyorsunuz? 

N.K.: Teknemiz 2021 model Bavaria C45. Seyirlerimizde aldığımız notlar sayesinde istek ve ihtiyaç listesi oluşturmuştuk. Teknedeki opsiyonları da bu listeye göre seçtik. Su yapıcı, jeneratör, çamaşır makinesi bu opsiyonlardan bazıları. Teknemizin adı LYKIA Işıklar Ülkesi. Yeni tekneye karar verdiğimiz dönemde tam da Likya uygarlığının var olduğu bölgede seyir yapıyorduk, aynı zamanda da Likyalılar gibi güçlü bir denizcilik kimliği olmasını umut ederek tercih ettik.

UCU AÇIK BİR ROTA

Şimdi nerede bağlısınız?

N.K.: Marmaris Netsel Marina’dayız. Hem tekneyi hem de kendimizi açık denizlere hazırlayabileceğimiz mükemmel bir konumdayız aslında. Dalış, gemicilik, farklı yelken türleri üzerine eğitim alıyoruz. Hatta Onur bu kış sanayide tekne motoru servisinde çıraklık yapmayı bile düşünüyor.  

Yakın ve uzun vadedeki planlarınız veya hedefleriniz neler?

N.K.: Bir o kadar planlı, bir o kadar da plansızız. Dünya seyahati yapmak çok istiyoruz ama bu çıkalım klasik bir rotayı tamamlayıp geri gelelim şeklinde değil. Sevdiğimiz, beğendiğimiz bir yerde belki altı ay, belki bir yıl da kalabiliriz hiç belli olmaz ucu açık bir rota diyebiliriz.

Tekne yaşamı size neler kattı, yeni hayatınız nasıl geçiyor?

N.K.: Ruhumuza ve bedenimize özgürlük kattı. İsteyerek seçtiğimiz bir yaşamdı, deneyimledik ve bu yaşam şekli ile daha huzurlu ve mutlu olduğumuza karar verdik. Aynı zamanda hiç bilmediğimiz mesleki konularda bile bilgi sahibi olduk. Sürekli araştırıyor, öğrenmeye çalışıyoruz. Düzen ve disiplin konusunda da daha dikkatli olmayı öğrendik.

Teknede yaşamak isteyenlere neler tavsiye edebilirsiniz?

N.K.: Öncelikle bu yaşam cesaret, tedbir ve çaba istiyor. Alışılagelmiş konforu bırakmaya hazırlar mı? Öğrenmek istiyorlar mı? Çünkü teknede yaşamak, başkasının kullandığı teknede tatil yapıp “harika bir olay” demenin çok dışında. Tekneyi nerede konumlandırdıkları da çok önemli. Mesela biz kışlığım olsun, güzel bir arabam olsun, üstüne yazlığım olsun, e sıra teknede düşüncesinin dışındayız. Maddi ve manevi anlamda tamamen teknemize ve teknedeki hayatımıza odaklanmış durumdayız.☸

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.