AĞAÇ HALKALARI VE KÜRESEL ISINMA

Dünya ısınmaya devam ettikçe, ağaç ve diğer bitkilerin büyümesi de hızlanmaya devam edecek. Ancak ağaçların karbonu depoladıkları süre azalacak.

Hızlı yaşayıp genç ölmek veya daha sakin ama daha uzun bir yaşam. İkisinden birini seçecek olsan senin felsefen hangisi olurdu? Abartmamak koşuluyla, en iyisinin dolu dolu yaşamak olduğu söylenebilir sanırım. Bana sorarsan cevabım bu olurdu muhtemelen. Bir de tercihi hiç sorulmadan hızlı yaşamayı benimsemek zorunda kalanlar var: Ağaçlar. Dünyanın sürekli ısınan ikliminde ağaçlar, bitkiler, hatta genel olarak canlılar daha hızlı gelişiyor, daha çabuk çoğalıyor. Gayet tabii bu en başta iyi bir şeymiş gibi görünüyor ama maalesef sonuç daha kısa bir ömür oluyor; genç ölüyorlar. Yaşadıkları süre boyunca depoladıkları karbon ise atmosfere geri dönüyor, bu da cabası.

AĞAÇLARIN PARMAK İZLERİ

Fotosentez sırasında ağaçlar ve diğer bitkiler karbondioksiti atmosferden çeker ve bunu yeni hücreler oluşturmak için kullanır. Yüksek rakımlı çam ormanları ve kuzey enlemlerdeki Boreal Ormanları’nda bulunan diğer iğne yapraklı ağaçlar gibi uzun ömürlü ağaç türleri, yüzyıllarca karbon depolayabilir. En önemli sera gazlarından biri olan karbondioksit de böylece atmosferden çekilmiş oluyor. Küresel ısınma derdinden uzaklaşmış oluyoruz. Şimdi buradan çıkardığımız sonuç ne oluyor? Ağaçlar veya diğer bitkiler ne kadar hızlı gelişim oranına sahip olursa karbondioksite o kadar çok ihtiyaç duyar. Bu da bizim işimize gelir, çünkü atmosferdeki karbonun fazlası alınmış olur. O halde sorun bunun neresinde değil mi? Biz karbondioksiti düşürmek istemiyor muyuz? E bu ağaçlar da hızlı bir şekilde atmosferden karbondioksit çekiyor. Ama işin neticesinin farklı olduğunu bir araştırma üzerinden anlatacağım. Nasıl bizim parmak izimizle birçok şeyi keşfedebiliyor, kanıtlayabiliyor, anlayabiliyorsak, ağaçlarda da yaş halkaları bu görevi görüyor. Bu yaş halkaları parmak izleri kadar belirgin. Her bir yıllık halkanın genişliği, yoğunluğu ve anatomisi, iklimin o yıl nasıl olduğu hakkında bilgi içeriyor. Muazzam değil mi sence de? Yalnızca bir halkadan koca bir yılın, belki bir çağın iklimi hakkında bilgi edinebiliyorsun. O yılda yaşamamış olsan bile hava durumunun bilgisini alabiliyorsun. İşte bu halkaları kullanmak için araştırmacılar canlı ağaçlardan çekirdek numuneleri ve ömrü sona ermiş ağaçlardan da disk örnekleri almışlar. Dünya’nın iklim sisteminin geçmişte nasıl davrandığı, ekosistemlerin sıcaklık değişimlerine nasıl tepki verdiği bu örneklerden tespit edilebiliyor. Almanya, İspanya, İsviçre ve Rusya’dan bilim insanlarının bulunduğu mevcut çalışma için, İspanyol Pireneleri’nden 1100’den fazla yaşayan ve ölü Dağ Çamı ve Rus Altay’dan 660 Sibirya Karaçamı örneği alınmış. Bu örneklerin hepsi binlerce yıllık ve el değmemiş ormanlardan. Şimdi gelelim sadede.

BİTKİLERİN GERÇEK HAYATI

Araştırmanın sonucu gösteriyor ki; sert ve soğuk hava koşulları ağaçların büyümesini yavaşlatıyor, ancak bir yandan da onları daha güçlü yapıyor. Böylelikle daha büyük yaşları görebiliyorlar. Tam anlamıyla eski toprak, mecaz anlamda da gerçekte de. Bu ağaçların aksine ilk 25 yılında daha hızlı büyüyen ağaçlar ise gelişimini yavaş tamamlayan akrabalarına nazaran daha erken ölüyorlar. Bu ters orantı, her iki bölgedeki canlı ve ölü ağaçlardan alınan örnekler için de aynı çıkmış. İşte sorun da burada başlıyor. Çünkü ağaçların depoladıkları karbon, yaşamlarını yitirdiklerinde tekrardan atmosferdeki döngüye katılıyor. Yeniden döngüye katılan karbon, bir sera gazı olan karbondioksite dönüşerek küresel ısınmaya katkıda bulunuyor. İşte küresel ısınmanın en kötü taraflarından biri bu zaten; yol açtığı etkiler onu daha da kuvvetlendiriyor. Sürekli artan bir döngü oluşmuş oluyor. Bu arada büyüme hızı ile yaşam süresi arasındaki ilişki, hayvanlar aleminde görülen kalp çalışma hızı ile yaşam süresi arasındaki ilişkiye benziyor; kalp ritmi daha yüksek olan hayvanlar daha hızlı büyüyor fakat ortalama olarak daha kısa ömürlü oluyorlar. Ağaçların yaşamları boyunca karbonu depoladıkları süre “carbon residence time (karbon rezidans zamanı)” diye geçiyor. Bu sürenin giderek kısaldığı fikri aslında daha önce atılmıştı ortaya, ancak ilk defa verilerle onaylanmış oldu.

Sonuç olarak ağaçların daha hızlı gelişip büyümesi atmosferdeki fazla karbonu daha çok çekebildikleri anlamına gelmiyor. Dünya ısınmaya devam ettikçe, ağaç ve diğer bitkilerin büyümesi hızlanmaya devam edecek, ancak ağaçların karbonu depoladıkları süre azalacak. Giderek ısınan dünya bir yerden iyilik yapıyor gibi gözükse bile sonucu yine olumsuz oluyor. Sıcak hava koşulları; bitkinin büyümesi için ideal ortamı oluşturabiliyor ama onu zor koşullara, sıkıntıya, gerçek hayata hazırlayamıyor. Bu da bitkiyi daha dayanıksız yapıyor. Mantık basit aslında aynı insan hayatı gibi değil mi? Ancak konfor alanından çıktığın zaman hayatı gerçekten yaşadığını hissedersin ve koşullara karşı daha dayanıklı bir insan olursun. Hafiften felsefeye bağlayacakmışım gibi cümleler kullanıyor olsam da aslında bunların hepsi BİLİM, öyle değil mi? Hadi kalın sağlıcakla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.