İklim değişikliğinde 2018 BİLANÇOSU

2018 yılını sıcak ve kurak geçen yazı ile hatırlayacağız. Özellikle İngiltere, Almanya, İsveç, Danimarka, Fransa, Çek Cumhuriyeti gibi bu çapta yüksek ısıya alışkın olmayan ülkelerde en sıcak yıllardan biriydi. İklim uzmanları tarafından hazırlanan 2018 raporuna göre, Kuzey Kutbu ve Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu Avrupa ve Orta Doğu’daki istasyonlarda en yüksek artışlar kaydedildi. 

Umarım herkesin yeni yılı güzel geçiyordur. Valla zaman çok çabuk geçiyor, 2018’i bitirdik, üzerine bir de Ocak ayını geçtik. Şöyle bir dönüp baktığımız zaman, 2018 iklimsel felaketler açısından çok üzücü ve epey maliyetli bir yıl oldu. Temennimiz, bu yıl bunun önüne geçebilmek tabii. Geçmişi bilmeden de geleceğe yön veremiyoruz neticede, dolayısıyla bir bakalım 2018 iklim değişimi sebebiyle neler yaşamış, özellikle ekonomik boyutları neler olmuş. 2018, sanayileşme dönemi öncesindeki küresel ortalamalara kıyasla yaklaşık 1˚C daha yüksek sıcaklıktaydı ve kayıtlara geçen dördüncü en sıcak yıl oldu. Küresel hava daha fazla ekstrem vakaları ürettikçe, tabiatıyla bu tür olaylara maruz kalan dünya nüfusu da bir o kadar büyüyor. Aslında bu sera gazı olayı, insanın insana zararından başka bir şey değil. İklim değişimine karşı sera gazlarını kısıtlamak uzaktan bakıldığında maliyetli gibi görünüyor ya da ekonomik kayıp olarak bakılıyor. Bu durum birçok ülkeyi önlem almaktan alıkoyuyor. Ama büyük resme baktığında kaybın büyüğü aslında o harcamalar yapılmadığında ortaya çıkıyor. Araçlarımızı kaskoluyoruz değil mi? Hiç kaza yapmasanız da veya kazaya karışmasanız da çöpe girmiş bir para gözüyle bakılabilir ama ertesi yıl yine yaptırıyorsunuz. Bu bir risk, bir ihtimal. Ama iklim değişimi ihtimal ya da risk olmaktan çıktı. Sonuçları ve etkileri aslında net olarak ortada ve alacağınız önleme harcayacağınız parayla karşılaştırdığınız kayıp, kıyas götürmez şekilde çok büyük. E o zaman neden tedbir almıyoruz, neden kayba göre çok küçük bu harcamaya katlanılmıyor? Çünkü herkesin yapacağı işi hiç kimse yapmak istemiyor. Şimdi hiç kimsenin hiçbir şey yapmamasından dolayı 2018 yılında yaşanan kayıplardan birkaçına bakalım. Ekonomik kısmına bakacağız ama işin en acı kısmı can kayıpları ki bunun zaten parasal karşılığı, hatta hiçbir karşılığı yok. 

FLORENCE VE MICHAEL KASIRGASI

2018 Kasırga Dönemi, Kuzey Atlantik’teki ortalama bir kasırga sezonuna göre çok daha aktif geçti. Amerika’yı vuran iki büyük kasırga Florence ve Michael, sırasıyla 23 ve 20 milyon dolara mal oldu; 43 milyon dolarla ikisi birlikte yılın en maliyetli hava olayı unvanını almış oldu kendileri.

KALİFORNİYA YANGINLARI

Kaliforniya geçtiğimiz yıl tarihindeki en dramatik yangınlarından birini yaşadı. Kasım ayındaki Camp Yangını 90 yıllık kayıtta tüm ülkedeki en ölümcül ve en yıkıcı orman yangını olarak tarihe geçti. En az 85 kişinin ölümüne, 14 bin evin yıkılmasına ve 12 milyon dolar kayba neden oldu. Ve bu yalnızca Camp Yangını’nın hasarı. Aynı yıl, Mendocino Complex, Woolsey gibi başka yangınlar da oldu. Tabii ki tek faktör iklim değişimi diyemeyiz ama yangının bu kadar uzun sürmesine ve büyük hektarlara ulaşmasına zemini iklim değişimi hazırladı. Bölgede yaşanan kuraklık, normalin üstündeki sıcaklık ve oradaki bitki yaşamı gibi koşullar iklim değişimi sebebi ile oluşuyor. Bu eğilimler de bu yılki yangınların ardında yatan sebep oluyor. Eğer bu yıl ortalamanın altında bir yağış olmasaydı belki Camp Yangını diye bir şeyden bahsetmeyecektik. Daha da geniş baktığımızda, Batı Amerika’da yanan alanların miktarı son 30 yılda iki katına çıktı ve araştırmalara göre bu neticenin kahramanı “sera gazı emisyonları” ne yazık ki. Sonuç olarak, yangını çıkartan ana sebep iklim değişimi olmasa bile zemin hazırlayan ve onu besleyen faktör o oluyor.

AVRUPA’DAKİ ISI DALGASI VE KURAKLIK ~ 10 MİLYON DOLAR

Sanırım 2018 yılını özellikle sıcak ve kurak geçen yazı ile hatırlayacağız. Tüm yılın ortalama sıcaklığına baktığımızda ise kayıtlara geçen en sıcak 10 yıldan biri oldu. Kurak geçen yaz mevsiminde özellikle İngiltere, Almanya, İsveç, Danimarka, Fransa, Çek Cumhuriyeti gibi bu çapta yüksek ısıya alışkın olmayan ülkelerde en sıcak yıllardan biriydi 2018. İklim uzmanları tarafından hazırlanan 2018 raporuna göre, özellikle Kuzey Kutbu ve Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu Avrupa ve Orta Doğu’daki istasyonlarda en yüksek artışlar kaydedildi. Yüksek sıcaklıklar ve kurak havalar binlerce insanın hayatına mal oldu ve kıtanın birçok bölgesinde orman yangınlarına neden oldu. Komşumuz Yunanistan en yıkıcı olanlarını yaşadı, hatırlarsınız. Orta Avrupa’nın diğer bölgelerinde de uzun süreli yoğun bir kuraklık yaşandı. Bu da sıcaklık artışı ile birlikte tarımı etkiledi, ürünlerde zayiata yol açtı. Aslında 100 yılı kapsayan istatistiklere göre, her 10 ila 15 yılda bir ortalamanın üstünde bir yıl geçiriliyor. Ancak iklim değişimi ile, son yıllarda art arda, ortalamanın üstüne çıkan sıcaklıkta yıllar geçirdik. 2011, 2013, 2014, 2015… Bakın iklimin doğal seyrinde dalgalanmalar, doğal afetler, inişler çıkışlar hep var. Ama iklim değişimi tüm bunların zamanlamasına müdahale ediyor ve şiddetini artırıyor. Problem de burada aslında.

JAPONYA’DAKİ TAŞKINLAR ~ 9 MİLYON DOLAR

Haberler hep kuraklıkla ilgili değil. Küresel ısınma deyince hep sıcaklık artışı veya kuraklıkla ilgiliymiş gibi düşünebiliyoruz ama aslında “bu sıcaklık artışının sebep olduğu ekstrem havalar” dememiz en doğrusu. Çünkü aynı zamanda ani ve şiddetli sağanaklara, bu da taşkınlara, sellere yol açabiliyor. Japonya’ya bakalım: Haziran ve temmuz onlar için yılın en kötü aylarıydı çünkü ağır su baskınları yaşadı. Ülkenin güneybatı kesimi de sel ve toprak kaymasından en fazla etkilenen bölgesi oldu. Yoğun geçen yağmur döneminde 230 kişi hayatını kaybetti. Bir de ardından yoğun bir sıcak hava dalgası geldi. Temmuz ayında ülke, 25 yılın en güçlü fırtınası olan Jebi Tayfunu’ndan dolayı 4 milyon dolar kaybetti.

VE TÜRKiYE

2018 için değil belki ama Aralık 2018’de Birleşmiş Milletler (BM) 24. İklim Zirvesi’nde Türkiye’nin 2017 hasarı açıklanmıştı. Ve rapora göre, iklim değişikliği 2017 yılında Türkiye’ye 1.9 milyar dolar hasar verdi. Zurich Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız’ın da dediği gibi; bundan bir 10 yıl öncesine kadarki yaşadığımız sıkıntılar ekonomik krizler ve onunla bağlantılı risklerden oluşuyordu. Ancak bu sıkıntıların biçimi bile iklim değişimi sebebiyle değişti. Yaşadığımız problemler artık daha çok çevresel risklerle ön plana çıkıyor. Dünyanın başındaki büyük problem olan “su ve gıda güvenliği” coğrafyamızda da tehlike arz eder hale geliyor. Ve önlem alınmazsa, 50 yıl içinde Avrupa’da Portekiz’le beraber ilk çölleşme etkilerini yaşayacak 2 ülkeden biri olarak öne çıkıyoruz. Dünyada yılda 20-25 milyon insan, iklim değişikliklerinin etkisi nedeniyle göç ediyor. Kısacası iklim değişimi ile ilgili problemler artık boyut değiştirmiş durumda. Ciddiyeti her geçen yıl daha da artıyor. Maddi manevi zararlarını önlemek artık çok daha büyük değer taşıyor. Ve maliyeti ne olursa olsun doğacak sonuçlardan her zaman çok daha küçük kalıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.