Son Doong Mağarası ve kendine has hava sistemi

Gelin sizinle bir mağara gezintisine çıkalım. Ancak bu kafa lambası takıp bir dağın içindeki oyuğa dalacağımız türden bir gezi değil. Duymuş olanlarınız vardır, dünyanın en büyük mağarası Son Doong. Vietnam’da kendisi. Malum pandemi dolayısıyla gezmeler, yurtdışı seyahatleri vs. azaldı ama zihnimizde gezintiye çıkıp doğanın muhteşem yanlarını keşfetmek her zaman serbest.

Son Doong başka bir gezegen gibi. Ya da dünyanın içinde başka bir dünya mı desek? Çünkü içinde yağmur ormanları, nehirler, hatta plajlar var. Plaj evet, o yüzden ağustos sıcağında bu konuyu seçtim bu ayki sohbetimiz için. Tabii beni en çok çeken yanı, bu mağaranın kendine özgü bir havası olması. Bu kadar özelliğiyle havalı tabii de, benim bahsettiğim hava paternleri. Kendi içinde yağmuru, sıcağı, soğuğu, rüzgârı hepsiyle kendine özel bir hava sistemi oluşturmuş. Taktınız mı kafa lambanızı, hadi başlayalım.

KOCA BİR EKOSİSTEMİ VAR

Öncelikle, bu mağaranın içinde iki koca orman var! Hemen bir dipnot iliştireyim: Mağara o kadar büyük ki bu zamana kadar yalnızca yüzde 30’u keşfedilebilmiş. Mağaranın içinde eğrelti otları, çiçekler, hayvanlar, daha önce rastlanmamış türler, bildiğimiz koca koca ağaçlar var. Mağara içinden bahsettiğimize emin miyiz? Hani bunun gün ışığı, suyu, havası? Nereden geliyor bu değirmenin suyu? Bu ormanların oluşabilmesinde iki ana sebep var: Biri, ağaçların gelişmesine imkân sağlayacak kadar dikey odalar var. Su, mağara duvarlarını oluşturan kireçtaşını öyle aşındırmış ki, metrelerce yükseklikte tavanlar oluşmuş. Aynı zamanda, bu ormanlar mağara tavanındaki “dolin” denilen çukurlukların altında konumlanıyor. Dolinlere, karstik yapıdan ötürü aşınarak çevresine göre alçak hale gelen çukurluklar diyebiliriz. Bu dolinler sayesinde güneş ışığı ve yağmur içeri girebiliyor, ayrıca hayvanların girebilmesi için de bir geçit oluyorlar. Böylece, kuşlar, böcekler, yarasalar, maymunlar bu ayrı dünyayı istedikleri zaman ziyaret edebiliyorlar, bitkilerin de tozlaşması yine bu ziyaretler sayesinde oluyor. En nihayetinde burada kocaman bir aile, kocaman ayrı bir ekosistem oluşmuş oluyor.

ULTRA RÜZGÂRLI

Doğadan bahsederken kaptırıyorum bazen kendimi. Duygusallaştırıyor mu beni ne? Ama sizce de öyle değil mi? Kendisine ayrı bir dünya kuran, kocaman bir aile gibi geliyor kulağa. Bu şekilde normalin dışında bir orman oluşumu bizi başka bir konuya daha itiyor. İki ana sebep demiştik ya hani, işte diğeri de hava durumu. Aslında teknik olarak bütün mağaralar kendi içlerinde bir hava sistemine sahiptir. Fakat Son Doong’da farklı birçok şey var. Büyüklüğü, dolinleri, ormanları… Tüm bunlar birlikte çok daha komplike bir hava sistemini meydana getiriyor. Tabii bu şekilde karmaşık bir yapı, onun incelenmesini de zorlaştırıyor, dolayısıyla çözülemeyen çok yanı var. Ancak araştırmalar sonucu belirlenen birkaç önemli özelliğini biliyoruz. Örneğin çok rüzgârlı olması. “Çok” kelimesi hafif kalıyor aslında, çünkü bilim insanları “ultra rüzgârlı” olarak nitelendiriyor burayı. Rüzgâr, basınç ve sıcaklık gradyanlarının oluşturduğu bir kuvvet. Bu şu demek: Bir yerde basınç değerleri arasında fark olmalı ki ya da aynı şekilde sıcaklık için de geçerli, yüksek değerden düşük olana bir akış gerçekleşsin ve bu akış rüzgârı meydana getirsin. İşte bu noktada devreye Son Doong’un büyüklüğü giriyor. Neden diyecek olursanız… Mağaranın keşfedilen kısımlarında derinlik 500 metreye kadar ulaşabiliyor. Dolayısıyla yerin altındaki hava, yüzeye yakın olan havadan daha sıcak kalıyor. Ve mağaranın yüksek tavanları bu sıcaklık farklarının artmasına ve hava akımlarının çoğalmasına izin veriyor. Sürekli bir sirkülasyon meydana getiriyor. Bunun da ötesinde, güneş ışığının mağaranın içine ulaşmasına müsaade eden dolinler gün boyunca lokal ısınma alanları oluşturuyor ve mağaranın hava dinamiğini değiştiriyor.

GİZEMİNİ KORUYOR

Mağaranın derinliğini söyledik, dolinleri söyledik, bir de buna yağmur ormanlarındaki bitki faktörünü ekleyelim. Çünkü mağara içinde güçlü rüzgârların oluşmasının bir diğer sebebi de bu bitkilerin günlük karbondioksit ve su buharı döngüsünün hava basıncında lokal değişimler oluşturması. Basınçtaki bu farklar bazen güçlü rüzgârları çıkarabiliyor. Daha önce de belirttiğim gibi, bu sistemlerin nasıl çalıştığı hâlâ araştırılıyor. Ancak diğer mağaralarda kuvvetli rüzgârların mikropları, bitkileri ve hayvanları mağara sistemlerine getirmede büyük bir rol oynadığını biliyoruz. Bu oradaki ekosistem için çok önemli. Bunların da dışında rüzgâr erozyona yol açabilir. Kısacası bu mağarada, hakkında daha fazla şey öğrenmeye değer çok fazla faktör var. Son olarak, Son Doong’un bazı benzersiz jeolojik yönleri de var. Özellikle, mağara incileri dünyada eşi benzeri görülmemiş derler ya, tam da o cinsten. Benzersiz olması ve çoğunun bir beysbol topu büyüklüğüne kadar ulaşmasına yine yüksek tavanların neden olduğu düşünülüyor. Konu doğa ve bilim olunca tek bir dal yetmiyor; kimya, jeoloji, matematik, meteoroloji, işte biraz da duygusallık şiirsellik hepsi bir arada oluyor. En güzel yanı da bu değil mi zaten?

The world’s biggest cave Hang Son Doong is located in the heart of the Phong Nha-Ke Bang National Park in Vietnam. It stretches more than 5 kilometers long with the height of nearly 200 meters.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.