Teknelerin netesi ve artarak devam eden USTURMAÇA GÖRGÜSÜZLÜĞÜ

Her tip teknede ister savaş gemisi olsun ister amatör denizci teknesi, ilk dikkat ettiğim konu gemi veya teknenin genel netesi ve görünüşüdür. Ancak seyir halinde gözlemlediğim ilk şey usturmaçaların seyirdeki konumudur.

Gerek meslek hayatım gerekse sivil hayatımda başat denizci ülkelerin hepsinde bulunma ve yedi yıla yakın ABD ve Belçika’da görev yapma olanağım oldu. Denizciliğe her boyutta büyük merakım nedeni ile 47 ülkede, 65 civarında deniz ve denizcilik müzesi ile gemi müzesi gezdim. Almanya, Fransa, İtalya, ABD, İngiltere, Belçika, Hollanda’da yelkenli tekne kullandım. Rusya, Avustralya, Tayland, Singapur, Yunanistan, İsveç, Finlandiya, İsviçre (Gölleri), Portekiz, İspanya, Çin, Danimarka, Romanya, Gürcistan, Ukrayna, Bulgaristan, Japonya ve daha birçok ülkede bir deniz vasıtası ile seyir yapma veya en azından gemi güvertesine ayak basma olanağım oldu.

Her tip teknede ister savaş gemisi olsun ister amatör denizci teknesi, ilk dikkat ettiğim konu gemi veya teknenin genel netesi ve görünüşüdür. Ancak seyir halinde gözlemlediğim ilk şey usturmaçaların seyirdeki konumudur. Eğer bir tekne usturmaça ile seyir yapıyorsa teknenin ve personelinin gözümde değeri düşer. 

DENİZDE LİYAKATSİZLİK

Bu yaz Newport/ABD’de uzun süre yelkenli tekneler ile seyir yapma olanağı buldum. Yüzlerce yelkenli teknenin seyir yaptığı Aquidneck Adası etrafında usturmaça ile seyir yapan bir tekne dahi görmedim. Çok özendiğimi ve aynı zamanda Türkiye’mizdeki görgüsüzlüğü düşününce çok üzüldüğümü itiraf etmeliyim. 2019 yılında da İtalya’da yelken yapmış ve aynı gözlemimi yazmıştım. Bizdeki durum maalesef azalacağına artıyor. Tekne sahibi ister üst seviye ister orta gelir seviyesi kişiler olsun, usturmaça ile seyir konusunda fikre sahip olmak şöyle dursun, farkında bile değiller. Profesyonel kaptanlar ise umursamıyor. Türkiye’nin genelindeki liyakatsizlik denizde de yerini bulmuş. Asalet ve dinginliği bıraktım, pespayelik ve vurdumduymazlık günümüzün geçerli liyakat kriteri durumunda. Halbuki amatör denizci, teknesine, denize ve doğaya özen gösteren denizcidir. Zira amatör denizci, amatör kelimesinin etimolojisinden de anlaşılacağı üzere denize, denizciliğe ve tekneye âşık bir kişidir. 

MARİN KÜLTÜRÜN İTİBARINI BOZAN DURUMLAR

Teknesinin netesi, temizliği, düzeni tekne sahibinin kişiliğini ortaya koyar. Tekne kaptanı ve mürettebatının kılık ve kıyafeti ile tutum ve davranışları da bu yansıtmada önemli yer tutar. Pis bir kıyafet içinde, sakal traşlı pejmürde bir kaptan ve mürettebat her şeyden önce ilk intibada güven vermez. 

Amatör denizci teknelerinde nete, savaş ve ticaret gemilerinde sergilenen hassasiyet kadar önemlidir. Bu kez sadece taşıdığı bayrağın, temsil ettiği kurum veya firmanın değil, tekne sahibi kişinin şahsiyeti ve itibarının dışa vurumu söz konusudur. Şahsen küçük bir amatör denizci tekne sahibi olarak yaşadıklarım paralelinde şunu söyleyebilirim ki; bir teknenin limanda ve seyirdeki netesinin ve disiplininin yarattığı etki tekne boyu ve motor gücünden yüksektir. Benim gözümde usturmaçaları dışarıda, vardevelalarında salkım saçak havlu ve mayo asılı, bayrağı yanlış yerde tokada, sonuna kadar açılmış rahatsız edici seviyede müzik çalan bir amatör denizci teknesinin varlığı denizcilik kültürü için kanserdir. Bu aksaklıklar ikaz edildiği halde devam ediyorsa durum daha da vahimdir. Denizde görgü parayla satın alınamaz. Bu hataları amatör denizci tekne (yat) sahibinin bilgisi dışında kaptan ve mürettebat yapıyorsa tekne sahibi mutlaka ikaz edilmelidir. Zira söz konusu görgüsüzlük, tekne sahibinin itibar hanesine yazılacaktır.

Bordaları ve faça boyası lekeli veya pis, güverteleri çöp dolu, milli bayrağın, fors ve flamaların yanlış yere çekildiği, yırtık ve soluk bir bayrağın taşındığı, arma ve selviçe donanımı karma karışık, filasalanmış veya gamba almış ya da roda veya tüce edilmemiş halatlarla sarmalanmış, temizlik malzemelerinin ulu orta rıhtımda veya tekne güvertesinde bırakıldığı, limanda veya seyirde kurutulan mayo ve çamaşırların gelişigüzel her yere asıldığı, tente ve brandalarının yosun tuttuğu, sarı ve krom malzemenin aylardır parlatılmadığı, güverte tikleri yağ ve leke dolu bir amatör denizci teknesi dikkat çeker ve ayıplanır. 

Yelkenli teknelerde tam arma yelken seyri yapılmadığı, motorla seyredildiği zamanlarda ya da liman durumundayken yelkenlerin ıstıralya ve bumba üzerinde düzenli şekilde sarılmış olmaları önem arz eder. Otomatik sarma (furling) sistemi olan teknelerde bu sorun değildir. Sarma sistemi olmayan yelkenli teknelerde flok, cenova ve ana yelkenin ıstıralya ve bumba üzerine dağınık ve düzensiz bir şekilde sarılması ve yelken bağlama kamçılarının salkım saçak sallanması denizci bir görünüş sergilemez. 

PARANIN GÖRGÜ VE ENTELEKTÜEL BİRİKİMİ ALT EDİŞİ

Yazının başına dönersek, amatör denizci teknelerde en çok dikkat çeken ve bir o kadar tekne sahibi ve kaptanların dikkat etmediği temel görgüsüzlük usturmaça disiplinidir. Maalesef amatör denizcilerimizin çok büyük bir çoğunluğu usturmaça ile seyrin ayıp olduğunu dahi bilmiyor. Oysa bahriyemizde yeni denizcilere ilk öğretilen şey, seyir halinde usturmaçaların güverteye alınması ve tekneden sarkan halatlara izin verilmemesidir. Usturmaça ve halat disiplini, bayrak disiplini kadar önemlidir. Bahriyede usturmaça ile seyir bir gemide ciddi disiplin eksiği olarak değerlendirilir ve diğer gemilerde günlerce konuşulur. 

Maalesef ülkemiz amatör teknelerinde usturmaça disiplinine uyarak seyir yapan tekne sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bir gün büyük bir marinanın çıkışını gören bir yerde ya da İstanbul Boğazı’nda kıyıda oturun ve gelen geçen teknelere bir bakın. Salkım saçak sarkan usturmaçalar, çıması dışarda kalan neredeyse denize sarkan halatlara sahip, bazısı ultra modern ve gösterişli ancak gayri nete amatör denizci tekneler, göz kirliliği yaratarak resmi geçit yaparlar. Usturmaça ile seyretmenin bir nevi görgüsüzlük olduğunu söylediğinizde aldığınız cevap genellikle “Tekne benim. İstediğimi yaparım” olur. Paranın gücüne saygının, görgünün ve entelektüel birikimin önüne geçtiği sürece bu durum denizde devam edecektir. İşin bir diğer yönü de yat kaptanlarının da bu duruma ya bilmediklerinden ya da işlerine gelmediğinden (tembellik) sessiz kalmaları ve usturmaça ile seyri umursamamalarıdır. 

DENİZDE KURAL TANIMAZLIĞIN SEMBOLÜ

Deniz görgüsünü, başta usturmaça disiplini olmak üzere her yönü ile amatör denizcilerimiz öğrenmeli. Bunu bilip de tembellik nedeni ile uygulamayanlara da doğrusunu yaparak çevreye örnek olmaları teşvik edilmeli. Bu konuda marina yönetimleri de usturmaçaları dışarda seyreden tekneleri çıkış esnasında ikaz etmeli. Cumhuriyet’in başlangıç dönemindeki İstanbul fotoğraflarına bakıldığında, seyir halinde usturmaçalı tekne olmadığı görülür. O dönemde boat show’lar da yoktu, marinalar da. Ancak denizde görgü vardı. Aslında usturmaçayla seyir yeni zengin, kültürsüz ve görgüsüz refah toplumuna ait olmanın denizdeki bir manifestosu, denizde görgü ve kural tanımazlığın bir sembolüne dönüşmüş durumda. 

Tekne sahibi yeni zengin sınıflar için kültür ve görgü önem arz etmiyor. Sahip olmak, materyal ve somut bir ölçüt olarak öne çıkıyor. Bedensel maddi refah, ruhsal ve kültürel refahın önüne geçiyor. Böyle kişilerin zenginliği nezaket ve görgü seviyesinin çok üstüne çıktığından denizde farklı bir sosyal habitat oluşuyor. Bu ortamda tekne fiyatı ve mürettebat sayısı arttıkça prestijin arttığı kabulleniliyor. Teknenin denizcilik özelliği bile güç gösterisine dönüşüyor. Tekneye sahip olmak, teknenin temsil ettiği, yazılı tarih kadar eski denizcilik kültürüne sahip olmaktan çok, prestij sembolüne sahip olmaya dönüşüyor. İşte amatör denizciliğin bir nevi görsel kanseri usturmaça görgüsüzlüğü de bu iklimden payına düşeni alıyor. Bu yazıyı okuyan amatör denizciler, konuyu yeni öğrendiyse ciddiye alsınlar ve kaptanlarına ya da başta kendileri olmak üzere tekne personeline talimat versinler. USTURMAÇA İLE SEYİR BÜYÜK GÖRGÜSÜZLÜKTÜR!☸

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.