Pandemiye rağmen Türk suları

Önceki aylarda yazdığım öngörülerimiz gerçekleşti. Yat ekiplerinde uzun vadeli işe alımlar azaldı. Çoğu yat sahibi pandemiden dolayı yattan çıkmamayı, yatında yemeyi içmeyi tercih etti. Yat için anlaştıkları şefler ile kışın evlerinde de çalışmaya devam etme kararı aldılar. Bu nedenle de private şeflik önem kazandı.

Atlantico olarak dünyada crew yerleştirme konusunda pandeminin etkisi nedeniyle ortalama bir Akdeniz sezonu geçirdik denebilir. Hâlâ tekneler sularda. Yat sektörüne kazandırdığımız başarılı Türk şefler lezzetli yemekler döktürmeye devam ediyorlar. Peki pandemiyle beraber yat sektöründe neler değişti?

Öncelikle hijyen, bu süreçte bir numaralı kural oldu. Şeflerin hijyen sertifikalarının tam olması artık yat sahipleri tarafından da bizzat sorulur oldu. Korona ile ilgili hijyen kurallarını hem çok iyi bilip hem de çok iyi uyguladıklarına dair garantiler istendi. Şeflerin (ve aslında tüm ekibin) alışveriş dışında tekne dışına çıkmaması ile ilgili kurallar konuldu. Yeni işe alınacak kişilerden Covid testi istendi. 70 metrenin üzerinde olan yatlar, uzun vadeli işe alımlarında teste ek olarak, işe alımını sağladığımız chef ve stewardess’ları yata almadan önce 14 gün otel karantinasına aldılar.

Kıyılarımız megayatların gözdesi

Türkiye içindeki değişikliklere gelirsek… Bir kere ne Yunan sularına ne de başka sulara açılabildik. Bu nedenle güzelim Marmaris koyları doldu ve taştı. Herkesin dilinde aynı cümleler vardı: “Bozburun’a yıllardır geliyorum, böyle doluluk görmedim!”, “Göcek’te hiç bu kadar çok süperyat olmamıştı.” Birinci cümlenin sebebi, yurtdışı sularına gidemeyen Türk tekneleri, ikinci cümlenin sebebi ise Avrupa sularının kendi içindeki seyahat kısıtlamaları nedeniyle İsrail ya da Rus teknelerinin Türk sularından başka dolaşabilecekleri Akdeniz ülkesi kalmaması. Dünyanın en ünlü megayatlarından 99 metre Madame Gu, 80 metre Titan, 73 metre Plan B, 87 metre Avantage gibi megayatlar bu yaz Bodrum ve Marmaris koylarından çıkmıyor. En çok da bu megayatlara servis veren acenteler için hem yoğun ve yorucu hem de başarılı bir sezon oluyor. Başarı herkesin olamıyor tabii; hizmeti hakkıyla veren acente pastanın büyük payını alabiliyor.

Kötü şöhretten kurtuluş yolu

Bu büyüklükte megayatların sahipleri ve konuklarının Türkiye’de gideceği restorandan tutun, yatta Michelin statüsünde yemek çıkaran profesyonel şeflerine en iyi kalite ürünleri bulan yani yerel dünyaya hâkim, kendini her zaman güncel tutan acentedir büyük payı alan. Türkiye’de bu işi en iyi yapan acentelerden biri 360 Yachting. Çok zor bir iştir bu büyüklükte bir megayatı memnun etmek. Bir megayat Türkiye’ye gelirken iyi hizmet alabilecek mi, aradığı ürünü, hizmeti bulabilecek mi diye zaten biraz önyargı ile geliyor. Bu önyargı nedeniyle risk almamak için daha önce adını duyduğu bir zincir acenteye başvuruyor. Ancak bu yöntem her zaman işe yaramıyor. Örneğin, önceki yıllarda 60 metre bir megayatın şefi olarak Türkiye’ye gelmişliğim var. Evraklar günler önceden gönderilmiş olmasına rağmen, Avustralyalı yat sahibinin Türkiye’ye girişi için vizeye ihtiyacı olduğunu acentenin bilmediğinin son dakikada ortaya çıkması ile yat sahibinin saatlerce Bodrum girişinde beklemek zorunda kalışı kabul edilemez bir hataydı ve yattaki tek Türk olan benim için ise hayal kırıklığı yaratan bir gerçekti. Ne yazık ki bazı acenteler, yıllarca banka memuru gibi çalışmış, kendilerini güncellememişler. Bilgi sahibi olmadıkları çok konu var, öğrenmeye de uğraşmıyorlar. Ağzı yüzü bozulmuş domatesler getiren, doğal ve güzel ürün bulmak umurunda olmayıp marketten bulduğunu kapıp getiren, foie gras nedir ki diye soran, iyi kalite havyardan anlamayan, mozzarella bile bulamayan, ürünleri tanımayan, tanımaya uğraşmayan, dünyaca ünlü megayatları bilmeyen ve bu bilgi eksikliğini eksiklik olarak görmeyen memur zihniyetli acenteler nedeniyle repütasyonumuz yıllar yılı kötüye gitmiş. Bu olumsuz örnekler yüzünden de Türkiye’ye gelen megayat sahipleri ve ekipleri kafaları karışık, gelirken nereye başvuracağını bilememiş, önceden kötü tecrübeleri olduğu için de ülkede kalmak istememişler.

Günümüzde ise uluslararası dolaşan 80-100 metre megayatları yöneten kaptanlar, daha önce Türkiye’ye gelmiş başka megayatlara hangi acente güvenilir, hangisinden iyi hizmet alınır diye sorarak geliyorlar. İşte repütasyon farkı da burada başlıyor. Türkiye’nin bu olumsuz namını kıran 360 Yachting’in yaptığı işin dünya standardında kalitesi sayesinde uluslararası bir megayat şefi olarak dünya sularında dolaştığım dönemlerde de, şimdilerde Atlantico’nun sahibi olarak da, bu hizmetin hakkıyla verilmesinin son derece önemli olduğunu ve Türkiye’ye daha çok megayat gelmesinde ve gelenin daha çok kalmasında birincil derecede etkili olduğunu düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.