DAGU Denizci oldu

Yalnız seyir yapan denizcilerin öykülerini okurum yıllardır. Joshua Slocum, Tristan Jones, Bernard Moitessier ve diğerleri. Denizde, uçsuz bucaksız deryada bir başına suyla, rüzgârla akıp giden küçük teknede kendiniz, hayalleriniz ve gezegenle baş başa. Tam orada, yanınızda size bakıp kuyruğunu sallayan bir can yoldaşı. İnsan değil ama bir insandan daha ileri belki de. Kim bilir, bir gün Dagu ve ben de… 

Hikâye o kadar güzel ve o kadar gerçekti ki, kitabı bitirdiğimde bir Labrador sahibi olmaya karar vermiştim. Tristan Jones anlatıyordu “Buz” isimli kitabında. Hindistan’daki savaştan dönüp kendi teknesini yapmaya girişecektir. Para biriktirmek için kaptanlık yapar teknelerde. Antigua civarlarında denizciliği öğrendiği kaptanı Tansy Lee’nin öldüğü duygusuna kapılır, hatta rüyasında da görür. İngiltere’ye dönünce kaptanın evine gider taziye için. Kaptanın yeğeni Daisy “Tansy, Nelson’u senin almanı isterdi” der. Nelson siyah bir labradordur. Üç ayağı vardır ve bir gözü de kördür. Ünlü İngiliz amiralinin adını taşıyan köpeği almak istemez Tristan. Savaşta yaralanmıştır. “Bir sakat yeter, ikisi fazla olur” der. Der demesine de Nelson’u alır, tekneyi bitirir ve buzullara doğru yola çıkarlar. Bu yolculukta Nelson iki defa hayatını kurtaracaktır.

DENİZLE TANIŞMA VAKTİ

Buzullara doğru yola çıkma sevdası içimde buzların soğukluğu ile ters orantılı olarak yanıp durduğundan ve elbet bir gün yola çıkacağımı bildiğimden yanımda bir Labrador köpeğimin olması şarttı. Yani ben böyle şeylere inanırım. Güzel gözlü, küçük kahverengi köpek uzaklardan geldi. Ufak bir yarası vardı alnında ve adı Dagu oldu, çünkü adı Moby Dick’ten seçilmeliydi ve öyle de oldu. Pequod’un üçüncü mızrakçısı, güçlü kuvvetli zenci Dagoo. Yavaş yavaş büyüyüp birbirimize alışırken haber geldi. Yacht Türkiye dergisi yazarları Gökova’da buluşacaktı. Partiyi kaçırmak olmazdı ve Dagu için de denizle tanışmanın vakti gelmişti. Dagu’yu uçak kargosuna vermek istemediğimden arabayla gidecektim. Ali Boratav ben de gelirim dedi. Dergimizin Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Özel de son dakikada katıldı bize. Ekip şahane ve eğlenceli olmuştu. Arka tarafta iki koltuk yatırılarak Dagu’ya yer hazırlandı. Eyüp, Dagu’nun yanına yerleşti. Biz de Ali’yle sırayla arabayı kullandık. Dagu 6 aylık olduğundan, bir bebek özeni içinde yolculuğunu yaptı. İki saatte bir yolda durup gezdirme, koşturma, ihtiyaç giderme molaları. Arkada Eyüp’le bayağı kaynaştılar. İki basın mensubuyla 10 saat yolculuk yapınca ben de basın dedikodularına epeyce hâkim oldum tabii. Gece yarısı Ören Marina’ya vasıl olduk. Biz Dagu’yla dışarda, ekip içerde derin bir uykuya daldık. Devamı Temmuz 2019 sayımızda…

ikâye o kadar güzel ve o kadar gerçekti ki, kitabı bitirdiğimde bir Labrador sahibi olmaya karar vermiştim. Tristan Jones anlatıyordu “Buz” isimli kitabında. Hindistan’daki savaştan dönüp kendi teknesini yapmaya girişecektir. Para biriktirmek için kaptanlık yapar teknelerde. Antigua civarlarında denizciliği öğrendiği kaptanı Tansy Lee’nin öldüğü duygusuna kapılır, hatta rüyasında da görür. İngiltere’ye dönünce kaptanın evine gider taziye için. Kaptanın yeğeni Daisy “Tansy, Nelson’u senin almanı isterdi” der. Nelson siyah bir labradordur. Üç ayağı vardır ve bir gözü de kördür. Ünlü İngiliz amiralinin adını taşıyan köpeği almak istemez Tristan. Savaşta yaralanmıştır. “Bir sakat yeter, ikisi fazla olur” der. Der demesine de Nelson’u alır, tekneyi bitirir ve buzullara doğru yola çıkarlar. Bu yolculukta Nelson iki defa hayatını kurtaracaktır.

DENİZLE TANIŞMA VAKTİ

Buzullara doğru yola çıkma sevdası içimde buzların soğukluğu ile ters orantılı olarak yanıp durduğundan ve elbet bir gün yola çıkacağımı bildiğimden yanımda bir Labrador köpeğimin olması şarttı. Yani ben böyle şeylere inanırım. Güzel gözlü, küçük kahverengi köpek uzaklardan geldi. Ufak bir yarası vardı alnında ve adı Dagu oldu, çünkü adı Moby Dick’ten seçilmeliydi ve öyle de oldu. Pequod’un üçüncü mızrakçısı, güçlü kuvvetli zenci Dagoo. Yavaş yavaş büyüyüp birbirimize alışırken haber geldi. Yacht Türkiye dergisi yazarları Gökova’da buluşacaktı. Partiyi kaçırmak olmazdı ve Dagu için de denizle tanışmanın vakti gelmişti.

Dagu’yu uçak kargosuna vermek istemediğimden arabayla gidecektim. Ali Boratav ben de gelirim dedi. Dergimizin Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Özel de son dakikada katıldı bize. Ekip şahane ve eğlenceli olmuştu. Arka tarafta iki koltuk yatırılarak Dagu’ya yer hazırlandı. Eyüp, Dagu’nun yanına yerleşti. Biz de Ali’yle sırayla arabayı kullandık. Dagu 6 aylık olduğundan, bir bebek özeni içinde yolculuğunu yaptı. İki saatte bir yolda durup gezdirme, koşturma, ihtiyaç giderme molaları. Arkada Eyüp’le bayağı kaynaştılar. İki basın mensubuyla 10 saat yolculuk yapınca ben de basın dedikodularına epeyce hâkim oldum tabii. Gece yarısı Ören Marina’ya vasıl olduk. Biz Dagu’yla dışarda, ekip içerde derin bir uykuya daldık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.