Denizlerin Goca Gız’ı Beyza Kestaneci

Denizlere kendini adamış, genç yaşına rağmen tekne hayatını ve charter işini tercih etmiş genç bir kadının hikâyesi, herkese örnek olacak türden. Çocukluğunda bu tutkusunu fark edip hayatına deniz üzerinde devam etmeye karar vermiş Beyza Kestaneci. Bunu da üniversite mezuniyetinden sonra profesyonel olarak hayata geçirmiş. Şimdi tutkuyla bu hayatı yaşıyor. 

Hayatını ve işini denizlere adamış genç bir kadın var yelkenlisiyle koylarımızda gezen. Kuşadası gibi küçük bir kasabada doğup büyüyen, 8 yaşında optimist yapmaya başlayan ve şimdilerde 25 yaşında olan bu genç kadın için deniz bir tutku olmuş. Aile de denize meraklı olunca işi kolaylaşmış. Üniversiteden mezun olunca babasının da desteğiyle yat işletmeciliği altında profesyonel olarak charter işine girişmiş. Aile teknesi olan Goca Gız isimli yelkenlileriyle başlayıp, sonrasında yine aynı isimle daha büyük bir tekneye geçmişler. Beyza genç yaşına rağmen Goca Gız’la hem şahsi gezintilerinde hem de işi gereği Ege ve Akdeniz’de pek çok seyir yapıp tecrübe edinmiş. Yılın on ayını denizlerde geçiren, yaptığı işe tutkulu ve dünya seyahati gibi hayalleri olan bu genç kadın pek çok gence örnek olacak türden.

HEM YELKENCİ HEM DE DALGIÇ

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

1996 yılında, Ege’de bir sahil kasabası olan Kuşadası’nda doğdum. İlkokulu Kuşadası’nda okuduktan sonra, ortaokulu TED Aydın Koleji’nde bitirdim. Daha sonra, İzmir Özel Türk Koleji’nde lise eğitimimi tamamladım ve Ankara Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dilbilimi bölümünden mezun oldum. Bu eğitim sürecinde yurtdışında farklı deneyimler elde ettim. Erasmus programı sayesinde İsveç Uppsala Üniversitesi’nde eğitim gördüm. Kendimi bildim bileli, gezmeyi, yeni insanları ve onların kültürlerini tanımayı çok seviyorum. Dilbilim bölümünü seçmemin en büyük sebebi buydu.

Yelken ve tekne hayatınız nasıl başladı?

Sahil kasabasında doğup büyüdüğüm için deniz her zaman hayatımın bir parçasıydı. 8 yaşında optimist ile tanıştım. Tek başıma küçücük bir tekneyi, küçücük bir yelken ile idare etmeyi tecrübe edince denizin yüzmek ve kumda oynamak dışındaki diğer keyiflerin farkına vardım ve onunla bağım bir daha hiç kopmadı. Deniz, benim için bir tutku haline geldi. Artık benim için keşfedilmeyi bekleyen çok büyük bir dünyaydı. Deniz üzerindeki maceralarım bir yandan sürerken, altını da merak etmeye başladım. Bu sebeple 15 yaşımda dalış kursuna yazıldım. Bir yıldız, iki yıldız derken, şu anda CMAS 3 yıldız brövem ve yön bulma, ilk yardım ve derin dalış uzmanlık sertifikalarına sahibim. Denizi seven tek kişi ben değildim tabii ki. Bu sıralarda ailem de küçük bir İzmir yapımı, Marine Craft motoryat ile maviliklerin keyfini sürüyordu. Fakat benim küçük yaşta edindiğim “üstün tecrübem” motoryattan yelkenliye geçişte ailemi ikna etmeme yetti. Daha sonra Hacettepe Üniversitesi’nde Özgür Türkalp hocamdan da teorik ve uygulamalı yelken eğitimleri aldım ve H.Ü Yelken Takımı ile yat yarışlarına katıldım.

“BABAM EN İYİ YOL ARKADAŞIM”

Goca Gız’ı ne zaman aldınız?

2011 yılında motoryattan yelkenliye geçince Goca Gız ile tanıştık. İlk Goca Gız 2005 yapımı Beneteau-Cyclades 50.5 idi. Aile gezileri için gayet konforlu bir kızdı, hatta adını da geniş kemere hattından alıyordu. Onunla çok keyifli vakit geçirdik, neredeyse yazın her gün birlikteydik ve bana çok şey öğretti. Teorik bilgi tabii ki olmazsa olmazdır fakat Goca Gız bana denizcilik kültürünü yaşattı. Her zaman doğanın üstün olduğunu, kocaman evrende küçücük bir zerreden ibaret olduğumuzu, yardımlaşmayı ve doğaya saygı duymayı onunla öğrendim.

Sonra nasıl devam ettiniz?

Üniversiteden mezun olduktan sonra bu sevgiyi herkese aşılamayı kendime görev edindim ve denizi işim haline getirmeye karar verdim. Bunun üzerine, yat işletmeciliği altında bir şirket kurdum ve babamla birlikte kaptanlı charter yapmaya başladık. İlk göz ağrımız olan Goca Gız, üç kabinli olması sebebiyle charter için yeterli gelmeyince, dört kabinli Jeanneau-Sun Odyssey 49i modelindeki mevcut teknemizi satın aldık ve adını değiştirmeye kıyamadık. Halen bu tekne ile charter işini yapmayı sürdürüyoruz. Tabii ki babam benim bu yola çıkmam için en büyük destekçim ve hâlâ en iyi yol arkadaşım.

Genç yaşta teknede yaşamı ve bu sektörde çalışmayı neden tercih ettiniz?

Üniversiteden mezun olduktan sonra, hayatın sevmediğim bir işi yapmak için çok kısa olduğunu fark ettim. Bu tutkumu profesyonel hayatımla birleştirmek istedim. Bana göre insan sevdiği işi yaparsa başarılı olur. Bu motivasyon ile bu işe başladım. Amacım, tüketim odaklı tatillere alternatif olabilecek, doğanın bir parçası olduğumuzu bize hissettirecek, unutulmaz, spontane gelişen anlardan oluşan bir zaman dilimi yaratmak. Ayrıca, sanılanın aksine, bir kadın kaptanın da misafirlerine güvenli ve huzurlu bir tatil yaşatabileceğini kanıtlamak.

“KOYLARDA PANDEMİ GERÇEĞİNİ UNUTUYORSUNUZ”

Pandemi sürecinde teknede olmanın nasıl avantajları oldu?

Açıkçası, koylardan ayrılıp marinaya bağlanana kadar pandemi gerçeğini unutuyorsunuz. Bu salgının dünyayı her yönden çok kötü etkilediğini, insanların çok acılar çektiğini, tüm sağlık çalışanlarının canı pahasına çalıştığını biliyorum ve çok üzülüyorum. Ama şehirden ayrıldığınızda, herhangi bir koya demir atıp etrafınıza baktığınızda, salgından eser yok. Aksine, denizler olduğundan daha temiz, kuşların sesi daha gür… İnsan yaşamının bu kadar kısa süreyle, yalnızca kısıtlanmasının etkilerini bu kadar net görmek bize bir ders vermeli, bunu çok açık hissediyorsunuz. Bu süreci teknede geçirebildiğim için bir kere daha ne kadar şanslı olduğumu ve sağlığın her şeyden önemli olduğunu fark ettim. Halatları atıp, marinadan ayrıldığınız anda tamamen izole, doğa dostu ve sürdürülebilir bir hayata geçiş yapıyorsunuz. Bence asıl lüks budur. Ülkemizde bu farkındalığın ve yelkenciliğin artmasını diliyorum.

Teknede yaşamanın pandemi sürecinde zorlukları da oldu mu hiç?

Hayır. Aksine, teknede yaşam pandemi sürecini daha kolay geçirmemizi sağladı. Denizdeyken zaten doğal karantinada oluyoruz. Ancak, belirli dönemlerdeki yasakları göz önünde bulundurarak daha dikkatli seyir ve tedarik planları hazırlamak gerekti.

Pandemi sürecini teknede yaşayarak geçirmek isteyenlere ne gibi tavsiyeler verirsiniz?

Eğer bu dönemi teknede geçirme şansları varsa bir dakika bile durmasınlar bence. Pandeminin başlarında, yoğun şehir hayatından ve hızlı tempodan sonra evde hiç olmadığı kadar uzun vakit geçirebilmek hepimize iyi geldi belki de. Ama zamanla, evde kalmak zorunlu hâle de gelince, kendine özgü problemleri ortaya çıktı. Denizde özgürlük var. Herkese tavsiye ederim.

Goca Gız’la nerelere gittiniz, bundan sonraki rotalarınız nereler?

Goca Gız ile şahsi gezintilerimizde Kuşadası’ndan Mikonos’a kadar neredeyse tüm Yunan Adaları’nı gezdik. Ayrıca, Türk sularındaki Kuşadası’ndan Kaş’a kadar hemen hemen tüm koyları gezdik. Üç yıldan beri yaptığımız kaptanlı turlar dolayısıyla Hisarönü ve Fethiye arasında mekik dokuyoruz.

Gelecek için hayalleriniz var mı?

Evet! Ticari olarak hedefim, içinde deniz ve doğa sevgisi olan, genç ve dinamik bir kaptan kadrosu ile 20-25 yelkenli tekneden oluşacak bir filo kurmak. Bir de kendi teknem ile dünya turu yapmak tabii ki! Türkiye’den başlayıp, acele etmeden, tadını çıkararak, gittiğim yerlerdeki kültürleri tanıyarak, yeni yerler ve insanlar keşfederek dünyayı gezmek istiyorum. Bu geziyi de, kendi evinizle birlikte, rüzgâr gücüyle ve olabildiğince doğanın bir parçası olarak yapma fikri inanılmaz bence! En büyük hayalim bu.

DCIM102MEDIADJI_0191.JPG

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.