Küresel iklim 2019 bilançosu

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün en son açıklamasına göre 2019, en sıcak ikinci veya üçüncü yıl olarak kayıtlara geçecek. Birçok bölgede ekosistem büyük yaralar aldı. 2019’da rekor kıran aşırı hava koşulları geleceğe dair endişe verici bir tablo çiziyor. Yeni bir seneye başladığımıza göre geride kalan yıla dışarıdan bir göz olarak bakabiliriz artık. Şöyle koltuğumuza kurularak arkamıza yaslanıp, bir film şeridi gibi 2019’u seyredelim… Nasıl bir yıl geçirdik, iklimsel veriler ne söylüyor? “İyi olur tabii ama lütfen içimizi karartma Bünyamin. 2019’da çok kastık zaten, bütün mevsimler birbirine karıştı” diyenleriniz olacaktır tabii. Ancak yapacak çok bir şey yok, maalesef haberler pek iyi değil. Ama şöyle düşünüyorum: Yeni yıla girmiş olmamızı bir avantaj olarak değerlendiririz belki. Hep öyle değil mi? Yeni bir gün, yeni bir yıl, haftanın ilk günü, yeni hayatının ilk günü… Tamam, beyaz sayfa açmak iyi de vaziyetimizi bilsek de ona göre daha iyi olmaz mı? Hadi o zaman, 2019 bilançosunu görelim…

ADAPTASYON SORUNU “2019” filmimizin bir afişi olsaydı muhtemelen şöyle bir şey olurdu: Siyah fonda bir yerküre. Kutuplarda buzullar eriyor, daha aşağısında ılıman bölgelerde ekstrem ısı dalgaları, bazı noktalarda ise tam tersi ekstrem soğuk hava dalgaları. Çoğu noktada orman yangınlarını temsil eden alevler, Brezilya Amazon Ormanları her yerden daha kırmızı, tropik bölgelerde şiddetli kasırgalar, her yerden duman çıkıyor. Adeta bir “felaket senaryosu” ama senaryo değil, gerçek bu kez. Tabii ki hiçbir fırtına, kasırga, ısı dalgası vs. direkt olarak iklim değişiminin bir sonucu olarak nitelenemiyor. Elbette ki atmosferde böyle hava olayları bugüne kadar oldu ve iklim değişimi olmasa da yaşanmaya devam edecek. Ancak dünyanın ısınması bu hava olaylarının daha yaygın ve daha ekstrem gerçekleşmesine sebep oluyor, bu da dengeyi bozuyor tabii. Hep konuştuğumuz başlık: Adaptasyon sorunu. Havanın değişim hızına ve iklimin değişimine insanoğlu da hayvanlar da bakteriler de haşerat da yetişemiyor. Sorunumuz bu. Aslında çok basit bir örnekle, kendi vücut sıcaklığının bir derece arttığını bir düşün. Ateşimiz 38 dereceye yaklaştığında hangimiz kendini iyi hisseder? Bu yüzden dünyadaki 1 derecelik ısınma da ne yazık ki küçümsenecek bir fark değil. Kaldı ki, bizim normal sıcaklığımız 36,5 derece, dünyanın ise 15 derece. Dolayısıyla dünyanın 1 derece ısınması bizim vücudumuzdaki 2-2,5 derecelik artışa karşılık geliyor. Öte yandan biz 1,5 derece hedefini bile gerçekleştiremiyoruz, 50 yıla kadar 3,5 dereceyi bulacak. Bunun insan vücudundaki karşılığı 43 derece. Nasıl? Öncelikle şunu söyleyeyim, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün en son açıklamasına göre; 2019, en sıcak 2. veya 3. yıl olarak kayıtlara geçecek. Geçecek çünkü henüz bilanço çıkarılmadı. Antarktika buzulları senenin bazı aylarında rekor minimumlara indi. Kuzey Amerika’da polar vorteks dediğimiz kutup girdabı çok şiddetli soğukları getirirken, Avrupa’da yazın ölümcül ısı dalgaları gerçekleşti, kasırgaların da ömrü uzadı. Dorian Kasırgası’nı hatırlayın. Günlerce kaldı, yıkımlara yol açtı, harita değiştirdi. Tüm bunlar birlikte ele alındığında 2019’da rekor kıran aşırı hava koşulları geleceğe dair endişe verici bir tablo çiziyor.

SON 800 BİN YILIN EN YÜKSEK KARBONDİOKSİT SEVİYESİ

Geldik tüm bunların baş sorumlusu karbondioksite. Bu yılki atmosferik karbondioksit miktarı son 10 yılın… Yok, biraz daha gidelim 20 yılın… Yok yok, biz daha geri gidelim… 500 yılın, var mı artıran? Ben artırıyorum (sanırım ihale bende kalacak) son 800 bin yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Yani daha önce böylesi görülmedi. Daha yükseği çıkana kadar en yükseği bu ama insanoğlu daha da üzerine çıkartmaya kararlı görünüyor. Ekim 2019’da kaydedilen miktar 412 ppm’di. Tabii bu, güneşten gelen ısıyı tutan karbondioksit, metan ve diğer bileşikleri içeren kömür gibi fosil yakıtlar yüzünden. Enerji üretmek için çıkartıp yaktığımız bu yakıtlar atmosfere salınıyor ve orada birikip zamanla dünyayı ısıtıyor. E, belki diyeceksin bu kadar iklim zirveleri, Paris anlaşmaları, COP’lar oluyor, hiç azalmayacak mı bu fosil yakıt furyası? Sana bir şey söyleyeyim mi, Uluslararası Enerji Ajansı’nın son raporuna göre fosil yakıt tüketimi 20 yıl daha “artarak” devam edecek. “Devam edecek” değil, “ARTARAK DEVAM EDECEK”. BM Raporu da Amerika, Çin, Rusya, Suudi Arabistan, Hindistan, Kanada, Avustralya ve diğer ülkelerden bazılarının 2030’a kadar yüzde 120 daha fazla fosil yakıt üretmeyi planladığını yazdı. Genel olarak durum böyleydi. Biraz daha spesifik gidersek, şöyle mevsim mevsim sırayla…

POLAR VORTEKS, YIKICI SELLER, ORMAN YANGINLARI

Amerika’nın Ortabatı eyaletlerini ve Doğu Kanada’yı etkisi altına alan, rekora ulaşan polar vorteksle başladı. Bu bölgelere çok şiddetli soğuk getiren polar vorteks, en az 21 insanın ölümüne yol açtı. Daha az önce karbondioksit artışı, sıcaklık yükselişi dedik, bunlardan bahsettik de nereden çıktı bu şiddetli soğuk? Hatırlarsın; sıklıkla bahsettiğim bu şiddetli soğuğun da sebebi küresel ısınma. Kuzey Kutbu’ndaki ısınmayla bu soğukların direkt bağlantısı var. Kutuplar, gezegenin geri kalanında iki kat daha hızlı ısındığı için Kuzey Kutbu ve aşağı enlemler arasındaki sıcaklık farkı azalmış oluyor. Bu sıcaklık farkındaki azalma basınç seviyelerinde de azalma anlamına geliyor. Dolayısıyla buradaki gevşeme kutup havasını kutupta tutmayı başaran çok güçlü rüzgârların -jet rüzgârlarının- zayıflamasına yol açıyor, kendini eski telefon telleri gibi aşağı doğru salıyor ve orta enlemlere soğuk getiriyor; Kuzey Amerika, Avrupa, Asya gibi bölgelere. Uzun lafın kısası, 2019 kışı sıcaktan mayışan bu jet rüzgârları ile geçmiş oluyor. İlkbahara ulaştığımızda yine Ortabatı eyaletlerinin peşini bırakmayan hava olayları, Mississipi ve Missouri nehirlerinin şiddetli yağıştan dolayı yükselmesine yol açtı. Hemen bunda da ufak bir açıklama getirelim: Hava kütlesinin sıcaklığı arttıkça nem tutma kapasitesi de artıyor. Haliyle havadaki nem de bir süre sonra yağmura dönüşüyor. Fazla nem ani ve şiddetli yağmurlara yol açabiliyor. Sonucunda gerçekleşen taşkınlar da hasat ve ekin zamanlarını erteleyerek tarımı etkiledi, mülklere zarar verdi, Meksika Körfezi’nde ölü bölgeleri artırdı. 2019’un ilk altı ayında gerçekleşen ekstrem havalar dünya çapında 7 milyon insanı evinden etti. Bu kadar yüksek sayıya daha önce ulaşılmamıştı. Hindistan ve Bangladeş’i vuran Fani Siklonu, Afrika’nın Güneydoğu kıyısını vuran Idai Siklonu yaklaşık 4 milyon insanın tahliyesine yol açtı. Yıkıcı seller Etiyopya, Bolivya, Filipinler ve İran’ı etkiledi. Yaz mevsimi ise bunaltıcı geçti. 2019 Temmuzu, şampiyonluğu 2016’nın elinden aldı ve rekora koştu. Fransa, Japonya, Amerika birçok yerde ekstrem ısı dalgaları oluştu. Bu yıl bilim insanları Brezilya’da 183 binden fazla orman yangını kaydetti. Bu yangınların bu kadar sayısının artması ve önlenememesinin sebebi ormansızlaşmanın bu yıl yüzde 11 oranında daha da artması. Ve buna ek olarak, sıcak ve kuru hava, yangınların daha da yayılmasına neden oldu. Tabii burada başka nedenler de vardı, hep konuşuldu arazi açmak için kötü niyet vardı diye. Ancak yanma işlemi hiç bu kadar kolay olmamıştı. Bu arada eğer Batı Afrika kıyılarından Meksika Körfezi’ne uzanan bölgedeki uydu görüntülerine bakarsanız, dünyanın en büyük, en kokulu yosun türü sargassum sayısındaki patlamayı da görebilirsiniz. Böyle bir durumda okyanusun kimyasının nasıl değişebileceğini siz düşünün. Karayipler, Florida’nın doğu kıyıları, Meksika Körfezi, buralardaki ekosistemler bu yüzden bu yıl büyük yaralar aldı. Bunlar dünyadan örnekler, bizdekileri hiç konuşmayalım. Sadece kasım ayında bekleyip de alamadığımız yağış kaybı yüzde 50’yi geçti ki, kasım ayı yağış depolayıp tüm yıl kullandığımız dört aydan bir tanesi. Onu da gelecek aylarda konuşuruz, nasıl olsa 11 tane daha var. Tüm isteklerimizin gerçekleştiği, güzel haberler aldığımız, sevdiklerimizle sağlıkla geçen bir yıl olsun 2020. Gelecek ay yine buralarda buluşalım. Sağlıcakla kalın… ☸

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.