Sıra dışı havalar devam ediyor.

2015 yılının, meteorolojik kayıtların tutulduğu 1880’den bu yana yaflanan en sıcak yıl olacağı tahmin ediliyordu. Buna iklim değişiminin etkileri kadar El Nino’nun da katkısı var. Bu yaz daha çok nemden dolayı söylendik durduk. şimdi yine rutubet dönemi ama bu sefer yağış olarak. Bu sonbahar yağış bakımından diğer yıllara göre biraz daha riskli. Gelecek sene ise El-Nino tekrarlıyor!

Böyle olacağı belliydi. 2013 başından beri konuşuluyordu, 2015’in en sıcak yıllardan biri, hatta en sıcak yıl olabileceği. 2015 yılının, meteorolojik kayıtların tutulduğu 1880 yılından bu yana yaşanan en sıcak yıl olacağı tahmin ediliyor. Sebep? Birçok. Birinci sırada iklim değişimi etkileri, ikinci sırada El-Nino geliyor. “El-Nino da ne?” diyenler olabilir, konunun o kısmını açacağım ama önce yazımın bu kısmını izin verirseniz hemen toparlayayım. El-Nino iklim değişimi ile ortaya çıkmış bir hadise değil. Muhtemel ki Dünya’nın kurulumundan beri var. Ama iklim değişiminden etkileniyor. Frekansı (sıklığı) ve şiddeti artıyor.

Gelelim El-Nino’yu kısaca açmaya. ENSO, El Nino Southern Oscillation, El-Nino Güneyli Salınımı. Çocukluktan beri hatırlarız, Dünya’nın genel sirkülasyonları vardır. Alizeler, hatta ticaret rüzgârları olarak hatırlarız. Bu rüzgârların net olarak bilinmeyen bir sebeple zayıflaması veya kesilmesi durumuna ve dönemine El-Nino deniyor. Bir de El-Nino’nun kız kardeşi var, La-Nina. La-Nina döneminde de ticaret rüzgârları olması gereken hızdan çok daha kuvvetli esiyor. El-Nino’nun düzensiz bir periyodikliği vardır. Yani yaklaşık iki-yedi yıl arasında tekrarlar. Ancak son dönemde pek görülmedik bir şekilde üst üste tekrarlıyor, yani iki yıl üst üste Elnino, ya da La-Nina yaşanabiliyor. Tekrar söylüyorum, tamam bu iki olay da iklim değişimiyle ortaya çıkan bir hadise değil ama iklim değişiminden etkileniyor. Dolayısıyla havaları mahvettiğimizi düşünerek kendimizi mahvediyoruz.

Tamam da 2015’i bitiriyoruz, önümüzdeki maçlara bakalım diyenlere de haberlerim var. Zira El-Nino 2016’nın ilk yarısını da kapsayacak, taa mayıs-hazirana kadar yüzde 70 baskınlıkla etkisini sürdürecek. Uzun vadeli tahminlerde güvenilir bir kaynak, otorite olarak görülen Columbia Üniversitesi’nin öngörüsünü grafikte görebilirsiniz. Bir diğer güvenilir kaynak NOAA (Amerikan Ulusal Meteororloji Ajansı) ise bir tık öteye gidiyor, ilkbahar dönemine kadar yüzde 85 baskınlıkta olabileceğini belirtiyor. Dolayısıyla sıradışılık sürecek. Ben “El-Nino sıra dışı bir kış oluşturacak” dediğimde hemen arkasından “Yani? Sıcak mı? Soğuk mu?” sorusu geliyor. Şimdi buna bir bakalım.

Topyekûn etkileniyoruz

El-Nino döneminin bizim coğrafyamızdaki etkinliği başka coğrafyalara göre çok daha zayıf, zira mevzu Güney Amerika’nın batı kıyılarında gerçekleşiyor. Rüzgârlar ile etkisi bütün dünyaya yayılıyor. Dolayısıyla bizdeki etkisi diğer faktörlerle birleştiğinde netliğini, spesifikliğini kaybediyor. Neticede bir sıradışılık kalıyor. Evet, kayıtlara geçen en sert kışlarımızın ilk sıralarında El-Nino’lu yıllar var ama sert kışların olmadığı El-Nino’lu ya da La-Nina’lı yıllar oldu. Hatta El-Nino’nun üst üste tekrarladığı yıllarda kışlar bir birinden çok farklıydı. Yani sıradışı bir kış olacağı ihtimali kuvvetleniyor. Bunu; sert bir kış, hafif bir kış, kurak ve ılık bir kış, kurak ve soğuk bir kış, yağışlı ve ılık bir kış (yani kar yağışı az ya da olmayan kış) gibi çeşitlendirebiliriz. Bu bir birinden çok farklı meteorolojik koşulların ortak yönü nedir? Hangisi olursa olsun kaybediyoruz, zarar görüyoruz.

Tabii biz iklim değişimi dediğimiz anda aklımıza net olarak “kış olacak mı? Yaz olacak mı?” soruları geliyor. Evet, bu sorular önemli ve hayatiyet arz ediyor. Hem
ekonomik, hem tarımsal (ki burası da ekonominin içinde), hem de güvenlik, can kayıpları. Ama sıkıntı yalnızca yaz ya da kışın olup olmamasında değil, topyekûn etkileniyoruz. Bahar da çok önemli. Konuşun bir çiftçi ile “kış çok iyi geçti, bahar donları ve sellerinde kaybettik” derler. En azından 2015’de öyle oldu. Dolayısıyla El-Nino etkisinin iyimser tahminle hazirana kadar yüzde 70 baskınlıkla gitmesi tarımsal olarak sıkıntının büyük olduğunu gösteriyor.

Gelelim sonbahara. Bu yaz daha çok nemden dolayı söylendik durduk. Şimdi yine rutubet dönemi ama bu sefer yağış olarak. Bu sonbahar yağış bakımından diğer yıllara göre biraz daha riskli. Hemen bu ay, Eylül’de olmasa da sonbahar içinde sel oluşturabilecek çapta güçlü yağışlar alabiliriz, yazımın bitimine bu bilgiyi de ekleyeyim. Nedenini sonra yazarım.

“Arkadaş hep mi kötü haber? Yok mu hiç çiçek-böcek?” diyeceksiniz. Ben tedbirli olun ya da yerel yöneticiler önlemlerini alsın diye buradan olumsuzları hatırlatıyorum, tatlı kısımları siz zaten yaşarsınız.

Gelecek aya kadar farklı mecralarda yine buluşalım,
ama gelecek ay beni yine Yacht Türkiye’nin bu sayfalarında bulabilirsiniz. Sağlıcakla kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.