Tarihte salgınlar ve aşırı tüketim

Gözle görülemeyecek kadar küçük bir virüs. Toplumları, kıtaları yok ediyor, insanları hapsediyor, çoğu zaman çaresiz bırakıyor. Nasıl bir güç ki ondaki? Onun gücü mü bizi bu hale getiren yoksa yine biz miyiz kendimize bu kötülüğü yapan? Bazen bilerek bazen de bilmeyerek uygun koşulları biz mi oluşturuyoruz yoksa? 

Malum karantinada, evlerde olunca düşünmeye de daha bol vakit bulabiliyoruz. Böyle dönemlerde insan daha bir sorgular oluyor kendini; insan olmayı, nerede hata yaptık sorularını… Hata arayışına girince de geçmişe yöneliyoruz, arıyoruz, irdeliyoruz. Bugüne kadar görülen salgınların tarihini incelerken keşfettiğim ortak bir nokta oldu. Hastalıkların, virüs veya bakterilerin ortaya çıkışında sorumlu olan biz değiliz tamam, ancak salgına dönüşmesinin ve hızla yayılmasının önünü aslında biz açıyoruz. İnsanın elde etme hırsı, bir kişinin bir değil bazen iki bazen üç kişi gibi yaşaması, fazla tüketmesi, aşırıya kaçması. En temelde konu hep bu. Eski çağda kıtlık yaşamamak için yanlış yapılan tarım da buna dahil, Orta Çağ’da çıkan savaşlar da, bugün yaşadığımız iklim krizi gibi çevre sorunları da. Hepsinin altında aynı temel yatıyor: İnsanın elde etme hırsı. 

SALGIN RİVAYETLERİ

Tarihte bilinen ilk büyük veba salgınlarından biri, “Antoninus Vebası”. Doğu seferine giden askerler geri döndüğünde Roma nüfusunun yüzde 30’u vebanın pençesine düşmüştü bile. Sonra “Kara Veba” salgını var mesela, 100-200 milyon insanı öldüren vebanın biyolojik silah olarak kullanıldığı yazıyor kaynaklarda. Rivayete göre, Moğol İmparatorluğu Orta Asya’dan Avrupa’ya doğru ilerlerken şimdiki Ukrayna sınırları içerisindeki Kaffa şehrine vebadan dolayı yaşamını yitiren silah arkadaşlarını mancınıkla fırlatmışlar, hastalık oraya da bulaşsın diye. Bu bilginin doğruluğuna garanti veremem belki ama başka bir faktör daha var. O dönem ticaretin çok yoğun olduğu biliniyor. Ve hastalık da 1300’lü yıllarda Çin ve Orta Asya’da başlamıştı. Ortaya çıkış sebebinin, net olmasa da, pirelerde oluşan yersinia pestis adında bir bakteri olduğu düşünülüyor. Salgın hale gelmesindeyse birkaç etken var. Bunlardan biri şu: Asyalı tacirlerin Çin’den satın aldıkları vebalı kürkleri Avrupa’ya satması yoluyla veba Avrupa’ya kadar ulaşıyor.

ÇİÇEK HASTALIĞI VE İSPANYOL GRİBİ

Ve coğrafi keşifler… 15. yüzyılda Avrupa’nın yeni dünya keşfi, Amerika yerlileriyle Avrupalıları karşılaştırdı. Amerika yerlilerindeki çiçek hastalığı Avrupa’ya geri dönenlerle başka ülkelere de yayılmış oldu. 1918’deki İspanyol Gribi de Avrupalı askerlerin Amerika’ya gidip geri dönmesi sonucu yayıldı. Dikkat edin; hep savaş, ticaret, biyolojik silah gibi hep daha fazlasını isteme arzusundan doğan faktörlerden bahsettik. Bir sahip olma, orayı da alma buraya da ilerleme, şuraya da müdahale etme içgüdüsüyle gelen sonuçlar. Aslında yöntem değişse de bu dürtü değişmiyor ne yazık ki. Savaşlar, sömürgecilik, tarih boyunca teknolojinin çok hızlı ilerliyor olması, doğa tahribatı, iklim krizi, saydığım tüm bu salgın nedenleri en başta konuştuğumuz aşırılıktan, elde etme hırsından geliyor. 

DOĞAL DÜZENE MÜDAHALEMİZİN ACI SONUÇLARI

Koronavirüse “Çin virüsü” deniyor ya bazen, aslında kaynak daha küresel. Yalnızca Asya değil, Doğu değil, tüm dünya bu koşulları oluşturuyor. Günümüzdeki en büyük problemlerin ilk sıralarında iklim krizi geliyor. İklim krizi çevre tahribatıyla oluştu. Ormanları kesince, her yere tarım arazisi açınca, dağa bayıra şehir inşa edince oldu. Kendi alanlarımızı genişletirken virüslerin de yaşam alanlarını genişlettik farkında olmadan. Vahşi hayatla insan arasındaki bariyeri kaldırdık ve oradaki hayatla, çeşit çeşit virüs taşıyan hayvanlarla temasımızı artırdık. Fosil yakıtları yaktık, dünyayı ısıttık, hayvanları göçe zorladık, yaşam koşullarını değiştirmiştik çünkü. Soğuk iklim aradılar, kuzeye göç ettiler. Bir arada yaşamaması gereken türler aynı yerde nefes almaya başladı. Farklı virüsler oluşmaya başladı, kolayca mutasyona uğradı. Peki buraya kadar nasıl geldi bu durum? Hepimiz birer tutam tuz attık tüm bunlara. Bir kişi gibi yaşamayarak, fazla tüketerek, hoyrat yaşam düzenimizi düzeltmeyerek. Koronavirüs salgınından sonra küresel olarak dünya düzeni değişecek. Peki, şimdi soruyorum o zaman. Tüm bu konuştuklarımızdan sonra senin yeni dünya düzenin ne olacak? ☸

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.