Toprak solunumu

İklim değişimi deyince hep havadan sudan bahsediyoruz. Yağmurlar, okyanuslar falan filan. Olayın ciddiyetinin farkına vardık artık sanırım, yani umarım… Su yaşamını ve ekstrem hava olaylarını nasıl etkilediğini de artık bildiğimizi varsayıyorum. O yüzden bu sefer aslında çok önemli olan ama üstünde çok durulmayan bir konuyu irdelemek istedim. Toprak…

İklim değişimi denince akla ilk yüksek sıcaklıklar geliyor. “Bu sene de üşüdük, donduk falan” diyeceksin ama hatırla hep normallerin üstünde sıcaklıklardan bahsettik. Kar yağışları alsak da kışın ortasında bahar havası da yaşadık. Zaten yapılan gözlemler de bu durumu doğruluyor; kara ve deniz sıcaklıkları kullanılarak yapılan hesaplamalarda geçtiğimiz Nisan ayı, 1951-1980 yılları arasındaki ortalama Nisan sıcaklığından 1.11 derece daha yüksek çıktı. Şubat ayı ise normalden 1.35 santigrat derece daha sıcak geçti. Hatta küresel sıcaklıklardaki bu artış Ekim 2015’ten beri devam ediyor. Efendim konuyu nereye bağlayacaksın dersen: İklim değişimi deyince hep havadan sudan bahsediyoruz. Yağmurlar, okyanuslar falan filan. Olayın ciddiyetinin farkına vardık artık sanırım, yani umarım… Su yaşamını ve ekstrem hava olaylarını nasıl etkilediğini de artık bildiğimizi varsayıyorum. O yüzden bu sefer aslında çok önemli olan ama üstünde çok durulmayan bir konuyu irdelemek istedim. Toprak… Bu küresel ısınma denen meret toprağın derinliklerine kadar işliyor. Hadi bakalım arkadaşım gel, neler oluyormuş bakalım.

Sıcaklıklar yükseldikçe toprak solunum oranı artıyor. Şimdi “toprak solunumu da ne ola ki” diyorsun. Toprakta bir karbon döngüsü var, toprağın nefesi gibi. Birtakım bitkisel aktivitelerle toprak karbon alıyor, fazla gelen karbonu da biyokimyasal reaksiyonlarla dışarı veriyor. İklim değişiminin aşırı sıcaklıkları artırmasıyla bu karbon verişi artıyor. Çünkü sıcaklık arttıkça bitkideki metabolizmal faaliyetler de artıyor. Bu da atmosfere karbon salınımı demek. Hem de fosil yakıtların yakılmasıyla atmosfere salınan karbondan daha da fazlalaşıyor. Miktarı söyleyeyim mi? Yaklaşık 60 milyar ton, her yıl.

Küresel ısınma bitkinin kök, gövde ve yaprak faaliyetlerini, kısaca metabolizmasını hızlandırıyor. He bir de toprakta yaşayan mikrobik organizmalar var, böceklerden tut da göremediğimiz her tür bakteriye kadar bir sürü canlı yaşıyor toprakta. İşte bu canlıların da karbon döngüsüne olan katkısını artırıyor fazla ısınma. Bu hızlanma ve artışla da topraktaki karbon ayrışması artıyor, ayrışma da topraktaki karbon deposunu azaltıyor, bu karbonun azalması iyi bir şey değil, topraktan ayrılan karbon atmosfere salınıyor; küresel ısınmaya sebep oluyor.

Ekosistem, aslında bilimsel adı; biz ona kısaca hayat diyelim. İşte bu hayat, döngülerden oluşuyor. Ne ekersen onu biçersin felsefesiyle işliyor her şey. Haksız mıyım ama gerçekten her canlının dünyasında bu böyle değil mi? Neyse konumuzdan sapmayalım, yani anlatmak istediğim; yine önemli bir döngü var ortada. Bu saydıklarımı böyle çember oluşturan bir döngünün basamakları olarak hayal edin. Kısaca küresel ısınma sıcaklık ve sıra dışı olayların artışına, bu artışlar da topraktan karbon salınımına, karbon salınımı da küresel ısınmaya sebep oluyor. Bu şekilde topraktan daha fazla karbondioksit, hatta metan bile çıkıyor. Topraktan bu gazların çıkışı da zaten var olan sera gazlarına destek kuvvet oluyor.

Hep mi kötü? İyi bir şey yapan yok mu? Var, gel gel o da var. İşte asıl önemli konu, bir yandan da ormanların karbon deposu görevi yaparak bu salınımı engelleme özelliği. Bu yüzden ormanların yok edilerek, toprağın boş bırakılmaması önemli. Araştırmalara göre, ormanlık arazilerdeki karbon deposu, otlak alanlardan iki kat daha fazla. Ülkemizde yapılan çalışmada ise orman topraklarımızda bir hektar alanda 77,8 ton kadar karbon depolandığı saptanmış. Yani ormanlar karbon çıkışına izin vermiyor, karbonu kendi toprağında saklıyor. Toprak üstünde bitki örtüsü ne kadar fazlaysa atmosfere karbon salınımı o kadar az oluyor.

NEDİR BU AYRIŞMA?

Şimdi bir de bu ayrışma olayını bir açalım. Havada kaldı sanki biraz. Topraktaki bileşiklerin, organizmaların daha küçük parçalara veya elementlere ayrışması, demek istediğimiz. Gereken kısım kullanılıyor, fazlası da dışarı yani atmosfere veriliyor. Ayrışmanın artması toprakta karbon döngüsünün de artmasına sebep oluyor. Bu da bitkilerin gelişmesi için gereken karbonu azaltıyor. Karbon tüm canlıların yapı taşı. Yaşam döngüsünde çok önemli bir yeri var.

Uç bir örnek veriyim; mesela bazı deniz canlıları karbonu okyanus suyundan alıyor ve kabuklarını yapmak için kullanıyor. Bir deniz canlısının kabuğunda bile karbon var. Zaten canlı olan her varlıkta bütün organik bileşiklerin yapısında karbon vardır. Bitkilerde de bu yapının yüzde 50’si karbon. Topraktaki karbon da, suyu ve önemli besinleri tutmaya yarıyor. Ayrıca organizmaların ayrışması için enerji kaynağı oluyor. Çok kolaymış gibi diyoruz ama aslında ayrışmanın gerçekleşmesi için yüksek bir aktivasyon enerjisi gerekiyor. İşte bu yüzden normal şartlarda atmosfere fazla karbon salınımından bahsetmiyoruz. Ama yüksek sıcaklık olunca topraktaki organizmaların ayrışması için yeterli enerji sağlanıyor, toprak solunumunu hızlandırıyor. Toprak solunumuyla bu karbon atmosfere salınarak kaybediliyor. Hatta artış yüzdesini de vereyim: Solunumla çıkan karbondioksit emisyonunda ortalama yüzde 45! Normalin neredeyse bir yarısı kadar daha fazla karbon atmosfere salınıyor. Ayrıca bu şekilde toprakta depo edilen karbon miktarı da azalmış oluyor.

Bunlar neden oluyor? Bir insan bir insan gibi yaşamadığı için, dolayısıyla insan gibi, doğaya göre insan gibi yaşamadığı için oluyor. Neyse geçtim burayı yine. En kolayı geçtim diyorsun, geçiyorsun, süper.

Hep sıcaklık dedim ama iklimin değişmesi yalnızca yüksek sıcaklık değil biliyorsunuz, mesela aşırı yağışlar da var ve havadaki karbondioksit, azot gibi bileşikleri içeren gazlar yağışlarla tekrar toprağa dönüyor. Toprağın verimliliğini düşürüyor. Ayrıca yağmur toprak nemini de artırıyor ve toprak neminin az olması da fazla olması da istediğimiz bir durum değil. Çünkü bu durum da toprak solunumunu azaltıyor ve bu sefer de verimsizliğe yol açıyor. Yani her şey kararında iyi…

Neyse ben yine atasözlerine bağlamadan toparlayayım. Bu toprak solunumu veya deposu farklı iklim kuşaklarında da değişiyor. Bu yüzden genel etki aslında net değil. Ama ısınan iklim ile topraktan karbon çıkışının birbirini güçlendirdiği bir gerçek. Ancak toprağın doğru kullanılması, ormanların yok edilmemesi, fosil yakıtların yakılmaması gibi tedbirlerle bu durum engellenebilir. Tanıdık geldi mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.