Yeni yılda yeni bir dünya?

Kutuplar Akdeniz’i yaşarken, ülkemizde kuraklıktan göller kururken iyi şeyler düşünmek biraz zor oluyor. Her şeye rağmen yeni bir yılın heyecanı ve ümidiyle daha çok çaba sarf etmeyi seçmek ve bu gidişatı değiştirmek elimizde.

Kuraklık yerine doğadan konuştuğumuz yazılar… Burada her ay buluştuğumuzda yaptığımız ekolojik sohbetler… Bir düşün. Mesela barajların doluluk oranının yıllardır ne kadar iyi bir seviyede olduğunu konuşuyoruz. Nasıl? Veya fosil yakıt tüketiminin verdiği zararı minimuma indirmişiz, küresel ısınmadan neredeyse bahsetmiyoruz bile. Plastikler yerine muadil malzemeler üretilmiş ve atık sorununa çözüm bulmuşuz. En büyük problemimiz olan israf gerilerde kalmış. Herkes bilinçli tüketiyor, etik bir şekilde yaşıyor. Bu sayede de iklim değişimi gibi büyük bir problem artık etkisiz hale gelmiş. Tüm bunlar yerine doğada gerçekleşen enteresan ve güzel hava olaylarını konuşuyoruz; ormanların çoğaldığını, temiz hava soluduğumuzu söylüyoruz. Etraf ne kadar yeşil ama yine doyamıyoruz diyormuşuz, yakındığımız şey buymuş mesela. Mümkün değil gibi di mi? İçinden diyorsun ki ah nerde, keşke.. Bir yandan haklısın da, tablo vahim olunca insan ümitlenmekte zorlanıyor. 

BÖLGESEL VE KÜRESEL SIRA DIŞI ETKİLER

Kutuplar Akdeniz’i yaşarken, ülkemizde kuraklıktan göller kururken iyi şeyler düşünmek biraz zor oluyor, haklısın. Kutuplar Akdeniz’i yaşıyor derken, ona da ufak bir parantez açalım eğer duymadıysan. Geçen yıl haziran ayında Sibirya’da 38 derece sıcaklık ölçülmüştü. Tabii Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO)’nün buna yorumu “Kutuptan çok Akdeniz’e uygun” oldu. 38 derece, bölgenin haziran ayı ortalamasından tam 18 derece daha yüksek demek. WMO, daha önce de aşırı hava olayları ile ilgili açıklamalar yapıyordu tabii ki ama kutuplar hiç yoktu gündemde. Küresel ısınmanın bu denli etkisi daha önce görülmemişti. Artık Kuzey Kutup Dairesi de küresel ortalamadan en az iki kat daha fazla ısınıyor. Bunun etkileri de bölgesel ve küresel anlamda farklı farklı oluyor tabii. 

KASIRGANIN HASAR BİLANÇOSU: 70 MİLYAR DOLAR

Geçen yıl Sibirya’daki aşırı sıcaklar bölgedeki orman yangınlarının yayılmasında ve salınan karbon oranının rekor düzeye çıkmasında etkili olmuştu. Aynı zamanda denizlerdeki buz oranında büyük bir düşüşe yol açtı ve 2020’nin kayıtlara geçen en sıcak üç yıldan biri olmasında rol oynadı. Isı rekorları kırılmaya devam ederken Atlantik kasırgaları da her geçen dönem daha yıkıcı oluyor. Bir tarafı kasırgalar, seller alırken diğer tarafta sıcaktan kavrulan anormal hadiseler yaşanıyor. Kasırga sezonlarının şiddetinin artışı demek daha fazla can ve mal kaybı demek haliyle. Maddi boyuttan bir istatistik verecek olursak; 2021 Atlantik kasırga sezonundan kaynaklanan hasar 70 milyar doları buldu. Böyle haberler verince en başta kurduğumuz hayaller daha da ütopik gelmeye başlıyor, değil mi? Aslında iklim değişimine sebebiyet veren başlıca faktörlerden israf, en çok sera gazı yayan ve küresel ısınmaya yol açan etmenlerden biri. Eğer yemeyip çöpe attığımız, alıp giymediğimiz, israf ettiğimiz her şey bir ülke olsaydı Amerika ve Çin’den sonra en çok sera emisyonu yayan ülke olurdu. Demek ki yalnızca bilinçli tüketimle bile çok büyük farklar yaratabiliriz. Sorun bunu fark etmekte belki de.

Yazımıza güzel hayallerle başlamıştık, araya birkaç felaket haberi sıkıştırdık ama güzel hedeflerle bitirelim diyorum. Hatta hayal değil, hedefler. Ne dersin? Hep söylüyoruz; devletler, kurumlar büyük adımlar atmalı diye ama bakma birey olarak yapacağımız en ufak değişiklik bile çok güzel farklar yaratıyor aslında. Bir damla suyun tasarrufu dahi, direkt faturamıza, hayatımıza, dünyamıza yansıyor. Küçük adımlar da birleştiğinde mutlu sonuçlar veriyor. O yüzden yapacağımız şey basit. İsraf etmemek, bilinçli tüketmek. Nasıl? Yeni yılın yeni hedefine çok yakışır değil mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.