Mikronezya’da Kosrae’den Pohnpei Adası’na

Atlaslarda ve haritalarda bazen bir toplu iğne başı kadar, bazen de hiç görülmeyen bir ada olan Kosrae’den demir alıp Mikronezya’nın en büyük adası olan Pohnpei’ye doğru rotamızı çevirdiğimizde artık Kuzey Pasifik’te anti meridyeni arkamızda bırakmış ve batı yarımküreden doğu yarımküreye doğru da epey bir yol almıştık. Biz S/Y Storm Bird ile dalgadan dalgaya Okyanusya’da seyrederken, küçük ada-büyük ada gibi ölçülerimiz, zaman ve mekân kavramlarımız da adeta anlam değiştirmişti.

Saatlerin birbirini kovaladığı, takvim yapraklarının uçuştuğu, insanın evcilleştirdiği değil ama artık bugün, yarın ve ertesi günler arasındaki çizgilerin sulandığı, bazı anlarda uzun bazı anlarda kısa durarak, yabani ve özgür bir zamanın, okyanusa da sonsuzluk duygusunu veren bir zamanın içine girmiştik. Bu galiba aslında koşuşturmadan, inadına hiçbir şey yapmadan, yarışmadan; sade insan olmanın çeşitli hallerini yaşayıp, ufuklar aracılığı ile varlığınızın enginleştiğini duyumsamaktı.

Lelu, Kosrae’den ayrıldıktan sonra doğu ve kuzeydoğudan 15 -20 knot esen ticaret rüzgârları ile adanın kuzeydoğu burnunu dönüp, kuzeybatıya olan seyrimiz rahat başladı. İlk gün uzunca bir süre güneşli, açık, sakin bir havada ve yunusların eşliğinde yol aldık. Ancak, kuzey ve güney yarımküreden esen rüzgârların karşılaştığı enlemler arasında, hem doldrum hem de ekvatoral cephe kuşağında olduğumuzdan doğal olarak birden değişebilen rüzgâr ve yağış sağanakları ile seyrimiz ikinci gün ve gece ıslak ve nemli halde devam etti. Gökyüzünün aniden kararması ve kara bulutların dalgalanarak hızlı bir şekilde hareket etmesi, eğer rüzgâr fazla değilse; seyirlik bir hava hareketi olabiliyor. Ama bulutlar tam üzerinizden geçerken yağmuru boşaltıyorsa ve de eğer ters rüzgârlara maruz bırakıyorsa, bu cephe okyanusu da huzursuz kıldığı için tekneyi de huzursuz edebiliyor ve hava seyirlik olmaktan çıkıyor. Bu bölgede genelde gece başlayan rüzgâr sağanakları 10 knot eserken kısa sürede 40-50 knot’a çıkıp beraberinde karışık denizi de getirebiliyor. Bazen kısa, bazen de uzun aralıklarla gelen bu sağanaklarda tekneyi koruyup, sağanakların bir an önce çekip gitmesini beklemekten başka yapacak bir şey de olmuyor. Üzerinizden gelip geçerken bu hava bir de dirise ederse, artık okyanusun benzi soluyor, ‘Mar Pasifico’ da pasif olmaktan çıkıyor. Pohnpei seyrinde işte böyle bir ters rüzgâra biz de maruz kaldığımızda bumbanın pupa palangasının dört adet perçini de kırıldı. Neyse ki sonrasında sağanaklar hızla uzaklaştı, sakin havaya kavuştuk ve daha büyük bir sıkıntı yaşamadık. Pungelap Atolü’nü de geçmiş, yolun yarısını da arkamızda bırakmıştık. Sakinleyen hava ile birlikte S/Y Storm Bird ile biz de sakinlemiş, üçüncü günün sonunda Pohnpei’nin yüksek tepelerini görmüştük. Devamı Kasım 2017 sayımızda… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.