Yat sizin ikinci eviniz…

Yaz mevsimi bütün sıcağıyla bizi sarıp sarmaldı. Süperyatlar elemanlarını aldı, teknik dertlerini tamamladı, kıştan kalan dağınıklığı toparladı, temizliğini yaptı. Herkes sezona hazırlandı, konuklar ve yat sahipleri teknelere geldi. Ve işler hızla başladı. 

Sezonun tam ortasındayız. Atlantico Crew Placement da hızlıca çalışarak yatlara doğru şefleri ve hostesleri gönderdi, göndermeye de devam ediyor. Neden devam ediyor? Sezon çoktan başlamamış, herkes çoktan yerini almamış mıydı? Öyle olmuyor, olamıyor işte. Yat sektöründe, kaptanlar ve çarkçılar hariç, stabilite biraz zordur. Güvenliğinizden sorumlu kaptan ve güverte elemanları bir yana, özel hayatınızın her alanında bulunan, yeme içme gibi temel ihtiyaçlarınızı sizin zevklerinize göre planlayan bir “interior crew (içerdeki mürettebat)” vardır. Yat sizin ikinci eviniz sonuçta.

KENDİ YATINDA “MİSAFİR” OLMAK

Evinizde sizlerle devamlı birlikte yaşayan, yediğiniz yemekten sorumlu, yattığınız yerden sorumlu, her şeyin temizliğinden sorumlu şefler ve hosteslerden bahsediyorum. En büyük sirkülasyon bu görevlerde gerçekleşir. Bunun nedeni bazen çalışanların kendileri, bazen yat sahipleridir. Çoğu durumda, sebep bile yoktur; kan uyuşmazlığı diyelim. Şef ya da hostes son derece profesyonel olsun, bazen yat sahibi ile beklentiler anlamında o elektrik tutmaz. Çünkü yat, özelden de özel bir alandır. 50-60 metre bile olsa limitli bir alanda birlikte yaşamak demektir. Her gün yatınızda çalışanları görür, başka bir yakın iletişim kurarsınız. Aynı şey çalışanlar için de geçerlidir; üzerinde hizmet verdikleri bu yüzen işyeri, aynı zamanda onların evidir. Öyle ki, çalışanlar yatta konuk yokken normal hayatlarını yaşadıklarında, akşam dışarıya çıktıklarında, dönerken “eve dönüyoruz” derler, “yata dönüyoruz” demezler. Yat sahibi de yata geldiğinde ona guest (konuk) der. Çünkü bir anlamda yatta yaşayanlar kendileridir, yat sahibi ise arada bir gidip gelen bir konuktur. Bu tanımlamalarımın, yat sahiplerinin de işin psikolojisini ekip gözüyle anlamasına yol açacağını umuyorum.

AYRILIK KAÇINILMAZ

Süperyatlar tam da bu nedenlerle sezon başında şef ya da hosteslerle işbirliğine vardıklarından bir süre sonra, işler bazen bir taraf bazen iki taraf için de istendiği gibi gitmeyebilir ve ayrılıklar gerçekleşir. Bazen sadece tavır ve davranış uyumsuzluğu, bazen yemeğin beğenilmemesi, kimi zaman ekipte uyumsuzluk veya şişen egoların sönmemesi ya da tam tersi kaptanın egosuna yenik düşen çalışan, bazen ise yat sahibinin gözüyle doğru kişi olmamak gibi iki taraflı onlarca sebep sayılabilir. İşte o noktada yapacak bir şey yoktur. BBG (Biri Bizi Gözetliyor) evi gibi limitli alanda iletişim kazalarına uğrayan ya da doğru iletişimi kuramayan, o stresi yönetmeyi beceremeyen ya da stresin tam ortasında kalan gider, yollar ayrılır ve yat sahipleri ile kaptanlar yana yakıla yeni şef ya da hostes aramaya başlarlar. Bu durum Türkiye’de de, uluslararası süperyat ve megayat sektöründe de böyledir. En sık sirkülasyon, şef ve hosteslerde gerçekleşir.

DENEYİMİN ÖNEMİ

Bu yıl yine son dakika, yana yakıla aranan şef ve hostesler için ajans olarak hizmet verdik, vermeye devam ediyoruz. Peki, bu olumsuz durumların en aza indirgenmesi için ne yapmak gerekir? Bu noktada tecrübe devreye giriyor ve ajanslar da bu sebeple var. Ajans çalışanları yat sektöründe crew olarak minimum beş yıl çalışmış olmalı ki, başa gelebilecek olumsuzlukları daha oluşmadan görüp önüne geçebilsin. Uluslararası ajansların nokta atışı olarak yapması gereken; yatın repütasyonuna, sahibinin yaşam alışkanlıkları ve isteklerine, kaptanın çalışma arkadaşı olarak beklentilerine, kişinin yeteneklerine ve o iş için yeterince kalifiye olup olmadığına bakarak doğru yata doğru eleman sağlamaktır.

BİZDEKİ EKSİKLER, SORUNLAR

Dürüst olmak gerekirse; ajans işi, yurtdışında kuralı kanunu çerçevesinde sekmeden yürür. Türkiye’de ise yat sektörüne bakınca, ne yazık ki biraz eksik yürüdüğünü görüyorum. Şimdiye dek ya ajanssız, kulaktan kulağa çalışılmış ya da ajansların uluslararası kuralları takip etmeyen çalışma biçimi, yat sahiplerini biraz ürkütmüş ya da gereksiz bulmalarına yol açmış olmalı ki, profesyonel bir hizmet gerekliliğini bilmelerine rağmen güvensizlik had safhada. Aynı zamanda yat sahiplerinin kendi alışkanlıklarına göre doğru hizmeti verecek şef ve hostesi tariflediklerinde de yanılgılar ortaya çıkıyor. Ne yazık ki; şimdiye dek hostes ya da şef olarak alaylı, yerel kıyılardan yetişen ancak kendini geliştirme şansına sahip de olamamış şef ya da hostes profili, yat sahiplerinin de sınıflama yapmasına yol açıyor ve her iki taraf da birbirine şans vermiyor. Atlantico’nun hedefi; bizden, kendi kültürümüzden, kendi dilimizi konuşan genç, dinamik, heyecanlı, zeki ve çalışkan yeni gençlerin hem Türk hem uluslararası sektöre doğru eğitimleri alarak hazır bir şekilde katılmasıyla, yurtdışındaki kriterleri uygulayarak hem daha kendine güvenli olmalarını sağlamak, hem de yat sahiplerinin beklentisini karşılayarak hak ettikleri değeri almalarını sağlamak yönünde. Herkese mutlu sezonlar, süperyat tatilleri ve nefis yemekler diliyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.