Yelken dünyasının şövalyesi SIR CHAY BLYTH

Değerli deniz sevdalısı dostlar, bu ay tanımaktan büyük keyif aldığım bir başka maceraperest dostum hakkında yazdım. Yaptığı seçimler sonucunda uzun süre yalnız geçirdiği vakitlerin hepimize ilham kaynağı olabileceğine inanıyorum. Yelkencilikte gösterdiği üstün başarılardan dolayı İngiliz Kraliyet Şövalye nişanıyla ödüllendirilmiş, yaşayan en büyük denizcilerden Sir Chay Blyth…

ir Chay Blyth, modern yatçılığın yaşayan efsanelerinden biri. 1940 yılında İskoçya’nın Hawick kentinde doğan Blyth, İngiliz Hava İndirme Komando Tugayı’nda başçavuşluk yapmış başarılı bir asker. Komandoluğun verdiği gözü karalık ve görev odaklı çalışma disiplini, çoğu tecrübeli yelkencinin bile cesaret etmekte zorlanacağı işlere kalkışmasına imkân sağlamış. Diğer yandan denizciliğin geleneksel olarak aristokrat bir yapıya sahip olduğu bir ülkede, bir karacının denizde dünya çapında başarılar kazanması ve rekorlara imza atması da Blyth’ı bir halk kahramanı yapmış. Doğduğu yerde adı, bir caddeye verildi. 80 yaşına dayanmış bu ihtiyar delikanlının hâlâ gözleri parlıyor ve hâlâ yeni maceralar için fikir üretiyor. Sürekli gülen, espri yapan ve kara mizah seven bu beyefendinin gerçekleştirdiği ana maceraları sıralayalım.

DÜNYAYI BATIYA DOĞRU TEK BAŞINA DÖNEN İLK İNSAN

1966 yılında, ordudayken Yüzbaşı John Ridgway ile beraber Kuzey Atlantik’i 6,5 metrelik bir sandalla 92 günde kürek çekerek geçti ve İngiliz İmparatorluk Nişanı’yla onurlandırıldı. Bu başarısı ondan sonra birçok kişiye ilham kaynağı oldu ve okyanus kürekçiliğine ilgi arttı.

1968 yılında çok kısıtlı bir yelken tecrübesi olmasına rağmen 10 metrelik bir yelkenliyle tarihte yapılmış ilk solo yat yarışı olan Sunday Times Altın Küre yarışına katıldı ancak Ümit Burnu’nu biraz geçtikten sonra yarışı bırakmak zorunda kaldı. Peter Nichols onun için şu satırları yazmış: “Genelde insanlar bir öğleden sonra yelkeni için bile denize açılırken Chay Blyth’ın dünya turuna çıktığı halinden daha fazla bilgiye sahiptirler.”

1971’de Blyth, İngiliz Çeliği isimli 18 metrelik yelkenlisiyle dünyayı batıya doğru tek başına dönen ilk insan oldu. 292 günlük macera dolu rekoru 1994’e kadar kırılamadı. İngiliz İmparatorluğu Komutanlık rütbesine terfi ettirildi. Dünyayı batıya doğru dönebilmek için sürekli akıntıya ve rüzgâra karşı gitmek gerekiyor. Bu zorlu yolculuk tarihte kimse tarafından denenmemişti bile. Yolculuğu tamamlayıp döndüğünde Cowes Yelken Haftası’na denk gelmesi ve Chay’in gelişi için yapılan tören hazırlıkları sebebiyle limana gelişini üç gün ertelemesini istediler. O da 289 günde yapacağı yolculuğu 292 günde tamamlamış oldu. Kıyaslama yapmak gerekirse, Sir Robin Knox-Johnston, Suhaili isimli 10 metrellik yelkenlisiyle doğuya doğru tam turu 313 günde yaptı. Sir Francis Chichester, Gipsy Moth IV isimli teknesi ile 274 günde doğu rotasını Avustralya’da 48 günlük bir molayla tamamlamıştı. Ne olursa olsun bu adamların hepsinin kalkıştıkları maceralar, dünyanın farklı köşelerinden bir sürü insana ilham kaynağı oldu ve olmaya devam ediyor. “The Impossible Voyage” adlı kendi yazdığı kitabı her yelkencinin okumasını tavsiye ederim.

REKORTMEN BİR AÇIKDENİZ YARIŞÇISI

1973’te yelken tecrübesi olmayan İngiliz hava indirme komandolarından kurduğu ekip ve Great Britain II isimli tekne ile Volvo Ocean Race’e (o zamanki adı ile Whitbread) katıldı ve 3. etabın ilk finiş yapan teknesi oldu. Kendi denizcilik serüvenlerinden edindiği bilgiye göre komandoların zor şartlar altında gösterdikleri dayanıklılık ve birlikte hareket etme yeteneği, açıkdeniz yarışçılığına kolay adapte olmalarını sağlıyordu. Bu yarışa katılarak bunu bir kez daha ispatlamış oldu.

1978 yılında Round Britain yarışını kazandı. 1981’de Whitbread’e tekrar katıldı ve United Friendly ismindeki teknesi ile ilk finiş veren İngiliz teknesi oldu. Aynı yıl, Britanny Ferries GB isimli teknede Duo Trans-Atlantik Yarışı’nı Rob James ile birlikte rekor zamanda kazandı.

1984’te Cape Horn açıklarında Beefeater II isimli trimaranla New York- San Francisco rekorunu kırmaya çalışırken Eric Blunn’la birlikte alabora oldular ve 19 saat ters dönmüş trimaranda bekledikten sonra şans eseri oradan geçen bir balıkçı teknesi tarafından kurtarıldılar.

1985 yılında Richard Bronson’un Virgin Atlantic Challenger I isimli sürat teknesiyle United States isimli yolcu gemisinin 1952’den beri kırılamayan 35 küsur knot’lık averaj sürat ve üç gün 10 saatlik  zaman rekoru kırmaya çalıştılar ama bitirmeye 100 mil kala sualtında bir cisme çarparak bırakmak zorunda kaldılar. Ertesi yıl Virgin Atlantic Challenger II isimli tekneyle bu rekoru kırabildiler. Üç gün ve sekiz buçuk saatte tamamladıklarında ortalama süratleri 36 knot idi.

DEE CAFFARI’NIN MENTORU

1989’da denizciliğe yeni başlamış insanların katılabileceği ama profesyonelce organize edilmiş ilk yarışı düzenledi ve Challenge Business ismini verdiği şirketini kurdu. Sponsor desteği ile organize edilen bu yarış 2007’ye kadar devam edebildi. 1997 yılında yelkenciliğe yaptığı hizmetlerden ötürü Şövalye ilan edildi.

2005-2006 yıllarında Dee Caffari’nin dünyayı yelkenle tek başına tersten dönen ilk kadın olmasında mentorluk yaptı. Dee’de bu zor işi yapacak azim ve inatçılığı gördüğü için bu desteği verdiğini söylüyor.

KIYILARIMIZA HAYRAN

Benim yolum kendisiyle 2012 yılında kesişti. Sevgili Tuba Noyan bir gün beni arayıp Chay Blyth’ın Marmaris’te olduğunu ve hazır Bozburun’dayken gidip Naviga için onunla bir röportaj yapıp yapamayacağımı sordu. Tabii ki böyle bir fırsatı kaçırmadım. O yıllarda Team Turx’ü kurmakla uğraştığımız bir dönemdi ve Chay’in hikâyeleri bana çok büyük ilham kaynağı oldu. Uzun bir süre Türkiye sahillerinde vakit geçiren Chay ve eşi Felicity, Bozburun’da da birçok kez misafirimiz olarak bizi onurlandırdılar. Herkesin söylediği gibi, o da tüm yaptığı seyahatler arasında Türkiye’de geçirdiği zamandan ve kıyılarımızdan ne kadar etkilendiğini defalarca dile getirdi. Teknesini Fethiye Ece Marina’da tuttu. Burada çok rahat etti ve orayı merkez olarak tutup Kekova-Bodrum istikametinde birçok yolculuk yaptı. Sahillerimizdeki mükemmel hava koşulları, harikulade koylar, yerel lezzetleri güleryüzle sunan yardımsever işletmelerden dolayı kıyılarımıza bayılıyor. Hatta her gittiği mekân için iki günlük yaptığı konaklama planlarını sürekli uzattığını da ekliyor. 

Değerli okurlar, bu zor günler sırasında denizcilik tecrübelerinin ne kadar yararlı olduğunu bir kez daha düşünme fırsatım oldu. Gönüllü izolasyonu uzun süre idame edebilme yeteneği ve bunun verdiği sonsuz özgürlük hissini düşündükçe denizin ne kadar büyük bir nimet olduğunu yeniden hatırladım. Maalesef insanlarımızın iki günlük sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi üzerine, ihtiyaçları olmayan şeyleri almak için yaklaşık bir buçuk aydır dikkat edilen sosyal mesafe ve maske kullanımını hiçe saydıklarına şahit oldum. Umarım sizler bu satırları okurken hastalığın yayılımı kontrol altına alınmış olur. Unutmamak lazım ki, artık yepyeni düzenlemeler gerektiren bir dünya düzenine gidiyoruz. Bu yeni sistemde de denizlere açılabilenler gene bir adım önde olacaklar. Sizin ve sevdiklerinizin sağlıkla geçireceğiniz güzel günler dilerim. ☸

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.