SIR PETER BLAKE Okyanuslardan bir efsane geçti

Mart ayında tamamlanan 36. America’s Cup’ı büyük bir başarı ile kazanan Yeni Zelanda takımının köklerini açıklayacak bir yazı hazırlayayım derken, aklıma tabii ki Yeni Zelanda’da yatçılığın gelişmesinde en büyük rolü oynamış kişi olan Peter Blake geldi. 

Bu ay sizlere dünya yatçılık tarihine ismini altın harflerle kazımış ve ülkesinde milli kahraman olan birini anlatmak istiyorum. Maceraperest ruhu, azmi ve deniz aşkı ile ben dahil birçok denizciye ilham kaynağı olmuş bu müstesna beyefendi, 1989-1990 yılında Whitbread Dünya Turu Yarışı’nı, 1994’te Jules Verne Trofesi’ni, 1995 ve 2000’de iki defa America’s Cup’ı kazanarak, ufacık ve kısıtlı kaynaklara sahip ülkesinin ne kadar yetenekli ve çalışkan insanlar yetiştirebildiğini tüm dünyaya ispatladı. Yatçılığa yaptığı hizmetler neticesinde Kraliçe tarafından şövalyelikle onurlandırıldı. Sonrasında çevre bilinci üzerine Birleşmiş Milletler Özel Elçisi unvanıyla Antarktika ve Amazonlar’a birçok sefer düzenledi. Ne yazık ki 2001’de Amazonlar’daki bir seferde korsanların saldırısı sonucu trajik bir şekilde hayata gözlerini yumdu. Geride bıraktığı mirası hâlâ milyonları etkiliyor. Ektiği tohumlar Yeni Zelanda’yı yatçılığın zirvesine yerleştirdi. Evet, Sir Peter Blake’ten bahsediyorum. 

DENİZLE ERKEN TANIŞMA VE YARIŞ KARİYERİ

1948’de Auckland’da doğan Blake’in ailesi sanatçıydı. Küçük yaştan itibaren yelkene çok meraklıydı. Henüz beş yaşındayken ailesinin yelkenli dingisini kullanıyordu. 18 yaşında kardeşiyle birlikte inşa ettikleri omurgalı yelkenlileriyle 1967/68 Yeni Zelanda Gençler Açıkdeniz Şampiyonu oldular. Daha sonra Auckland Teknik Üniversitesi’nden makine mühendisi olarak mezun oldu.

1971’de yarış kariyerine Ocean Spirit teknesinde Cape Town-Rio de Janeiro Yarışı’na katılarak başladı. Yarışı kazanan teknenin kaptanları Leslie Williams ve Robin Knox-Johnston, Blake’in denizciliğinden ve liderlik yeteneklerinden çok etkilenerek onu 1973’te düzenlenen ilk Whitbread Dünya Turu Yarışı’na beraber katılmak üzere davet ettiler. İlk etabı first finish yapsalar da Burton Cutter isimli tekne yeterince hazırlanmamıştı; yola çıktıklarında hâlâ tekneyi tamamlıyorlardı. Yiyecekleri koyacak dolaplar takılmamıştı. Teknedeki yiyeceklerin bir kısmı ağlar ile havaya asıldı, bir kısmı sintineye yerleştirildi. Bir süre sonra tesisatın yanlış bağlanmış ve pis suyun direkt sintineye basıldığını gördüler ve yiyeceklerinin büyük bir kısmını atmak zorunda kaldılar. Bu yarışta birçok sorun yaşayan ekip sonunda teknelerinin dalgalarla gördüğü hasar sonunda çekilmek zorunda kaldı. Yarışın son etabını kazansalar da bu overall’da onlara yeterli olmadı.

DOĞAL BİR LİDER, GERÇEK BİR CENTİLMEN

Bir dahaki Whitbread’e gene Williams ve Johnston ile katılan Blake, Heath’s Condor isimli tekne ile yarışı tamamlamış olsa da, istediği sonucu elde edemedi. O dönemin bir başka okyanus yarışçısı olan değerli dostum Sir Chay Blyth’a Blake’i sorduğumda Blake’in tanıdığı en detaycı insan olduğunu söyledi. Doğal bir lider olan Peter’in çok popüler olduğunu, ayrıca gerçek bir centilmen ve iyi bir insan olduğunu da ekledi. İlk katıldığı Whitbread yarışında yaşadıkları zorlukların Peter’in okyanuslara ve yarışçılığa olan merakını tutkuya dönüştürdüğünü anlattı. Sir Chay Blyth’in hikâyesini Yacht Türkiye Mayıs 2020 sayımızda okuyabilirsiniz. Sir Peter Blake’in 1978’de Emsworth’e yerleşip Heath’s Condor teknesinin bakımına yardım ettiği sırada, sonradan eşi olacak Pippa Glanville’le Emsworth Yelken Kulübü’nde tanıştı. Tanıştığı hiç kimseye benzemediğini ifade eden eşi onun için “bir havası vardı, kesinlikle bir maceracı ve deniz insanıydı” demiştir.*

1979’da evlenen bu güzel çift, balayının bir kısmını tamiri biten Condor’u Avustralya’ya Sydney Hobart Yarışı için transferini yaparak geçirdi. Teknenin kaptanlığına terfi ettirilen Blake, sonrasında Miami-Montenegro Koyu Yarışı, Antigua-Bermuda Yarışı (rekor dereceyle) ve 6 teknenin batıp, 15 yelkencinin kaybolduğu meşhur Fastnet Yarışı’nı kazanarak dikkatleri iyice üzerine topladı. O dönem dünya yelkenciliğinde bir Yeni Zelanda dalgası başladı ve birçok farklı yarışta bu millet adından söz ettirdi. Ama tabii kahramanımız Blake, adeta bu kabilenin Alfa’sı oldu.

CERAMCO VE LION İLE TARİHE GEÇEN MACERALAR, ZAFERLER

Blake, yaşadıklarından çıkardığı derslerle umut vadeden bir dizaynır olarak nitelendirilen Bruce Farr’a 68 ft bir yelkenli yaptırıp Ceramco sponsorluğunda kendi Whitbread takımını kurdı. Kendisi gibi deniz tutkunu ve Ceramco’nun CEO’su Tom Clark’ın desteği ile kurulan takım, katıldıkları 1980 Sydney Hobart Yarışı’nı kazandı. Bu olay Avustralyalıları herhangi bir konuda yenmekten daha fazla hiçbir şeyden zevk almayan Yeni Zelandalılar arasında büyük yankı uyandırdı. Ceramco, Yeni Zelanda’ya dönüp bir zafer turuna çıktı ve Whitbread Yarışı için binlerce dolar bağış topladı. 1981’de Portsmouth’dan start aldıklarında yarışın favorisi olarak gösteriliyorlardı. 23. günde çok iyi giderken bir anda direk kırdılar. İnatçı takım elde kalan parçalarla donattıkları tekneleriyle Cape Town’a ulaştı. Bu bile yatçılık tarihine geçmiş müthiş bir maceradır. Yeni direklerini takıp yarışın geri kalanında Auckland ve Portsmouth etaplarını kazanarak, yarışı genel sıralamada altıncı olarak bitirdiler. Bir sonraki yarış 1985 yılında yapıldı. Peter Blake bu sefer çok daha büyük bir bütçeyle Avusturalya ve Yeni Zelanda’da üretim yapan Lion Meşrubat firmasının sponsorluğunda Ron Holland dizaynı 80 ft bir Maxi için bir takım kurmuştu. 1984 yılında yapılan (tarihin en sert havalarından birinde yarışa katılan 150 tekneden 104’ünün bıraktığı) Sydney Hobart Yarışı’nı kazandılar. Blake, Lion’u Güney Okyanusu’nun en sert koşulları için yaptırmıştı, bu yüzden yarışı sorunsuz tamamladılar. Blake’in bu zaferi ülkesinde daha da çok ses getirdi ve ismi hemen hemen herkes tarafından bilinen bir hâle geldi. Whitbread başladığında açık ara favori gösterilen Lion’un dayanıklılığı ona hız konusunda pahalıya patladı ve yarışı ikinci olarak tamamlayabildiler. Fakat yarış sırasında iki farklı etapta iki kere balinayla çarpıştıklarını göz önünde bulundurursak iyi ki bu kadar dayanıklı yapılmış denebilir. Lion hâlâ Auckland limanında ve her gün ziyaretçilerini yelkene çıkarmaya devam ediyor.

TÜM WHITBREAD ETAPLARINI KAZANAN TEK TAKIM

Peter Blake ve takımı 1989 yılında yapılan bir sonraki yarışa daha da iyi hazırlanmış ve çok daha büyük çaplı bir projenin bir parçası olarak girdi. Lion firmasının ithal ettiği SteinLager bira markasının renklerinde üç tekne yapılması planlandı. Steinlager 1, 60 ft’lik bir trimarandı ve bu tekneyle Avustralya’nın etrafını iki kişilik bir ekip olarak dönme yarışına katıldılar. Kanat direkli yüksek teknoloji ürünü karbon kevlar trimaran o kadar hızlıydı ki, yarışı rakiplerinden beş gün önde bitirdi. Ama sert havalarda Peter ve ekibi Mike Quilter tekneyi abramakta o kadar zorlanmışlar ki, Blake bir daha asla çok gövdelilere binmeyeceğini söyledi. Steinlager 2, Whitbread’in yeni ve daha pupa seyre yönelik rotasına göre tasarlandı. Tekrar Bruce Farr ile çalışmayı tercih eden Blake, 83 ft uzunluğunda keç arma harika bir maxi tekne tasarlattı. Benzer armaya sahip ve gene Yeni Zelandalı bir ekip olan Fisher & Paykel teknesiyle kıyasıya mücadelelerin yaşandığı bir yarış oldu. Drama gene eksik olmadı. Yarışın ikinci ayağında bazı teknelerden denize düşenler oldu. Denize düşen toplam beş kişiden dördü kurtarıldı. Steinlager 2, tüm etapları kazandı ve son etapta çarmıh ayaklarından birinin kopmak üzere olduğunu fark eden ekibin son anda attığı kavança ile direği kurtuldu. Sonra hızlıca yapılan tamirat neticesinde Blake, Whitbread’i sadece kazanmakla kalmadı, tüm etapları kazanabilmiş tek takım olarak tarihe geçti. Bir diğer Yeni Zelandalı meşhur yelkenci Grant Dalton tarafından yönetilen F&P de ikinci oldu. “Dört başarısız girişimden sonra artık zamanı gelmişti” dedi Blake bu başarının ardından.

ENZA VE JULES VERNE TROFESİ

Bir sonraki büyük macera, Jules Verne Trofesi’ydi. Artık her şey netleşiyordu. Blake dünyanın en zor yat yarışlarını kazanarak, Yeni Zelandalıların yatçılığın bir numarası olduğunu ispatlayacaktı. Teknolojinin gelişimi ve Fransızların çok gövdeli teknelerle açtıkları ufuklar, yatçıları dünyanın denizden 80 günden daha az bir zamanda dönülebileceğine inandırmaya başladı. Blake, bu işin kalbi olan Fransa’ya giderek eski dostu Sir Robin Knox-Johnston ile buluşup trofe için Fransızlara meydan okudu. Buna Bruno Peyron karşılık verdi ve bir başka macera daha başladı. Nigel Irens tasarımı 100 ft’lik ENZA adındaki maxi katamaranları hızlı olmasına rağmen yarışın 26. gününde sualtında bir cisme çarpınca yarıştan çekilmek zorunda kaldılar. Bruno Peyron, Explorer isimli katamaranıyla 79 gün 6 saatte 80 gün bariyerini kırarak trofeyi ilk kazanan oldu. Ancak inatçı Blake bu işin de peşini bırakmadı. Tekneyi kısa zamanda elden geçirdi, 3 metre uzattı ve 1994’te bir daha meydan okudu. Bu sefer karşısında rakip olarak Oliver de Kersauson vardı. Yarışın başından itibaren arayı açmaya başlayan ENZA, dev dalgalarla boğuşurken ciddi bir şekilde burnunu suya gömdü ve sürat bir anda 25 knot’tan 6 knot’a düşünce kamarada ayakta olan Peter savrularak birkaç kaburgasını kırdı ve sırtını ciddi şekilde zedeledi. Doktor kontrolünde 5 gün boyunca ranzasında yatarken, ekip dalgaların sarsıntısı zarar vermesin diye tekneyi yavaşlatmaya çalıştı. 5 gün sonunda kaptan 30’ar dakikalık periyotlarla tekrar dümen tutmaya başladı. Hâlâ rekor sürelerde ilerlemekteydiler. Yarışın son gecesi hava 10 şiddetine fırtınaya döndü ve ufacık bir fırtına floğu ile arkadan sarkıttıkları zincirler ve halatlar sayesinde tekneyi kontrol altında tutarak 74 gün 22 saat 17 dakikada Jules Verne Trofesi’ni kazandılar. Johnston bu başarıya dair bir makalede şöyle demiş: “Rekor kırmaya çalışan bir teknenin hiç bu kadar yavaş götürülmeye çalışıldığını görmedim.” Fransızlar dışında bu trofeyi kazanabilmiş tek ekip halen ENZA’dır. Değerli okurlar bu ayki yazımı iki bölüm olarak yayınlıyorum. Sir Peter Blake’in America’s Cup’ı kazanması, kırmızı çorapların hikâyesi, denizleri okyanusları korumak üzerine çalışmaları, zamansız ve trajik vefatını önümüzdeki ay yazacağım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.