Yelkenci Bahriyeliler

Donanmada yelken eğitimini çok önemli buluyorum. Başka türlü zaten nasıl gerçek bir denizci olunur onu da bilemiyorum. Deniz Harp Okulu, tekne parkı ve malzemeleri bakımından dünyanın en güzel yelken tesislerinden biri. Genç ve heyecan dolu öğrencilerin denize çıkışları insana umut veriyor. Ve yeni nesil Cem Gürdeniz’leri, Özden Örnek’leri, Ali Türkşen’leri yetiştirmek için yelken eğitimi şart. 

Çocukluğumun yat yarışı yıllarından en sevdiğim anılar, Deniz Harp Okulu ve Gölcük Deniz Üssü’ndekiler. Rahmetli babam Süleyman Dirvana bu yarışlara çok önem verir, Deniz Kuvvetleri ve yatçılar arasındaki bağı daha da kuvvetlendirmek için çalışırdı. Denizciliğin gelişimi ülkelere göre ufak farklılıklar gösterse de bir gerçek var ki; o da bütün bu ülkelerde denizciliğin ticari, amatör ve askeri olarak bir ahenk içinde hareket etmesiyle ilerleyebileceği. Türkiye’nin büyük Mavi Vatanı’na sahip çıkabilmesi, hatta dünyanın ortak sorumluluğunda olan denizlerde de hak iddia edebilmesi ancak böyle gerçekleşebilir. Yetiştirdiğimiz denizcilerin bilgili, analitik, çözüm odaklı, rekabetçi ve dürüst olmasını sağlamak zorundayız. Gelişen dünyada rekabet her alanda daha yüksek seviyelere doğru ilerlemekte. Denizciler olarak ortak sorumluluğumuz, çıtayı daima yükseltmek ve kendi alanımızda ülkemize bir değer katabilmek olmalı. 

PHANTOM ELITE İLE DHO EĞİTİMLERİ

Geçtiğimiz aylarda bir süreliğine Deniz Harp Okulu (DHO)’nun misafiri oldum. Bana kapılarını açan okul yönetimi ile yaptığımız işbirliği sayesinde hem eğitimini devam ettirmekte olan subay adaylarımızla hem de onların eğitimlerini en iyi şekilde tamamlamaları için kendilerini adamış eğitim kadrosuyla tanışma şansını yakaladım. Ekstrem Yelkencilik, Denizcilik Kültürü, Sadun Boro ve Mavi Vatan’ın 5 boyutu konularında öğrencilerimize seminerler verdim. DHO’nun kayıkhanesine çektiğimiz Phantom Elite, hydrofoil (su kanatlı) yelkenli katamaranımla öğrencilerimizle denizde eğitimler yaptık. Katılanların memnuniyeti yüzlerinden okunuyordu. Hemen hemen hepsi yelkenle bu okulda tanıştılar ve yelken sayesinde vizyonları gelişiyor. Rüzgâr gücüyle havalanıp yüksek süratlerle seyir yapabilmek de insanın yelken ufkunu açıyor. Tuzla’da CSC Composites firmasında Can Ergün tarafından imal edilen Phantom Elite ile 7 knot gerçek rüzgârda, 20 knot süratler seyir sürati sayılıyor. Profesyonel bir ekip 20 knot rüzgârda maksimum 37 knot’a ulaşıyor. Böyle performanslı bir teknede öğrenciler yelkenin gücü ile neler yapılabileceğini gördüler. Öğretmenlerinden aldığım bilgiye göre Phantom’u deneyen öğrencilerde yelken öğrenme hevesi ciddi boyutta artmış. Bu tekneyi kullanarak aynı zamanda Team Turx sporcuları Anıl Berk Baki ve Engin Özgen, yurtdışında gitmeyi planladıkları hydrofoil yarışlarına hazırlanıyorlar. DHO Temel Denizcilik Eğitimleri Grup Başkanı Sn. Yarbay Mehmet Koray emrinde öğretmenlik yapan Onur Özçetin ve Kani Vardar binbaşıların eğitmen kadrolarıyla birlikte ne büyük bir heyecanla subay adaylarımızı iyi birer yelkenci olma yolunda yetiştirdiklerine de şahit oldum. Teknelerin bakım ve onarımını yapan, teknelerde bizzat eğitim veren subay, astsubay ve uzman herkes, öğrencilerimiz her yönüyle eksiksiz birer denizci olsun diye çalışıyorlar.

HER GÜN 250 ÖĞRENCİ DENİZDE

Deniz Kuvvetleri Komutanımız Sn. Oramiral Adnan Özbal, DHO Rektörü Sn. Prof. Dr. Ahmet Dursun Alkan, Deniz Harp Okulu Komutanı Sn. Tuğamiral Yalçın Payal, yelken ve yatçılık eğitimlerine çok önem veriyorlar. Dolayısıyla bütün öğrenciler mutlaka yelken yapmayı öğreniyor ve büyük bir kısmı da yarışlara katılıyor. Şu anda her öğrenci haftada en az bir defa iki saatlik bir yelken dersi görüyor. Deniz Harp Okulu’nda yapılan yelken eğitimleri hafta içi öğleden sonraları askeri eğitimler kapsamında “Temel Denizcilik Eğitimleri” adı altında geleceğin bahriyelilerine zorunlu ders kapsamında veriliyor. Burada amaç, ülkemizde spor alanında herkes için spor sloganının bir benzeri , “Herkes için yelken” ile eş değerde. Öğrenciler, hazırlık dahil, 5 yıllık Deniz Harp Okulu eğitimlerinde hareketli salmalı teknelerden başlayarak çeşitli yelkenli tekne ve yatlarda eğitim görüp Türkiye Yelken Federasyonu (TYF) Yelken Eğitim Programı (TÜYEP) kapsamında D3 sertifikası alıyor. Bu eğitimlerinin yanı sıra federasyonun yıllık faaliyet takviminde yer alan yarışlara da DHO akademik takvimde müsait olan haftalarda iştirak ederek öğrencilerin ileri seviyede denizcilik bilgileri artırılıyor. Özellikle geçtiğimiz yıl ciddi bir yükselişe geçen sportsboat yarışlarına da en kalabalık filoyla katılıyorlar. Bu arada değinmeden geçemeyeceğim, sportsboat yarışları hem izlemesi hem de katılması zevkli ve kolay. Takım maliyetleri çok daha düşük ve çok iyi yarışçıların düzenli katılımı neticesinde çok kaliteli yarışlar düzenleniyor. Her gün 250 öğrencinin denize çıktığı DHOda eğitimlerin uygulanışı denizcilik adına izlemeye değer güzellikte bir ritüel. O genç ve heyecan dolu öğrencilerin denize çıkışları insana umut veriyor.

Akademik eğitimlerle beraber temel denizcilik bilgilerinin pekiştirildiği ve STCW (Gemi Adamlarının Eğitim, Belgelendirme ve Vardiya Tutma Standartları) eğitimleriyle donanımlı her öğrenci açık denize çıkacak şekilde eğitiliyor. TYF’nin müfredatına göre verilen dersler sonunda, ikinci sınıf öğrencileri D1 temel yelken belgesine sahip oluyorlar. 3. ve 4. sınıftaki öğrenciler de devam edip sırası ile D2 ve D3 belgeleri ile mezun oluyorlar. Bu yeni ve çok önemli bir uygulama. Zira eskiden yelken, seçmeli bir spor aktivitesi olarak sunulur ve kısıtlı sayıda öğrenci bu ayrıcalıktan yararlanabilirdi. Şimdilerde DHO tekne parkı ve malzemeleri bakımından da dünyanın en güzel yelken tesislerinden biri. 

YENİ NESİL DENİZCİLER YETİŞMELİ

Değerli Em. Tümamiral Cem Gürdeniz Atlantik Okyanusu’nda bir tatbikat sırasında karşılaştıkları bir fırtınada nasıl koskoca Gaziantep Firkateyni’nin dümenine geçip, gemiye şiddetli rüzgârlar ve dalgalar arasında manevra yaptırdığını anlatmıştı. Dalgayı ve rüzgârı doğru okuyabildiği için bu manevra sonucunda gemisini mutlak hasardan koruyabilmiş. Başarısını yelken tecrübesinin verdiği içgüdülerine bağlıyor. Yeni nesil Cem Gürdeniz’leri, Özden Örnek’leri, Ali Türkşen’leri yetiştirmek için yelken eğitimi şart. Deniz Harp Okulu eğitim kadrosu da buna ant içmiş adeta. Yüksek hedefleri var; okyanuslara açılmak, büyük yat yarışlarına katılacak seviyeye gelmek ve bayrağımızı en iyi şekilde dalgalandırmak…. Kullandıkları M.A.T. marka tekneler de ülkemizde yat imalatında gurur kaynağımız İzmirli firmanın üretimi. Öğrencilerin yetişip Middle Sea Race’e katılması bence an meselesi. Şu anda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve TAYK işbirliğinde, DHO’nun sorumluluğunda Güney Yarışı’na hazırlanıyorlar. Ülkemizin en eski yarışlarından biri olan yarışın biraz daha zorlayıcı etaplarının olmasının ihtiyacını da dile getiriyorlar. DHO’nun yelkene verdiği önem diğer denizcilik yüksek okullarına ve liselerine de örnek teşkil ediyor. Okulun tesisleri yurtdışında görmeye alışkın olduğumuz kampüsleri aratmayacak düzeyde. Subay adayları, ulusal/uluslararası denkliği olan Endüstri, Makine, Bilgisayar, Elektrik-Elektronik, Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği ana branşlardan birinde uzmanlaşıp lisans alırken; yemek adabı, kültür/sanat gibi konularda da derinlemesine bir eğitime tabiler. Şuan tekrar üniversite okusam DHO’ya girmek isterdim, hele böylesine Mavi Vatan bilincini aşılamak için uğraşan yeni ve dinamik bir kadro varken. Heybeliada’da başlayan İngilizce Hazırlık Sınıfı dahil toplamda 5 yıllık program sonunda Atatürk ilkeleri doğrultusunda düşünebilen, yüksek teknoloji dünyasını kavrayan nesiller yetiştiriliyor.

GENÇLERİ DHO’YU ZİYARETE YÖNLENDİRİN

Anadolu, denizci bir milletle var olmak zorundadır. Bu, bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ortak kaderidir. Bu gerçeği ne kadar çabuk içselleştirebilirsek o kadar çabuk yol alabiliriz. Atatürk’ün Türk’ün büyük ülküsü olarak nitelendirdiği denizcileşmeyi başarmak için mutlaka askeri, sivil ve ticari denizciliğin birlikte çalışması şart. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın görevi ülkemizin bölünmez bütünlüğüne ve Mavi Vatanı’na karşı denizden oluşabilecek tehditleri bertaraf etmek ve özellikle Gunboat diplomasisi üzerinden bir güç sağlamak ama tabii ki deniz kültürünün gelişiminde de önemli bir rol oynar, adeta lokomotifidir. Ama o lokomotifi besleyen, Deniz Harp Okulu’na gidecek öğrencilerin kaynağı da deniz kültürüne aşina bir millettir. Bu sebeple çevrenizde üniversite okuyacak çalışkan gençleri en azından DHO’yu bir ziyaret edip havasını soluma konusunda yönlendirin derim, eminim çok faydalı olacaktır. DHO’da geçirdiğim süre boyunca bana gösterdikleri misafirperverlik ve Mavi Vatan uğruna cansiperane bir şekilde emek verdikleri için, başta okul komutanımız Yalçın Amiral olmak üzere tüm DHO personeline ve öğrencilerine sonsuz teşekkürler. 5 Temmuz’da İstanbul’dan start alacak Aşağı Yarışı’na katılacak DHO ekibine ve diğer tüm maceraperestlere bol şans, kazasız, belasız seyirler diliyorum. Sizlere tatlı maceraların eksik olmadığı, bol bol denizde geçen güzel bir temmuz ayı diliyorum.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.