DOMUZ…

Karada zaten milletçe bunalımdayız, denizde biraz rahat edebiliyorduk, şimdi o da tehlikede. Karadaki kafa denize indi. Ne diyelim? Türkiye’nin üç tarafı deniz, içine etmeyen domuz…

Bu son bayram gösterdi ki, artık kıyılarımızda tekne yoğunluğu sorunu başlamakta. Göcek ve Fethiye Körfezi, Yalıkavak, Türkbükü, Bozburun girişteki dar boğaz, Hisarönü D Maris Otel’in bulunduğu koy hep aynı teknelerin yedi sekiz gün boyunca kıpırdamadan durduğu, adeta tekneyi yazlık ev gibi kullandığı yerler haline geldi. Teknelerin yüzde 90’ı atıklarını gece bulundukları yere bıraktığı için yer yer rüzgârın durumuna göre iğrenç kokularla karşılaşmak artık sürpriz değil. İki adım ötede Yunanistan’ın adalarında deniz pırıl pırılken, bizde çoğu yerde denizin dibini görmek bile imkânsız hale geldi. Yıllarca yazdım. Teknekonducular ve Teknekonducular+ diye iki yazımda bu konuyu çarpıcı bir şekilde vurguladım. Kimse iplemediği gibi yetkililer de dünyadaki uygulamaları bilmedikleri için çözüm üretemediler. Akdeniz’de teknelerin yoğun ilgi gösterdiği cazibeli koylarda sen daha demiri atarken gelip fişini kesip eline verirler. Girip bir yere yedi sekiz gün çökmeye kalk, anında 1000 avroluk yaparlar adamı. Hatta bazı yerlerde parayı bassan bile barındırmazlar. Ama bizde, dünyanın belki en güzel körfezi olan Göcek’te, “suda batmasın yeter” bir tekne alırsın, en güzel koya çöreklenirsin, yaz boyunca yanına kimse gelip bir şey sormaz veya bir bedel istemez. Yalandan üç beş kere Turmepa’nın teknesine atık verip Mavi Kartı’nı da işlettin mi on numara beş yıldız olursun. Ahtapot gibi halatlarını geniş açılarla gerip, hatta araya kazara biri girmesin diye yandaki teknekonducu arkadaşının teknesinin başından kendi teknenin başına bir de halat çekip babanın koyu gibi oturursun. Utanmasan imar barışına bile girersin. Arkadaşlar, sevgili yatçılar ve onların çok kıymetli kaptanları, teknekonducu gibi koylara çöktüğünüz zaman diğer teknelerin oralardan istifade etmesine mani olarak herkesin hakkını çalıyorsunuz bir; bulunduğunuz yere atığınızı boşalttığınız için b.k içinde yüzüyorsunuz iki; zaten yok olmaya yüz tutmuş denizimizi kirleterek o bölgede yaşayan insanların geleceğini ve kazançlarını tehlikeye atıyorsunuz üç; tekneniz sürekli durduğu için canına okunuyor haberiniz yok dört; kaptan ve mürettebatınızı köreltiyorsunuz beş; çoluğunuz çocuğunuz değişik hiçbir yer göremiyor altı ve doğanın dengesini bozuyorsunuz yedi…

DRONE’LU ÖNLEM ŞART

Saygıdeğer devlet büyükleri ve yetkililer, bu uyanıklara bir dur deyin artık. En kıymetli koylarımız göz göre göre elden gidiyor, denizlerimiz bu teknekonducular yüzünden bulanıyor. Turizm bizim en önemli gelir kaynağımız, bu koylar bizim doğal zenginliğimiz her şeyden önce bize emanet doğal bir miras. Bozuk para gibi harcanmasına müsaade etmeyin. Turizm ve Kültür Bakanım, lütfen konuya acilen el atın. Denizlere çöp atılmasın diye yurt genelinde yapılan bilinçlendirme çalışmaları var ama bu konu en az o kadar önemli. Göcek Körfezi’ndeki koylar gibi, Türkbükü gibi çok yoğun rağbet gören yerlerde iki günden fazla kalan teknelerden bedel alın, üç dört günden fazla kalan tekneleri ceza kesip kaldırın. Eskiden bunun uygulaması zor ve zahmetliydi belki ama bugün drone denen bir alet var. Görevlendirdiğiniz yetkililer bunu klimalı odasında oturup tespit edebilir. Telsizle veya telefonla arayarak tekne sahibini veya kaptanını uyarabilir. Uyarıları dikkate almayanlara Sahil Güvenlik gidip gerekli işlemi yapar ve çöktüğü yerden yallah eder. Bu drone’lar günde bir veya iki defa tur atsa zaten hiçbir kaptan kendini riske edip orada durmaz, teknekonducu kafalı patronu ne derse desin teknesini kaldırır.

AMATÖR DENİZCİ BELGESİ

Artık son yıllarda birçok tekneci bayram gibi tatilleri sağlık, huzur ve selameti için Türk sularında geçiremez hale geldi. Saygısızlığın, kuralsızlığın, deniz bilmezliğin son noktasındayız. Yatçılık kültüründen zaten çok ama çok uzaktayız bari denizlerimizi kurtaralım. Bu zorbalık, bu uyanıklık, bu saygısızlık bir son bulsun. Bu kurallara uymayan gitsin kendisine yazlık ev alsın, denizlerimizin ve dünya harikası koylarımızın içine daha fazla etmesin. Yanı başımızda Yunan, denizlerinde yüzen her nesneden metresine göre “Tepai” adı altında vergi almaya başladı. Birçok adada gece koylarda kalmak yasaklanıyor ve limana girmeye mecbur tutuluyor. Biz hâlâ ekonomimiz bu durumdayken inanılmaz bir şekilde yüzde 1 KDV ile tekne satmaya izin verip hızla denizlerimizi tekne mezarlığına çeviriyoruz. Ayrıca 24 metreye kadar tekne kullanmayı sağlayan Amatör Denizci Belgesi’ni bakkaldan ekmek dağıtır gibi önüne gelene vererek ileride nasıl bir tehlike yaratacağımızı hesaplamıyoruz. Her konuda olduğu gibi başını sonunu hesaplamadan rakamsal hedefler koyarak belge sayısını artırmaya çalışıyoruz. Bu belgelerin sayısı bu şekilde önüne gelene vererek arttıkça bilin ki denizci bir millet olmayacağız, denizlerinin içine edilmiş bir millet olacağız.

KARADAKİ KAFA DENİZE İNDİ

Bilhassa bu yaz o kadar fazla arkadaşımdan bu konuya değinmem için baskı geldi ki, ben de dayanamadım yazıyorum. Bazılarının huzuru kaçacak belki ama doğayı korumanın yolu, birbirine saygılı bir şekilde yaşamanın yolu, adaleti sağlamanın yolu, ülkemizin geleceğini korumanın yolu tekne alıp denize çıkınca farklı olmuyor. Şehirde gecekondulaşmadan, imar kirliliğinden şikâyet edeceksin, ahkâm keseceksin sonra bizim tarihi mirasımız olan canım koylarımıza çöküp içine edeceksin. Yine her yerde adaletsizlikten bahsedeceksin sonra yüzde 500 ile otomobil satılırken, yüzde 8’le külot satılırken, yüzde 1 KDV ile tekne satacaksın. Liyakatsizlikten, eğitimsizlikten, kazalardan şikâyet edeceksin sonra önüne gelene kuralları ve tecrübeleri çok farklı olan denizlerde tekne kullanmak için gerekli olan belgeyi dağıtacaksın. Karada zaten milletçe bunalımdayız, denizde biraz rahat edebiliyorduk, şimdi o da tehlikede. Karadaki kafa denize indi. Artık geriye bir tek hava kalıyor. En sonunda milletçe havamızı alacağız galiba.

Ne diyelim?

Türkiye’nin üç tarafı deniz, içine etmeyen domuz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.