Tek bayrak

Lafı evirip çevirmeden kabul etmek lazım ki en nihayetinde biz teknecilerin yıllardır hasretle beklediği düzenleme beklenenden de daha iyi bir şekilde yapıldı. Artık teknelerimizin kıçına gururla Türk bayrağını takabileceğiz. Amerikan, Malta veya abidik gubidik adalarının bayrakları ile dolaşmaktan kurtuluyoruz sonunda.

ıllardır bu konuyu yazarım ama inanın bürokrasi manyağı olmuş ülkemizde bu düzenlemenin tereyağından kıl çeker gibi hallolacağına hiçbir zaman inanmazdım. Bu garabet yüzünden teknecilik ve deniz sevgisi hiçbir zaman istenilen seviyelere gelemedi.

Ama şimdi harika bir başlangıç ümidi doğdu. Yetkililerin ve sivil toplum kuruluşlarının mümkün olduğunca kolaylıklar sağlanarak ve minimum masrafla yapılmasını istediği bu geçiş süreci her ne kadar bazı kurumlar tarafından fırsatçılık ve gelir kapısı şeklinde görülse de inşallah sorunsuz ve hızlı bir şekilde ilerler.

Şu ana kadar yayınlanan düzenleme ve tamimlere göre 27 Ocak 2017 tarihinden evvel yurtdışındaki liman şirketlerinin üzerine tekne almış Türk vatandaşları teknenin sigorta bedeli üzerinden sadece yüzde 1 KDV ödeyerek teknelerini şahısları üzerin millileştirebiliyorlar ve beş yıl boyunca bağlama kütük ruhsat harcı ve vizesinden muaf oluyorlar. İsteyen şirket üzerine de alabiliyor ama bu versiyonda ve sonrasında şartlar biraz değişik oluyor. Eğer gerçekten ticari bir faaliyet düşünülmüyorsa şirket üzerine almak şu an ve sonrası için pek avantajlı durmuyor. Özel yat olarak kullanıp masraflarını şirkete yediririm kafasında iseniz hemen kafayı değiştirmenizde fayda var. Gümrüklerin Gümrük Giriş Beyannamesi ve ithalat işlemlerindeki evrak işlerine koyduğu aşağı yukarı 600 dolardan başlayıp yukarı doğru büyüyen rakam ve Gümrük Demirbaş Eşya Listesi tescili için aldığı anlamsız para dışında diğer masrafların çoğu Amerikan şirketinin kapatılması, konsolosluk devir işlemleri, transit log kapama işlemleri ve müşavirlik ücreti.

TEKNELER YENİDEN ÇİZİLİYOR!

Ama 24 metre ve üstü teknelerde yine bizim kanunlarımızdan kaynaklanan bir garabet ortaya çıkmış durumda. Yaklaşık 15.000 TL gibi bir bedel ile tekne planlarının Gemi Mühendisleri Odası’na çizdirtilerek tasdik ettirilmesi gerekiyor. Dünya çapında tekne üreticileri ticari sırları olan planlarını vermedikleri ve dünyanın başka hiçbir yerinde bu gereksiz uygulama ile karşılaşmadıkları için, olan tekne sahibine oluyor. Gemi mühendislerinin bu teknelerin planlarını nasıl detaylı ve doğru bir şekilde çıkaracağı ise tam bir muamma.

Bu düzenlemenin çıkmasında emeği geçenlerin başında Ulaştırma Bakanlığı, Deniz Ticaret Odası ve tekne mümessillerinin bir araya gelerek oluşturdukları dernekler geliyor. Her ne kadar tekne mümessilleri ikinci el teknelerin ithalatını tamamen yasaklatarak bu zorlu sürecin meyvesini almış olsalar da. Bunun kanunun ruhuna aykırı olduğunu ve şiddetle karşı çıktığımı bilmenizi isterim. Hele hele bundan sonra Türkiye’de satın alınacak sıfır yabancı teknelerin KDV oranının yüzde 1 olarak kalmasını tamamen haksızlık olarak görüyorum. O zaman otomobil, motosiklet veya benzeri şeyleri satanların günahı nedir. Yunanistan’ın onda biri yat kapasitemizle bu işi bu kadar ucuzlatmak yarın bir gün marinalarda yer bulunamaması veya aşırı pahalanması olarak karşımıza çıkacaktır.

Denizlerimizin hurda teknelerle dolmasını hiç kimse istemez ama özel yapım, eşi benzeri olmayan veya klasik, yenilenmiş bir tekneyi bu düzenleme ile denizlerimizde görmek artık imkânsızdır.

Bugünden itibaren Türkiye de yapılacak en güzel işlerden biri tekne mümessilliği ve marinacılıktır.

RIB’LER TEKNE SAYILMIYOR!

Bir başka konu ise teknelerdeki telsizler. Telsiz kanunumuza göre bu telsizleri kullanmak için telsiz ehliyeti gerekiyor. Mürettebatı olmayan tekne sahipleri için bu büyük bir sıkıntı. Telsiz ehliyeti almak başlı başına bir iş olduğu için ya kaçak kullanacaklar ya da telsiz ehliyeti olan ama tekneyle alakası olmayan birinin adını kullanıcı olarak kaydettirecekler. Bu devir işlemlerine aracılık eden firmalar şu anda herhangi ehliyeti olan birini göstererek bu işi hallediyorlar ama ileride birtakım sıkıntılar yaşanmaması için bu işe de bir çözüm bulunmalı.

Çıkmaza giren bir konu da 89.03 Gümrük tarife istatistik pozisyon numarasına göre bu düzenleme sınıfına girmesine rağmen Gümrük idarelerinin şişme botların ithalatına izin vermemesi. Kanunda yatlar, kotralar, tekneler ve gezinti tekneleri tabirleri kullanılmasına ve açıkça belirtmesine rağmen ne hikmetse gümrük idaresi arkasında iki tane 300 beygir bulunan, bütün dünyada RIB diye bilinen bu teknelerin işlemlerini yapmamakta ısrar ediyor. Bu arada tekne tanımı; motorlu, denizde yüzen her şey anlamına geliyor. Yelkenliler kotra, 24 metreden büyük tekneler de yat diye tanımlanıyor. Bu arada 24 metreden küçükseniz artık ortalarda yatım var diye dolaşmayın çünkü yeni yapılan tanımlamalara göre artık yatınız yok tekneniz var.

MENFAAT PEŞİNDEKİLER!

Ulaştırma Bakanlığı’nın ve Gümrük müdürlerinin bu kadar yapıcı ve yardımcı olmasına rağmen alt kadroların işleri yokuşa sürmek için bahaneler üretmesi ve bunlardan nemalanmak istemesi gerçekten çok can sıkıcı. Aldığımız duyumlara göre bazı gümrüklerde alt kadrolar kendi aralarında komisyonlar oluşturarak yapılacak işlere çeşitli bedeller biçmekte. Teknelerin envanter listelerinin onaylanmasında bile birçok ayak sürtmelerle karşılaşılıyormuş. Yetkililere ve Ulaştırma Bakanlığı’na buradan çağrımız çıkardığınız bu güzel düzenlemenin uygulamasını çok sıkı bir şekilde takip etmeniz ve menfaat elde etmek için zorluk çıkaranlara yaptırımlar uygulanmanız yönündedir.

Netice olarak tek millet olma konusunda kendi ayağımıza sıkmaya devam etsek de artık denizlerimizde tek bayrak olmanın zamanı gelmiştir.

Siyasette kalkışmaların, ekonomide volatilitelerin yaşanmadığı ve bombaların patlamadığı sıcak ve keyifli bir yaz dilerim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.