Demirin evrimi

Gece rahat uyumak için sevgili teknenizi sağlam kazığa bağlayın. Ben şimdiye kadar Admiralty, Danfort, CQR, Delta, Spade ve Ultra demirleri kullandım, diğerlerinin çoğunu da inceledim. Gördüğüm, bildiğim demirlerin artı ve eksilerine beraber bakalım. 

Antik insan önce büyük bir taş, bir sepete doldurulmuş taşlar vb. ile yaptığı demirinin ağırlığı ile dibe tutunmaya çalıştı. Taş demiri tarayınca dibe ağırlığın ötesinde tutunmanın önemli olduğunu anladı. Taşa ağaçtan kollar, tırnaklar ekleyerek tutunmaya çalıştı. Gemiler büyüdükçe daha efektif bir çare gerekliydi. Romalılar bugünkü Admiralty’nin atası sayılabilecek ağaç demirin aşınacak kısımlarını, ağaç tırnakların ucunu bronz kapladı, üst yatay kolu “stock” bronz yaptı. Evrimde demir, ağacın yerini aldı, dibe tutunacak tırnaklar genişletildi. Majör gelişme, demirin bedenine ucundaki kollarından birini dibe vertikal (dikey) tutarak saplanmasını garanti eden “stock” (yatay kol) ilave edilmesiyle geldi. Admiralty veya Fishermen denilen, bizim tur teknelerinin favorisi olan bu dizayn, demirlerin dünyasındaki yerini asırlardır korumakta. Yazıyı hazırlarken size terimleri doğru yazabilmek için internette dolaştığımda, her zaman olduğu gibi yine denizciliğimizin bence düzeltilmesi şart olan sözcüklerine tosladım. Buradaki yatay kolun adı “çibo”!?! Nereden çıktı bilmem. Dahası var; zinciri veya halatın bağlandığı halka “anele”!?! Demirin dibe giren ucu “tırnak” (güzel, göz önüne getirilebilir, yanında gaga ve pala’da var). Görüldüğü gibi bazılarını İngilizceden tercüme etmişler. Kolların birleştiği en uç noktaya “meme” denmiş! Onların terimi olan crown (taç) zirve, bir şeyin tepe veya uç noktasıdır ki uyar. Tamam, özel grupların kendine özel terimleri olmalı ama bu terimler, bir nesneye verilen isim, ya yaptığı işi ya da bir şeye benzeten bir kelime olmalı ki insanın gözünün önüne gelsin. Ufak tefek ayrıcalık, romantik olabilir de, illa biz denizcilerin raconuna uysun, başka kimse anlamasın şeklinde olursa, ben dâhil kimse anlamazsa, sen “Hayboci” deyince boş boş bakarız. Demir atma, alma kumandaları: “Fundo” veya funda (bir ara laçka mı, laşka mı tartışması vardı. Kelimenin orijinali İtalyanca gevşet anlamına gelen “laskare”den. Ama biz gevşet dersek havamız mı bozulur? Fundo kelimesi demirden gelir, alesta ferro’da ferro yine demirden, bu yabancı kelimeleri kabulleniyor, ama demire “çapa” diyoruz!?! Daha güzelleri de var. Hayboci (DEMİRİ SUYA İNDİR), Abosa (TUT veya DUR), Vira (AL veya ÇEK) kaloma (BOŞLA), apiko (DEMİR DİPTEN KOPMAYA HAZIR), salpa (DİPTEN KOPTUK)!!!

Dümendekiyle demir atan veya çeken arasındaki iletişim başarılı bir operasyon için çok önemli. Komutlar teknenin en uzak iki ucu arasında rüzgârda güme gideceğinden el işaretleri ile iletişim kurarız. O yüzden siz siz olun kendinize anlaşacağınız bir sözlü ve işaret dili oluşturun. Demir yerinde ve bilhassa bir lokanta önüne seyircilere “Güldür Güldür Show” yapmak istemezseniz (tehlike boyutu da cabası) devam edeyim… Devamı Mayıs 2021 sayımızda…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.