Deniz ekosistemini tehdit eden istilacı türler

Son yıllarda Antarktika’ya rağbet artmış durumda. Turistler, araştırmacılar ve macera arayanların yanı sıra farklı habitat türleri de bölgeye sık sık yolculuk ediyor. Ancak bu popülarite, kıta ekosistemini tehdit ediyor.

Antarktika’ya turist akını var. Yalnız bu turistler pek tanıdık türler değil. Yolu Antarktika’dan geçen gemilere otostop çekip, diyar diyar kıta kıta dolaşan farklı habitat türleri. Turist olarak gidip, oralarda kalıcı olmaya niyetli işgalci deniz canlıları aslında bunlar. Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, Antarktika sularında seyahat eden gemilerin gövdesine tutunarak birçok çeşitte deniz canlısı yolculuk yapıyor. Bunlar genelde midye, yengeç gibi türler oluyor ama aynı zamanda istilacı türler diye tabir ettiğimiz farklı deniz canlıları da oluyor ve kıta ekosistemi için büyük tehlike arz ediyor.

GEMİLERLE GELEN “BİYOLOJİK KİRLENME”

Geminin gövdesine tutunabilen ve geminin Antarktika’ya yolculuğunda hayatta kalabilen herhangi bir deniz türü, istilacı bir tehdit oluşturabiliyor. Bu canlılar “biyolojik kirlenme” olarak adlandırılan bir süreçle gemi gövdesine tutunup seyahat ediyor. Adı üzerinde istilacı olması da, Antarktika’nın muhteşem hayvanlarının kendi yaşam alanlarını yok edebilmesi anlamına geliyor. Antarktika’daki gemi trafiğinin yoğunluğu, bölgenin kırılgan yaşam alanlarını bozabilecek türlerin buralara ulaşabilmesine yol açıyor.

Dünya çapında Antarktika’yı ziyaret eden gemiler 1.500 ayrı limandan geliyor. Bölgeye yapılan ziyaretlerin yüzde 67’si turizm amaçlıyken, yüzde 21’i araştırma gezileri ve yüzde 7’si balıkçılık yapmak için gerçekleşiyor. Hepsinde ayrı ayrı protokoller olmasına rağmen çevreye zarar vermelerini önlemek çok kolay olmuyor tabii. Kazara atık salımı, kirlilik, yaban hayatla çatışma veya gürültü rahatsızlığı gibi birçok zararları oluyor çevreye. İşte bu istilacı tür olayı da cabası. Üstelik Antarktika’ya ziyaretler de sürekli artıyor. Pandemiden önce 2019-2020 sezonunda bölgeyi ziyaret eden kişi sayısı 70 bini geçmiş. Antarktika’ya ilk ziyaretler 1950’lerde Şili ve Arjantin’den Güney Shetland Adaları’na olmuş. O gün bugündür bölgeye ziyaret istikrarlı bir şekilde artıyor. Bir tek pandemide turistik geziler kesintiye uğradı, o kadar.

DENETİM VE ÖNLEM ŞART

Turizm, kıtaya yapılan ziyaretlerin büyük bir bölümünü oluşturuyor ve yerli olmayan türleri buraya getirebiliyor. En azından iyi bir haber olarak, tur operatörleri çevreyle çok ilgililer ve çok fazla güvenlik önlemi alıyorlar. Fakat gizli gizli gemilerin gövdesine tutunup hayatta kalabilen ufak canlılara çok daha fazla önlem gerekiyor. Gemilerin gövdelerini temizlemek gibi biyogüvenlik önlemlerini çoğaltmak gerek. Buradaki dezavantaj, dünya çapında çok fazla limanın Antarktika ile bağlantılı olmasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla kontrolünü sağlamak güç hale geliyor. Bunun için daha gelişmiş biyogüvenlik protokolleri ve çevre koruma önlemleri olması gerektiğini söylüyor uzmanlar. Bu, gemi gövdelerinin kameralarla denetlenmesi ve daha sık temizlenmesi anlamına geliyor. Zaten iklim krizinden, yüksek sıcaklıklardan daha hassas şekilde etkilenen kutup bölgeleri için alınacak önlemlerde de daha özenli davranmak şart. Araştırmanın başında yer alan isimlerden Prof. Peck’in de dediği gibi, “Her şeyi olduğu gibi bırakırsak, buraya bir şeylerin geleceğini biliyoruz.”

Dünyada insanın bozmadığı el değmemiş nadir alanlar da böyle böyle bozulmaya başlıyor ne yazık ki. Milyonlarca yıldır izole edilmiş birçok endemik türe ev sahipliği yapan Antarktika kıyıları da insan faaliyetlerinden nasibini almaya başladı. Çevre bilincini kazanmazsak, önlemlerimizi artırmazsak sanırım daha çok müsilajlar, istilacı türler göreceğiz ne yazık ki. Havamızı, suyumuzu korumak henüz elimizdeyken bilinçli yaşamayı hayat tarzı haline getirmek en iyisi belki de.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.