Kar kuraklığı

Karda yaşanan kuraklığın toprağa, bitkilere ve tüm canlılara, su mevcudiyetine ve ekosistemin tamamına etkisi var. Bu ay gitgide yaygınlaşan bir ifadeyi, “kar kuraklığı”nı geniş bir şekilde ele alıyoruz. 

Bol karlı bir Mart ayının ardından Nisan ve Mayıs’a geçiş yaptık. Kar severlere bile bir noktadan sonra e yeter artık dedirten bir kar sezonuydu. Ne güzel bol bol kar yağdı, değil mi? Barajlarımız da doldu. Aslında durum tam anlamıyla öyle değil. Gün sayısı olarak güzel kar alsak da miktar olarak maalesef yine zayıf kaldık, özellikle orta ve batı bölgelerde. En fazla kar alan İstanbul’u merkeze alsak bile iki kez şehri vuran Vorteks dışında (toplamı 8-9 saat) hayata günlük etkileri bile büyük değildi. Konumuz bu yılın durumu değil, karın genel durumu; yani “kar kuraklığı”.

DÜŞÜK KAR SEVİYESİ YÜZÜNDEN DOĞAN TERİM

Kardan kıştan bahsediyoruz ama buna rağmen kuruyan göllerimiz hâlâ var. Ve son on yılda kar yağışında bir düşüş söz konusuydu aslında. Bunda küresel ısınmanın payı büyük olmakla birlikte zaman zaman dünyanın doğal döngüsünde rüzgârlar, El Nino, La Nina gibi olaylar da bu durumu etkiliyor. Kar kuraklığı terimi, yeni yeni oluşan bir terim. Son yıllarda küresel ölçekte görülen düşük kar seviyeleri bu konudaki çalışma ve araştırmaları artırmış, yeni bir isim verecek kadar ciddi bir durum olduğunu ortaya koymuştu. Ve kar araştırmaları genişledikçe, anormal derecede düşük kar miktarlı mevsimleri tanımlamak üzere “kar kuraklığı” ifadesi yaygınlaştı.

Karda yaşanan kuraklığın toprağa, dolayısıyla bitkilere ve tüm canlılara, su mevcudiyetine ve ekosistemin tamamına etkisi var. Kar yağışındaki kuraklık orman yangınlarına kadar varabilir. Bitki örtüsündeki su miktarını azaltarak, sıcak ve kurak bir ortam oluşturabilir, bu da orman yangınlarına zemin hazırlayabilir. Orman ekosistemine verdiği zararın yanı sıra denizdeki canlılığı, biyoçeşitliliği de azaltabiliyor kar kuraklığı. Dengesiz buharlaşmanın varlığı, farklı su kaynaklarında farklı etkilere yol açıyor. Yağış bir azalıyorsa, buharlaşma üç artıyor. Bunun da suyun ayrı özellikler ve karakteristikler taşımasından ötürü çeşitli sonuçları oluyor. Azalan göl ve baraj sularında oksijen seviyesi de düşmüş oluyor. Gayet tabii bu da canlıların yaşam koşullarını değiştirip birçok türe zarar veriyor, biyoçeşitliliği azaltıyor. Su yaşamı için elverişsiz olan koşullar, büyük balık ölümlerine yol açabiliyor.

ASIL KAYNAKLARIMIZ: YERALTI SULARI

Kar gerçekten hayatımız için çok önemli bir unsur. Karada, suda her alanda tüm ekosistemi etkileyecek güce sahip. Kar konusunda kuraklık yaşadığımızda, bu durum tarım alanlarına da zarar veriyor aslında. Toprağın su mevcudiyetini ve verimini deforme ediyor. Kar yağdığında ise, yavaş yavaş eriyerek toprağa sızdığı için yeraltı sularını besliyor. Yağmurda su, hızla akışa geçme eğiliminde. Yeraltı suları bizim adeta depolarımız. Kuraklığı belirleyen asıl kaynak yeraltı suları oluyor. Özellikle şiddetli yağmurlarda yağış suları toprağa sızamadan toprak üzerinden akar gider, ancak kar zamanla eriyerek toprakta depolanabilir. Kar yağması bu sebeple önemli. Peki 2022’de bir miktar kar gördüğümüz için bu sene için kuraklıktan söz edebilir miyiz? Bu, aslında biraz nisan mayıs yağışlarına da bağlı. Elbette tarımsal açıdan kar, bahar mevsimi adına çok büyük fayda sağlayacak. Yine de ilkbaharda alacağımız yağışları iyi değerlendirmemiz yaz kuraklığı yaşamamamız açısından büyük önem taşıyor.

Küresel ısınma diye bir gerçek hayatımızda var, ancak çevreyi korumak ve bunun etkisini en aza indirmek de elimizde. Size ufak bir örnek: Van Gölü’ndeki kuraklık yıllar önce başladı. Ancak durumun vehameti bu değildi; bu, bilinip görülmesine rağmen insanların duyarsızlığı ve durumu kıyı şeridinin 1 km’den fazla gerileyerek yaşamın son bulmasına neden olan noktaya getirdi.

Doğa bize yağışını, meyvesini, havasını vermeye bir şekilde devam edecek ama bizlerin de onu engelleyecek yaşam tarzından kaçınmamız gerekiyor. Gelen yağışların yeraltı sularına faydalı olması için suyun toprağa ulaşmasını engelleyecek, akış sistemini bozacak faaliyetleri engellememiz gerekiyor. Gelecek ay yine birkaç sayfa ileride, birkaç sayfa geride yine buralarda olacağım, buluşalım. Sağlıcakla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.