İNCİRLİ-NİSİROS Şimdi ağustos, şimdi “incir tatma” zamanı

Ege’nin uluslararası sularındaki “olağanüstü hal”e, olağanüstü değişken rüzgârları ve teknede üst üste gelen olağanüstü aksilikler eklenince, Adem ile Havva gibi incir yapraklarının arkasına saklanmak şart oldu. İyi de oldu; namı, ağustos ayında tüm Ege’de boy gösteren incirle birlikte yürüyen Nisiros-İncirli’yi keşfettik. Knidos’un dibinde olmasına rağmen limanlarının pilot kitaplarda önerilmemesi yüzünden popüler olmayınca, “saklı cennet” kalmış volkanik Nisiros’u, sadece inciri değil tavernalarıyla da muhteşem bir gurme durağı olarak bir yana not edin. Rod Heikell’ın kitabındaki Nisiros kısmının ise üstünü karalayın. Bir kez daha anladık ki, değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.

Ege’deki OHAL’in faydası, kuzeybatıdan esen meltem ve “doğulu” mülteci rüzgârının sıkıştırmasıyla sığındığımız, çok popüler bir turist destinasyonu olmayan Nisiros’u mecburen keşfetmemiz oldu!

Niyet, üç haftalık seyirle Girit’e inmekti. Ama Ege’deki “OHAL” müsaade etmedi. Daha Türkiye’den çıkışta, otomatik pilot devreden çıktı. Ege’nin sağlı-sollu değişken rüzgârları yetmezmiş gibi, rota verdiğim otomatik pilot da önce 180 derece sağa veya sola sert dönüşler, sonra da denizin ortasında tehlikeli 360 derecelik dönüşler yaptırmaya başladı.

Mecburen sabitlendik dümen başına! Bir yandan rüzgâr, diğer yandan saatlerce dümende ayakta durmanın, bendenizi “siyatik”le ödüllendireceğini, tatil dönüşü öğrenecektim. Niyetim rüzgâr açısından daha güvenli bir rota olan Astipalea’dan Girit’e inmekti. Mecburen plan değişti. Sırasıyla Tilos ve Halki yapacak, “Poseidon Amca”yı gözleyip, uygun rüzgâr yakalarsam, Halki’den belki direkt ama muhtemelen Karpathos ve Kasos üzerinden Girit’e ulaşacaktım.

Ama Poseidon müsaade etmedi; sert denizi yemeyi göze aldıysak da, otomatik pilotsuz saatlerce dümen tutmayı göze alamadık. Telefonla temas kurduğum teknik ekiple, otomatik pilotun kalibrasyonunu yapamadık. Motorunun (otomatik pilot pompası) bozulduğuna kanaat getirdik ki, Yunan adalarında tamiratının ve yenisini bulmanın imkânı yok. Oysa otomatik pilot, daha geçen yaz aynı hatayı vermiş ve tamir edilmişti. Dönüşte içini açınca gördük ki, bazı vidaları eksik takılmış, motoru sağlam, dişlileri serbest salınımla yerinden oynamış. Teknede her daim yedeğini bulundurma kararı alındı!

Otomatik pilot rotamı zehir ettiği için yine de “sinkaf”a başvurmayacağım. Çünkü uzun mesafelere gitmek yerine “dar alanda kısa paslaşmalar” mantalitesiyle rotamı değiştirmem, hiç hesapta olmayan Nisiros’u keşfetmemi, Tilos’u ise gelişmiş son haliyle yeniden sevmemi sağladı. Şöyle söyleyeyim, “otomotik pilotsuz dar alanda kısa paslaşmalar zorunluluğu” sayesinde, Genel Yayın Yönetmenimiz Eyüp Özel’in deyişiyle artık okumaktan gına gelerek ezberlediğimiz Simi dâhil “pilot kitaplara bakıldığında girilmemesi gereken şahane koylar ve adacıklar” keşfettim. Nisiros-İncirli’yi, “tatlı niyetine” sizlere özel ayırdım. Devamı Ağustos 2017 sayımızda.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.