Süngerciler, Akdeniz ve Tarihe Yolculuk

Jules Verne romanlarından fırlamış gibi görünen kıyafetleri ve Akdeniz kokan tarihleriyle sayısız öyküye konu olan süngerciler ve dalgıçların 1960’lara dek kullandıkları eşsiz ekipmanlar Deniz Müzesi’nde sualtı ve tarih tutkunlarını bekliyor. Müzeler şehri olmak isteyen İstanbul’a eşsiz bir koleksiyon armağan eden Jeff Hakko ile alanında dünyanın en iyi üç koleksiyondan biri olarak gösterilen Tarihi Dalgıç Malzemeleri sergisini konuştuk.

Balıkçı’nın “Merhaba Akdeniz” kitabında yer alan “Dalgıcın Parçaları” isimli öyküsünde tutkulu ve cesur dalgıç Ahmet anlatılır. “Marmaris – Bodrum kıyıları yeryüzünün en cesur, en usta dalgıçlarını doğurur. Kiklad ve Sporad adalarındaki Rum sünger armatörleri, her yıl Bodrum’a gelip ilk önce dalgıç Ahmet’e başvurur, yalvarırlardı. Ona bol bol paralar teklif ederlerdi. O, on yıldan beri Suriye, Mısır, Kızıldeniz, Trablus, İtalya ve Yunanistan denizlerine dalmıştı. Ama Egeli idi; asıl Ege’ye tutkundu. Başka yerde ayda iki yüz liraya dalacağına, Ege’den alacağı elli lirayı tercih ederdi.” Suyun elli kulaç altında sünger avlayan dalgıca teknedeki elle çalışan hava tulumbasından bir hortum aracılığıyla hava gönderilir. Fakat hortumun patlamasıyla Ahmet hayatını kaybeder.

Halikarnas Balıkçısı şüphesiz ki, bu sulardaki süngerci hikâyelerinden birini yansıtmıştır. Zira yıllar önce Balıkçı’nın hikâyesine çok benzer başka bir olayı Bodrumlu Süngerci Mehmet İmbat’tan dinlemiştim. Soyadı gibi denizci olan ve yıllarca süngercilik yapan İmbat “Sadece Bodrum’da otuz civarında süngerci öldü. Dalgıçlıktan ölmediler. Neden öldüler biliyor musunuz? Bilgisizlikten. Bilmeyerek öldü arkadaşlarımız” demişti. Henüz tüplü dalışın gelişmediği 1950 öncesinde bu ve benzeri sayısız kaza sonucunda birçok dalgıç hayatını kaybetti ya da sakatlandı. Kullandıkları ekipmanlar çok özel ama bir o kadar tehlikeliydi. Suyun altına inmeden önce dakikalarca süren hazırlık aşamasının ardından Jules Verne romanlarından çıkmış gibi görülüyor, ardından onlarca kulaca korkusuzca dalıyorlardı. Elbette sadece süngerciler değil diğer dalgıçlar da bu ekipmanları 1950’lere dek yoğun olarak kullanıldılar.

Sünger avcısı Ahmet’in Ege’ye olan tutkusuna benzer bir tutkuyla sualtı dünyasına gönül vermiş Jeff Hakko, 1989 yılında Fransa’nın güneyindeki bir sualtı sempozyumunda gördüğü ilk dalgıç başlığı Mark V ile kendi hikâyesini yazmaya başlamış. Aradan geçen 30 yılda ise bin bir emekle toplanan koleksiyon bugün alanında dünyanın en önemli üç koleksiyonundan biri olarak kabul ediliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.