VİKİNG GEMİLERİ Denizle iç içe yaşayan kent Oslo

Eşsiz gemiler inşa eden, gemilerine isimler veren, hatta gemileri içine defnedilen ve 1000 yıl önce aralarında Amerika Kıtası da olmak üzere dört kıtaya yelken açan Vikingler… Avrupa’ya korku saldıkları üç asır boyunca en önemli silahları sanılanın aksine kılıçları değil, ustalıkla inşa ettikleri gemileriydi Peki ama Viking teknelerini özel kılan nedir?

Kuzeyin önemli liman şehirlerinden biri olan Oslo, günümüzden 1000 yıl önce kuruldu. Onlarca adadan oluşan şehrin denizcilik kültürü ve tarihi açısından en önemli noktası ise şüphesiz Bygdøy Yarımadası. Şehrin hem doğal hem de entelektüel açıdan göz bebeği olan Bygdøy’de beş önemli müze bulunuyor ve bu müzelerden dört tanesi denizcilik kültürü ve tarihi üzerine sergilemeler yapıyor. Bu dört müze, şehrin ve ülkenin denizci yönünü göstermesi açısından da oldukça değerli. Adada Antik Çağ’dan günümüze dek gemiler ve denizcilik üzerine sergiler yapan “Norveç Denizcilik Müzesi”, kutup keşiflerini gerçekleştiren ahşap bir gemi olan Fram’ın sergilendiği ve Norveç’in kahraman olarak gördüğü kâşiflerinin bilim dünyasına katkılarının anlatıldığı “Fram Müzesi”, Antik Dönem’e ait bir salın üzerinde altı arkadaşın 101 gün süren 4 bin 300 millik eşsiz macerasının öznesi, güneş ve fırtına Tanrısı Kon-Tiki isimli salın Pasifik’teki inanılmaz yolculuğunu anlatan “Kon- Tiki Müzesi” ve Kuzeyin eşsiz denizcileri Vikinglerin gemilerini görebileceğiniz, zamanda yolculuk yapabileceğiniz “Viking Gemi Müzesi” yer alıyor. Siz de denizcilik kültürü ve tarihiyle ilgileniyorsanız bu adayı gezmek sizin için eşsiz bir deneyim olabilir.

DÜNYANIN EN İYİ KORUNMUŞ VİKİNG GEMİLERİ

Kuzey ülkelerinin hemen hepsinde olduğu gibi Norveç de oldukça köklü bir denizcilik geleneğine sahip. Bu geleneği müzeler yoluyla genç jenerasyonlara da başarılı bir şekilde aktarıyorlar. Peki ama Viking Gemi Müzesi’ni diğer deniz ya da Viking müzelerinden ayıran nedir? Cevabı oldukça net. Dünyanın en iyi korunmuş Viking gemileri bu müzede sergileniyor. Bu sayfalarda daha önce kaleme aldığım Stockholm’deki “Vasa Gemisi” gibi bu müzedeki gemilerde neredeyse eksiksiz şekilde günümüze dek ulaşmışlar. Diğer bir deyişle bu müze Viking Çağı’na zaman yolculuğu yapmanıza olanak sağlıyorlar. Müzenin kapısından girdikten yaklaşık bir dakika sonra 1200 yıl öncesine zaman yolculuğunuz başlıyor. Müzede “Gokstad”, “Tune” ve “Oseberg” isimli üç geminin yanı sıra, onların  kazılarında bulunan Viking çağına ait ilginç buluntular sergileniyor.

OSEBERG GEMİSİ

Bu gemiyi özel kılan unsurlardan ilki açık denizde yelken açan geminin bir süre sonra bir mezar olarak kullanılması ve üzerinin örtülerek gömülmesidir. Yaklaşık 22 metre uzunluğundaki gemi, MS 820 civarında inşa edilmiş ve bir süre açık denizde kullanılmış. MS 834 yılında ise iki kadın için bir mezar haline getirilmiş. Bu iki kadın çeşitli mezar eşyaları ile birlikte geminin ortasındaki bir mezar odasına yerleştirilerek defnedilmiş. Geçen ay Vikinglerin gemilerine defnedilerek ölümden sonraki hayat için hazırlandıklarını ve son yolculuklarına da gemileriyle birlikte çıktıklarına dair inançlarını detaylarıyla anlatmıştım. Bu inancın bir parçası olan Oseberg Gemisi de açık denizde yelken açtıktan bir süre sonra karaya çekilerek bu ritüel için özenle hazırlanmış.

Tarihler 1903 yılını gösterdiğinde Oseberg Gemisi arkeologlarca bulunmuş. Bir yıl sonra başlayan kazı çalışmaları ile Viking Çağı’nın en muhteşem ve görkemli teknesi gün yüzüne çıkarılmış. 22 metre uzunluğunda ve beş metre genişliğindeki gemi kuzeye özgü bir teknik ile kaplama tahtalarının birbirinin üzerine gelecek şekilde birleştirilmesiyle inşa edilmiş. Gemi 12 kaplama tahtasının üst üste gelmesiyle inşa edilirken bunlardan su hattının altında olanlar daha dar, suyun üzerinde kalan bölüm ise biraz daha kalın ahşap ile inşa edilmiş. Meşe ağacından inşa edilen geminin, yelken direği ise çam ağacından ve yaklaşık 12 metre uzunluğundadır.

21 YILLIK EMEĞİN KARŞILIĞI

Geminin bir başka özelliği ise korunması için uygulanan işlemler. 1904 yılında gerçekleştirilen kazı çalışmaları beş ay sürerken, geminin konservasyon ve restorasyon çalışmalarının tamamlanması 21 yıl sürmüş. Bu sürecin sonunda geminin ahşapları yüzde 90 oranında korunmuş. Diğer bir deyişle 1200 yıl önce yapılmış Viking gemisi 21 yıllık çalışmanın ardından neredeyse ilk günkü gibi günümüze ulaşmış. Bu özenli çalışmanın sonucunda Viking çağının en özel örneklerinden birini tüm detaylarıyla görme şansımız oluyor. Otuz kürekçi ve oldukça büyük yelkeni ile 10 deniz milinden hızlı gidebildiği düşünülen gemide Akdeniz örneklerinden farklı olarak tek dümen küreği kullanılmış. Bu bir Viking gemi özelliğidir.  Pruva ve pupa bodoslamadaki süsler ise Oseberg Gemisi’ni şimdiye kadar bulunan en ayrıcalıklı gemilerden bir tanesi haline getirmektedir.

GOKSTAD GEMİSİ

Müzenin ikinci büyük gemisi olan Gokstad, Vikinglerin denizlerde söz sahibi olduğu dokuzuncu yüzyılda, MS 890 civarında açık denizlerde yelken açmaya uygun, hızlı bir gemi olarak inşa edilmiş. 32 kürekçinin yer aldığı gemi klasik bir Viking teknesi olarak tanımlanabilir. Yaklaşık 40 kişilik mürettebat ile yelken açan gemi keşif, ticaret ve Viking baskınları için uygun hale getirilmiş bir örnek. 12 deniz mili hıza ulaşan gemi okyanusta yelken açan bir Viking gemisiydi. Oseberg’e göre biraz daha uzun olan Gokstad 5 metre genişliğinde inşa edilmiş. Yaklaşık olarak dörde birlik oran Antik Çağ Akdeniz gemilerine göre oldukça geniş. Bu da onları daha dengeli kılmış.

Gokstad gemisi de Oseberg’e benzer bir şekilde inşa edilmiş. Oseberg’de 12 sıra olan kaplama tahtaları Gokstad gemisinde 16 sıra uygulanmış. Su hattının altındaki dokuz sıra 2-3 cm kalınlığındadır. Bu da gemiyi hem hafif hem de esnek hale getirmiştir. Su üzerinde kısım ise daha kalındır. Gokstad inşasının üzerinden kısa bir süre geçmesinin ardından yaklaşık olarak MS 900 civarında olasılıkla yerel bir şef ya da soylu olan kırklı yaşlarındaki bir adam için mezar haline getirilir. Bunun için geminin pupa bölümünde bir mezar odası inşa edilmiş ve adam bu odaya defnedilmiş.

SAVAŞÇI

Kırklı yaşlarında defnedilen kişinin iskeleti üzerinde yapılan analizler, her iki bacağında da derin kesikler olduğunu ortaya koyuyor. Darbeler de onun savaşta ya da bir meydan okumada öldüğünü gösteriyor. Muhtemel ölüm nedeni sağ bacağındaki bıçak yarası. Viking Çağı’nda bacaklara vurmanın yaygın bir dövüş tekniği olduğu bilinmektedir. 1879 yılında bulunan geminin 1880 yılında kazısı yapıldı. Savaşarak ölen bu adamın mezar gemisinde kayık, çadır, kızak, yine adama ait köpekler, kuşlar ve atlara ait iskeletler bulundu. Kısacası diğer yaşamında ihtiyacı olacak her şey onunla birlikte yeni yolculuğunda yanındaydı. Ayrıca geminin her iki yanında 32 kalkan, olasılıkla yelkene ait kumaş parçaları bulundu. Kazı yapıldığı dönemde pruva ve pupa bodoslamaların uçları ise artık çürümüştü. Bu nedenle nasıl sonlandıkları bilinmiyor. Ancak Viking gemilerinin resmedildiği gibi ejderha başlarının takıldığını gösteren bir kanıta rastlanılmadı.

Viking Gemi Müzesi’nde Oseberg ve Gokstad dışında ayrıca “Tune” isimli gemi, farklı boylardaki kayıklar ve bu gemilerin arkeolojik kazıları sonucunda ulaşılan çok sayıda objeye yer verilmiş. Ayrıca müzedeki interaktif bilgilendirmeler ve kısa aralıklarla gösterimi yapılan filmler oldukça etkileyici. Özellikle Tune batığı salonundaki Vikinglerin yayılımına ait video gösteriminde salonun tüm duvarlarının kullanılması oldukça etkileyici bir detay.

Oslo’daki Bygdøy Yarımadası denizcilik kültürünü anlatan ve toplumunun hafızasını canlı tutan çok özel örnekler sunuyor. Müzeler şüphesiz insanoğlunun hafızasını tazeleyen kitaplar gibi çalışıyorlar. Müzeciliği iyi örnekleri bu açıdan oldukça kıymetli. Oslo’da yer alan Viking Gemi Müzesi ilk andan itibaren sizi içine alan ve Viking çağına zaman yolculuğu yapmanızı sağlayan çok güzel bir örnek. Müzede yer alan gemiler inşa edildikleri tarihten 1200 yıl sonra bile yeni yolcularıyla yani ziyaretçileriyle birlikte yelken açmaya devam ediyorlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.