Seyir öncesi hazırlıklar; Hak ve yükümlülükler

Keyifli bir seyir yapmak için deniz hukuku uzmanı olmanıza gerek yok elbette, ancak özellikle başka bir ülkenin karasularına girecekseniz ya da marinalarında demirleyecekseniz bazı asgari şartlar ile kısıtlamaları aynı zamanda da genel hatlarıyla haklarınızı bilmenizin size seyir sırasında rahatlık sağlayacağı âşikar.

Sevgili dostlar belki engin maviliklerin verdiği özgürlüğü doyumsamak, belki tuzlu deniz havasının çağrısına uymak, belki de modern toplumun gürültüsünden bir nebze sıyrılıp kurallarını kendinizin belirlediği güzel bir tatil yapmak amacıyla demir aldığınızda muhtemelen aklınıza gelecek son şey, aslında o andan itibaren deniz hukukunun ilgi alanına girmiş bulunduğunuzdur. 

Yalnızca ülkemiz limanları arasında seyrediyor olsanız dahi bir dizi deniz hukuku sözleşmesi ya da yerel mevzuatın kapsama alanındasınız. Hele hele Ege gibi iki komşu ülkeyi birleştiren dar bir deniz alanında seyrediliyorsa, şüphesiz birçok uluslararası sözleşmenin etki alanındasınız demektir. Esasen, söz konusu uluslararası ya da ulusal düzenlemeler ya sizi ya teknenizi ya da deniz çevresini korumak için genel hukuki çerçeveyi oluşturan ve aynen karada olduğu gibi denizlerde de nizam ve intizamı sağlamayı amaçlayan temel yasal enstrümanlar.

Dolayısıyla, karada olduğu gibi denizlerde de uluslararası hukuk ya da ziyaret edilmek istenen ülkelerin bu konudaki hukuk sistemlerinin gereken ölçüde bilinmesinde tabiatıyla yarar var. Elbette keyifli bir seyir yapmak için deniz hukuku uzmanı olmanıza gerek yok. Ancak özellikle başka bir ülkenin karasularına girecekseniz ya da marinalarında demirleyecekseniz bazı asgari şartlar ile kısıtlamaları aynı zamanda da genel hatlarıyla haklarınızı bilmenizin doğrusu hiçbir zararı olmaz. En azından seyre hazırlık evresinde konuya aşina olunması size seyir sırasında rahatlık sağlayacaktır. 

KARASULARI VE SİCİL KAYDI

Karasularını diğer deniz alanlarından ayırt etmemizin sebebine gelince, yabancı bir ülkenin karasularına girildiğinde başka bir ülkenin tam egemenlik alanına girilmiş oluyor. Zira her ne kadar seyrüsefer serbestisinin kesintiye uğramaması bakımından uluslararası deniz hukuku çerçevesinde kıyı devletinin yetkilerine birtakım istisnai sınırlamalar getirilmiş olsa da karasuları devletlerin ülke bütünlüğünün bir parçası olarak kabul edilmektedirler. Ezcümle, bir ülkenin karasularına girildiğinde bahse konu ülkeye gelmiş olunuyor. Benzer şekilde, ilgili ülkenin bitişik bölgesi varsa, karasularının bittiği hattan başlayan ve esas hatlardan itibaren en çok 24 nm mesafeye kadar uzanabilen, o alanda karasularına nispeten daha sınırlı olsa da yine de gümrük, maliye, sağlık ve göçle ilgili bazı düzenlemelere tabi olunması söz konusu olabilir. Burada bir parantez açalım. Ülkemiz Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne, 1982 (BMDHS) henüz taraf olmamış olsa da, birkaç teknik düzenlemesi hariç (md. 3, 33 ve 121), BMDHS’nin esasen genel uygulamayı yansıtan uluslararası teamül hukukunun tedvini olduğu hususunu kabul etmektedir. Nitekim bu anlayışla, BMDHS’nin birçok hükmü Türkiye tarafından uygulanmaktadır. Bu bağlamda, BMHDS ve Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) sözleşmeleri çerçevesinde, başka bir ülkenin karasularına girildiğinde söz konusu ülke kendi ulusal mevzuatına riayet etmenizi talep edebilir. BMDHS kapsamında teknelerin “Bayrak Devleti”nin koruması ve kontrolü altında açık denizlerde seyretmesi mümkün. Bu noktada açık denizlerdeki seyir serbestisi yetkisinin esasen teknelere değil de devletlere tanınan bir hak ve yetki olduğunu da hatırlamakta yarar var. İşte bu nedenle herhangi bir ülkenin siciline kayıtlı olmayan bir teknenin açık denizlerde seyredebilmesi de uluslararası hukuk bakımından esasen mümkün değil. Benzer şekilde BMDHS çerçevesinde tekneler aynı anda yalnızca bir devletin siciline kayıtlı olabilir ve bayrağını seyir esnasında ya da limanda, gerçekten bir mülkiyet transferi veyahut da sicil değişikliği olmadığı takdirde değiştiremez.

ZARARSIZ GEÇİŞ

Yine BMDHS çerçevesinde, malum teknelerin başka ülkelerin karasularından, birtakım kaidelere uymak şartıyla, zararsız geçiş hakkı bulunmaktadır. Zararsız geçiş elbette sürekli ve çabuk nitelikte olmalıdır. Dolayısıyla örneğin Datça’dan Sömbeki Adası’na kısa bir karides molası vermek için uğradığınız takdirde bu artık zararsız geçiş olmaktan çıkıyor ve Yunanistan’ın yerel mevzuatına uymakla yükümlü olunuyor. Dolayısıyla zararsız geçiş o ülkenin marinasına demirlemenizle son buluyor ve artık kıyı devletinin limanına girmekle ilgili ülkenin hukuki yetki alanına girilmiş oluyor. Ancak karasularında durma veya demirleme, olağan seyrüsefer çerçevesinde veya mücbir bir sebep ya da yardım amacıyla yapıldı ise, geçişin sürekliliğine halel gelmiş olmuyor. 

Öte yandan bahse konu geçişin “zararsız” niteliğini bozan durumlar da BMDHS’de açıkça belirtilmektedir. Ayrıca, BMHDS zararsız geçişle ilgili olarak kıyı devletine hak ve yetkiler tanırken bazı yükümlülükler de getirmektedir. Bu çerçevede kıyı devletinin; seyrüsefer emniyeti ve deniz trafiğinin düzenlenmesi, trafik ayrım düzeni oluşturulması, seyrüsefer sistemlerinin muhafazası, denizaltı kablolarının ve petrol borularının korunması, canlı deniz kaynaklarının korunması, kıyı devletinin balıkçılığa ilişkin yasal düzenlemelerine aykırı davranışların önlenmesi, kıyı devletinin çevre alanlarının muhafazası, kıyı devletinin gümrük, maliye, sağlık veya göç konularındaki yasal mevzuatına aykırı davranışların engellenmesi gibi hususlarda birtakım yetkileri bulunmaktadır. Diğer taraftan kıyı devleti karasularından yabancı gemilerin zararsız geçişlerini engellememek, zararsız geçiş haklarını kullanmalarını kısıtlayacak yükümlülükler getirmemek; seyrüsefere ilişkin tehlikeleri, zararsız geçişle ilgili düzenlemeleri ve trafik ayrım şemalarını duyurmak ile yabancı gemilere karşı ayrımcılık yapmamakla mükelleftir.

ÜLKELERİN UYGULAMALARI

Yine başka ülkelerin karasularına girildiği ya da açık denizlerde bulunulduğu takdirde COLREGs, SOLAS ve MARPOL başta olmak üzere temel IMO sözleşmelerine uyulması icap etmektedir. Hatta bazı durumlarda siciline kayıtlı olduğunuz ülke bahse konu IMO sözleşmelerine taraf olmasa dahi başka bir ülkeyi ziyaret ettiğiniz takdirde o ülke sizden bunlara riayet etmenizi bekleyebilir ve anılan sözleşmeler çerçevesinde duruma göre gerekli denetimleri yapabilir.

Örneğin, genel olarak tekneyi sevk ve idare eden kaptanın bu görevi ifa etmek için yeterlilik belgesinin olup olmadığı; gerekli sertifika ve belgelerle birlikte ilgili IMO sözleşmeleri, kural ve yayımlarının ayrıca seyir defterinin teknede bulunup bulunmadığı; kampana, el feneri, ilk yardım seti, işaret fişeği, pusula, can simidi, can yeleği ve yangın söndürme cihazı gibi birtakım temel emniyet ekipmanının mevcut olup olmadığı sorgulanabilir.

Ülkeden ülkeye veya tekne ebatlarına göre değişmekle birlikte genel itibarıyla hem teknenizle ilgili belgelerin (bayrak kayıt belgesi, bağlama kütüğü ruhsatnamesi, tekne sigorta belgeleri, uygun tıbbi sigorta ve telsiz lisansı vb.) tam olması hem de teknede bulunan kişilerin pasaport/seyahat belgelerinin bulunması ehemmiyet arz ediyor. 

Yabancı karasularında dikkat edilmesi gereken diğer önemli bir husus ise, her ne kadar birçok özel tekne MARPOL kapsamı dışında kalsa dahi (400gt ya da 15 kişiden fazla yolcu şartı), ziyaret edilen ülkenin ulusal mevzuatları çerçevesinde deniz çevresinin korunması için yerel düzenlemelerinin de önceden bilinmesi oluşabilecek mağduriyetlerin önlenmesi bakımından zaruridir. Bu çerçevede, örneğin atık tankı bulundurma zorunluluğu ile atık su deşarjı konusunun ve deniz koruma alanlarına ilişkin düzenlemelerin de bilinmesi elzem. 

İlave olarak, teknelerin bağlı oldukları sicili gösterecek şekilde ülke bayrağının ve yabancı ülke karasularında veya limanlarında yerleşik teamüller çerçevesinde nezaket bayrağının o ülkenin egemenliğine ve kanunlara saygının bir nişanesi olarak toka edilmesi gerekmektedir.

Yabancı bir ülkeye müteveccihen seyredilirken dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, bazı ülkelerde önceden belirlenmiş bazı limanların yasal girişi limanı olarak kabul edildiği hususudur. Şayet giriş limanı uygulaması bulunmaktaysa tabiatıyla öncelikle söz konusu limanlardan giriş yapılması gerekmektedir.

Keza ziyaret edilen ülkenin dalış, balıkçılık ve deniz çevresinin korunmasıyla ilgili bazı farklı uygulamaları ya da kısıtlamaları olabileceğini de her zaman akılda tutmakta yarar var. Bu çerçevede seyir öncesi ziyaret edilecek ülkeyle ilgili hazırlıkların tam yapılması sorunsuz ve keyifli bir seyir için önemli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.