L’Hospitalet 2022 Finn’e geri dönüş

Yıllar sonra Finn sınıfına dönme hayalimi gerçekleştirdim. 13-17 Eylül’de İspanya Hospitalet de L’Infant’taki Açık Avrupa Şampiyonası’na katıldım ve 60 teknelik filoda 19. sıraya yerleştim…

Fotoğraflar ROBERT DEAVES, SİNAN SÜMER ARŞİVİ

Yelken hayatımla ilgili iki büyük hayalim vardı. İlki okyanus aşırı bir yarışa katılmak, ikincisi ise bir gün Finn sınıfına geri dönebilmek. Geçen yıl ve bu yıl olmak üzere iki etaplı gerçekleştirilen Marsilya-Madeira-Martinik rotalı Transquadra Okyanus Yarışı’yla ilk hayalimi gerçekleştirmiş, detaylarını da sizlerle buradan, Yacht Türkiye sayfalarından paylaşmıştım. Oradaki uzun günler, geceler boyunca düşünmeye imkân bularak Finn sınıfına geri dönme konusunu da kafamda iyice netleştirdim. 

 Finn sınıfında, gençliğimde, milli takım ve uluslararası seviyede uzun seneler yarışmış olmamın benim için anlamı hep çok daha ötedeydi. Bu sınıf, ülkemizde ve dünyada birçok önemli yelkenciyi yetiştirdi; benim de bu kişilerin öğrencisi olmama, izlerini takip etmeme fırsat verdi. Çok detaylı ve teknik bir tekne Finn ve Yat sınıfına iyi bir altyapıyla geçmemi sağladı. Bu sınıfın sporcuları her zaman denizde sağlam birer atlet ve sıkı bir yarışçı, karada ise bir o kadar dost canlısı ve yardımsever insanlar oldular. Bunu söylüyorum, zira birçok üst düzey sınıfta rekabetçi yarışçılar bırakın iyi dost olmayı, birbirleriyle konuşmuyorlar dahi. Dolayısıyla Finn bir yarış sınıfı teknesi olmasının ötesinde, daha gençlik yıllarımda hayata bakışımı ve karakterimi şekillendirdi diyebilirim. Kendisine geri dönmek de bu yıla nasip oldu.

VÜCUT VE ZİHİN HAFIZASI

Transquadra sonrası ikinci el bir tekne alıp İstanbul’da hafif havalarda antrenmanlara başladım. Öncelik hafif havaydı çünkü Finn fiziksel anlamda çok talepkâr olmuştur her zaman. 25 yıl aradan sonra birinci önceliğimi tekneyi hatırlamak ve bunu sakatlanmadan yapmak üzerine kurdum. Her ne kadar kara antrenmanlarını hayatımdan hiç çıkarmamış olsam da bu tekne için gerekli güç, esneklik ve atletizme ulaşmanın zaman gerektirdiğini çok iyi biliyordum. Galatasaray Kulübü’nde yaptığım ilk antrenmanlarda genç sporcular hafif rüzgârlarda, “Abi senin havalar esiyor” diye benimle dalga geçmeyi alışkanlık haline getirdiler. Zaman geçtikte tekneye alıştım ve antrenman temposunu artırdım. Vücut ve zihin hafızası çok ilginç; 25 sene önceki alışkanlıkları tahminimden çok daha kısa sürede hatırlamak beni olumlu yönde oldukça şaşırttı. Güney Yarışı sonrası Bodrum’da sert havada yaptığım bir haftalık antrenman kampı ise en faydalı çalışmalarımdan biri oldu, artık neredeyse kendimi tam olarak hazır hissetmeye başladım. İstanbul’a dönüşte Galatasaray Kulübü’ndeki milli Laser sporcularıyla antrenman yapma fırsatı buldum. Bu kez tekneyi hatırlamanın ötesinde su üzerindeki rakiplere karşı da tek başına yelken yapmayı hatırladım.

26 YIL ÖNCEYLE AYNI YERDE

Hedefim, 13-17 Eylül’de Barcelona yakınındaki Hospialet de L’Infantta gerçekleşen Finn Avrupa Şampiyonası’na katılmaktı. Bu yarış alanının benim için ayrı bir önemi vardı, çünkü 1996 senesinde tam 26 yıl önce burada Finn Gençler sınıfında Avrupa yedincisi olmuştum. Dürüst olmam gerekirse; bu seferki hedefim iyi bir dereceden ziyade, sorunsuz bir şekilde yarışı tamamlayabilmekti.

11 Eylül’de Hospitalet’e vardım. 12 Eylül sabahı teknemi hazırladım ve akşamüzeri çıktığım deneme antrenmanlarında süratim, diğer rakiplere göre fena değildi. Tek tip teknelerde rakiplerle karşılaştığınızda ilk süratiniz çok önemlidir. Sürat konusu genelde nasıl başlarsa öyle gider. Bu durum moralimi epey yükseltti. Bu yarışa kadar hiç başka bir Finn ile antrenman ve sürat testi yapma imkânım olmamıştı.

 Süratim iyiydi ama deneme startlarında çok geride kalıyordum. Türkiye’deki hazırlıklarımda bunu çalışmaya da pek  fırsatım olmamıştı. O gün bazı sporcular açık alanda çalıştı, bazıları İspanyol antrenörün eşliğinde defalarca start ve kısa parkur antrenmanı yaptı. Ben de bu konuda eksik hissettiğim için sürekli start çalışmalarına katıldım. Belleğimde bu kısmı da ortaya çıkartmalıydım yoksa 60 teknenin start hattında olacağı bu yarışta hiçbir şansım olmazdı. Tekrar tekrar çok kötü startlar moralimi bozsa da denemeye devam ettim. İki saatin sonunda çalışmanın son bölümünde ritmi yakalamayı başardım ve ilk yarış öncesi bu konuda da kendimi biraz daha iyi hissettim…

YARIŞ GÜNÜ

13 Eylül, ilk yarış günü. Orta sert bir havada erkenden denize çıktım, parkuru denedim. Bunca yıllık deniz tecrübesine rağmen heyecanıma hâkim olmakta zorlanıyordum. Nihayet ilk yarışın hazırlık düdüğü çaldı ve tüm tekneler start hattına dizildi. İyi bir yer bulmaktan önce, 60 tane yan yana dizilmiş Finn teknesinin güzelliğine kaptırmış bir halde buldum kendimi. Sonra kısa bir silkinme ve uygun bir yer arayışı… İlk startta çıkışta epey zorlandım ama avantajlı noktadan üçüncü tekne olarak kendime yer bulabildim. İlk orsa şamandırasına geldiğimde yorgunluktan dilim dışarıdaydı, kaçıncı olduğum konusunda da en küçük bir fikrim dahi yoktu. Arkama baktığımda önümden çok daha fazla tekne olduğunu gördüğümde hem heyecanım hem de motivasyonum arttı. Tüm yarış boyunca büyük bir hata yapmadan hem pozisyonumu korudum hem de birkaç tekne daha geçmeyi başardım. O gün yapılan iki yarışı 60 tekne arasında 21. ve 19. olarak tamamladım, genel sıralamada da 19. olarak ilk günü bitirdim. Bu benim için harika bir sürprizdi, böyle bir noktada olmayı beklemiyordum. Kendi kendime “bu ilk günün acemi şansı, herhalde yarın daha kötü olur” diye söyledim.

13. SIRAYA YÜKSELDİM

Ertesi sabah hava kuzeye döndü ve epey kuvvetli esmeye başladı. Filo içinde kilosu en düşük yarışçılardan biri olduğum için sert havada kendime tanıdığım şans da pek yüksek değildi. Sert havada yapılan bu ilk yarışın ilk orsasını da filonun ortasında dönmeyi başarıp, ilk pupada da hafif kilomun avantajıyla birçok tekneyi geçip, kendimi yine ön grupta buldum. İşin güzel yanı, hava gitgide düşmeye başladı ve benim tercih ettiğim, parkurun sol tarafı iyice avantajlı hale geldi. Son orsa şamandırasına yaklaşırken beşinci sıradaydım. Ancak hava iyice düştü ve komite yarışı abandone etti, peri masalı benim için son buldu. Bu karardan sonra tüm filo karaya döndük; uzun bir bekleyişin ardından yayılan güney rüzgârıyla tekrar denize çıktık. O gün yapılan yarışlarda da ilk 15 içinde iki derece yapınca günü 13. sıraya yükselmiş şekilde tamamladım. Birçok önemli yarışçı gelip beni tebrik etti, hatta yurt dışından bile arayanlar oldu. Gerçek olması için çok iyi bir pozisyondaydım.

BANA DERS OLDU

Üçüncü gün ilk yarış yine ilk 15 içinde bir derece yaptıktan sonra ikinci yarış tekrar edilen starttan çıkamayınca 34. sırada serinin en kötü derecesini yaparak karaya döndüm. Tabii en kötü derecemin yarışa gelirken “umarım yapabilirim” dediğim bir derece olması ise ayrıca komik oldu bana. Üçüncü günü genel sıralamada 17. olarak tamamladım böylece.

 Son gün yine iki yarış planlanıyordu ancak sabahtan esen fırtına yarış yapmaya imkân vermedi. Son start saati olan 15.00’e kısa bir süre kala günün tek yarışı için start verildiğinde hayatımda ilk defa yaşadığım bir olay başıma geldi. Start saatini yanlışlıkla normalden bir dakika erken aldığım için startı da bir dakika erken aldım. Şans eseri pin end şamandıraya en yakın tekne olduğum için de altımda referans alabileceğim kimse yoktu. Start ettikten kısa süre sonra durumu fark edip geri dönsem de basılı olan U kod bayrağı sebebiyle serinin son yarışı benim için başlamadan bitmiş oldu. Böylece 30 yıllık yelken tecrübeme yeni bir ders daha eklemiş oldum…

SONUÇ YİNE AYNI!

Neyse ki seri boyunca elde ettiğim dereceler iyiydi ve bu yarışı atıp, seriyi 19. sırada, yani ilk gün başladığım şekilde tamamladım. 40-50 yaş grubu Master sınıfında ise yedinci olarak tamamladım ki bu da hoş bir tesadüftü benim için. Aynı yerde 1996 senesinde Avrupa Gençler yedinciliği ve 2022’de Avrupa Master yedinciliği elde etmiş oldum. Genel sıralamada ilk 20’ye ödül vermeleri de ayrıca benim için hoş bir sürpriz oldu. Artık sağlığım ve zamanım el verdiği sürece Finn yarışlarına katılmaya devam ederek bu güzel hayali yaşamaya devam etmek istiyorum. Türkiye’de de bu sınıfı canlandırmak bir diğer hedefim. Bakalım hayat neler gösterecek…☸

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.