Mavi Gıda

Tükettiğimiz tüm gıdaları topraktan ya da deniz ve okyanuslardan çekiyoruz. Oysa deniz ve toprak kirliliği, yetersiz beslenmenin başlıca nedenleri arasında gösteriliyor. Veriler çözüme işaret ediyor: Mavi gıda sayesinde 166 milyon yetersiz beslenme vakası ortadan kaldırılabilir.

İsrafın çağımızın en büyük sorunu olduğunu biliyoruz. Hem maddi hem manevi, hem ruhsal hem fiziksel tabanlı bir mesele. Küresel birçok problemin temelinde yatan sebep, israf. Kıyafet, eşya vs. değil bahsettiğim. Yalnızca ama yalnızca gıda israfı bir ülke olsaydı… Şöyle bir metaforik düşünelim: Amerika var, Çin var ve bir de Gıda İsrafı ülke var. Bu ülke, Amerika ve Çin’den sonra en çok sera gazı yayan ülke. Üretilen gıda için harcanan enerjiyle 3300 ila 5600 milyon metrik ton/yıl karbondioksit eşdeğeri sera gazı emisyonu ortaya çıkıyor. İsraf edilen gıdaların yeniden yetiştirilebilmesi için açılan yeni tarım alanları da cabası. Direkt ekolojik dengeye tehdit. Yeni tarım alanlarının açılması küresel ısınmanın ayrı bir ayağı, bunu ayrıca anlatırım. Dünyada milyonlarca insanın yetersiz beslendiğini hepimiz biliyoruz. Buna karşın, her yıl dünyada üretilen gıdanın yaklaşık üçte biri israf ediliyor. Daha sofralara bile ulaşmadan çöpe giden tonlarca gıda var. Bununla birlikte, deniz ve toprak kirliliği de yetersiz beslenmenin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Zira yiyip içtiğimiz tüm gıdaları topraktan ya da deniz ve okyanuslardan çekiyoruz. Kirlilik kaynakları bilinçsiz tüketme ve küresel ısınma gibi birçok faktörde birleşiyor ve işte sonuç: Birleşmiş Milletler’in açıkladığı Küresel Beslenme Raporu’na göre tüm dünyada yetersiz beslenen insanların sayısı 811 milyon oldu. Bu sayı dünya nüfusunun yüzde 10’una tekabül ediyor.

GIDA SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ: DOĞAL DENİZ ÜRÜNLERİ

Mavi gıda deniz ve okyanuslardan elde edilen balık, yosun bazlı ürünler, ahtapot ve kabuklu deniz canlılarına verilen genel bir ad. Nature’da yayınlanan ve beş farklı araştırmanın sonucu olarak ortaya çıkan bir çalışmaya göre; Dünya’daki sağlıklı ve temiz gıda sorununu çözmek ilaçsız tarımla birlikte, doğal deniz ürünlerine bağlı. Su ürünleri yetiştiriciliğinde gelişme sağlanırsa, yıllık mavi gıda üretimi yüzde 8 oranında artırılabilir. Bu da 13.6 milyon ton mavi gıdanın sofralarımıza gelebilmesi demek. Buna bir istatistik daha ekleyelim: Mavi gıda sayesinde 166 milyon yetersiz beslenme vakası ortadan kaldırılabilir. Dolayısıyla sadece gerekli yatırımlar ve düzenlemeler yapılırsa, özellikle düşük gelirli bölgeler olmak üzere dünya genelinde besin eksikliği azaltılabilir. Besin değerleri karşılaştırıldığında mavi gıdanın faydasının daha yüksek olduğu noktalar da var. Örneğin, omega-3 dediğimizde aklımıza deniz ürünleri geliyor. Alabalıktaki omega-3 oranı tavuktakinden daha fazla desem çok şaşırmazsınız. Temiz sularda yetişen istiridye ve midye ise yine beyaz ete kıyasla B-12 bakımından 76 kat, demir bakımından 5 kat daha zengin desem? Şaşırtıcı örnekler çoğaltılabilir.

AŞIRI AVLANMA VE SERA GAZI

Yetersiz ve sağlıksız beslenmenin önüne geçebilmek için kaynakları doğru tüketmenin yanında kirliliği önlemek şart. Aksi durumda, su olsa bile bu bölgelerde sudan faydalanmak imkânsızlaşabiliyor. Tabii sağlıksız diğer koşullar da cabası. O yüzden su ürünleri yetiştiriciliğinde gelişme sağlanması için bunların da göz önünde bulundurulması gerekiyor. Nasıl da her kapı bilinçli tüketmeye, bilinçli yaşamaya çıkıyor, öyle değil mi? Bir başka sorun da, Aşırı avlanma. Birçok dev balıkçılık firması, balıkların kendi nüfusunu yenilemeden aşırı avlanmaya kaçabiliyor. Birleşmiş Milletler’in (BM) 2020 yılı verilerine göre, küresel balıkçılık sektöründe yüzde 32 oranında aşırı avlanma var. Bunun yanında iklim değişikliği, mavi gıda üretimi ve tüketimi yapan bölgelerde risk oluşturuyor. Öte yandan, mavi gıda yetiştiriciliği karada yapılan besiciliğe kıyasla daha az sera gazı yayıyor, daha az su kirliliği yaratıyor, daha az toprak ve su kaynağı kullanıyor. Zira tarımsal faaliyetler sera gazı emisyonlarının beşte birinden sorumlu.

BİLİNÇ DEĞİŞİKLİĞİ ŞART

Gıda üretimi ve tüketimi hayati bir konu. Bilinçli tüketimin giderek azaldığı, çeşidin arttığı bir dünyada israftan söz etmemek pek olası değil maalesef. Gıdayı üretmek için açılan tarım alanlarından, kullanılan ilaçlamadan tutun da paketlenmesinde kullanılan plastiğe, marketlere ulaşması için yakılan fosil yakıta kadar israf edilen o kadar çok şey var ki. İşte bununla beraber, istenildiğinde çözüm de var. Aynı nüfus, aynı tüketim ama bakış, üretim ve tüketim azıcık değişik, tablo bambaşka. En azından 2030’u ciddi bir süre ileri atabilir, aynı bilinç değişikliği ile freni patlak kamyonu durdurabiliriz. İlk adım bilinçli yaşama odaklanmak, yanında mavi gıda sektörünü canlandırmak, arkasından o rüzgârla yeni alternatifler akılcı çözümler üretmek. Zor değil, gerçekten zor değil ama neden bilmiyorum, insanlık bunu istemiyor. Kendisini bir geçişte mi hissediyor, dünyasını benimsemiyor mu anlaşılmaz. İnsan hep yeni dünyalar arayışında, sürekli başka bir yere gitme çabasında. Aslında her yeni gün yeni bir yerdeyiz de, bizim kafa eski yerde. Sağlıcakla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.