BÜYÜK BALIK HEPİMİZİ YUTARRRRR

Boşuna dememişler büyük balık küçük balığı yer diye. Büyük balık deyince işte tam da bu turnuvadaki balıklardan bahsedebiliriz. Adıyla sanıyla 140 santimetre üzeri, 100 kilonun üzerinde balıklar bunlar. Ton balıkları, yani orkinoslar!

Ege sularında her yıl birbirine kardeş iki turnuva düzenleniyor. Biri Çeşme Alaçatı’da, diğeri de Seferihisar Teos’ta. Bu yıl, Bitci.com ana sponsorluğunda ve Teos Marina ev sahipliğinde gerçekleştirilen açık deniz balık turnuvası Bitci.com Tuna Masters Teos’ta 52 tekne yarıştı. Tuna Masters Alaçatı’da ise 60 tekne yarıştı. Alaçatı’daki Tuna Masters turnuvasının bir diğer özelliği de bu yıl 15. yılını kutlamasıydı. Dev organizasyon, yine Bitci.com ana sponsorluğunda, Çeşme Belediyesi himayesinde ve Port Alaçatı Marina ev sahipliğinde, güncel koronavirüs tedbirleri ile HES kodu girişli olarak gerçekleştirildi.

KİMDİR BU TUNA MASTER’LAR?

Yarışın duayenleri ve projenin çıkış noktası, Murat İyriboz ve Elvio Pennetti. 15 yıl önce başlamış bir macera. Yarış diyorum, mücadele diyorum çünkü bu iş, oltayı atıp balığı tutup havaya kaldırmaktan ibaret bir şov işi değil. Bilenler bilmeyenlere anlatsın! Bu iş bir mücadele işi. Ben de oraya gitmeden, turnuva sırasında sabahın beşinde yollara düşüp şafak vakti denize açılarak akşam saat 16.30’a dek dalgalar arasında uzun saatler balık beklemeden önce bu işin bu kadar zor olduğunu bilmiyordum. Ne zahmetli işmiş arkadaş! Bir kere turnuvayı o milyon dolarlık tekneler, harcanan rakamlar, havası civası değil, balık yönetiyor! Her şey denizin altında dolanan ve profesyonel sonarlarla çizgi çizgi fark edilmeye çalışılan balığın elinde. Gelir ya da gelmez… Hadi şanslısın ve geldi diyelim, oltanı alır seni millerce sürükler ya da boyu biraz küçükse 10 dakika içinde tutarsın. Ancak bunun da bir kuralı var. 140cm altında gelen balık denize geri bırakılıyor.

BALIK GELİNCE “MÜCADELE” BAŞLIYOR

Bu işe özellikle “mücadele” diyorlar. Balık da kazanabilir, sen de. Tek bir kişi mücadele etmek zorunda; torpil yapıp iki-üç kişi oltaya asılmak yok! Bunu yapan yarışmacı hemen diskalifiye ediliyor. Yarışı hakem teknesinden izleme şansına sahip olmuş biri olarak şunu söyleyebilirim ki, kimseye acıması yok yarışmanın. Çok sert bir ortam var. Balık gelir gelmez telsizle bilgi geliyor ve “x teknesi vuruş aldı!” diye anons geçiliyor. “Vuruş almak vuruş yakalamak demek, balığın oltayı ağzı ile ısırdığı anı betimleyen cümle. Hakem tekneleri derhal o teknenin yanına koşuyor. Fazla yaklaşılmıyor mücadeleyi engellememek için. Saniye saniye balığın yarışmacı ile mücadelesi hakem teknesi tarafından seyrediliyor. Yarışmacının belinde bir kemer var, ağırlığı ve basıncı dengelemek için. Çünkü mücadele 4 saat de sürebilir, 6 saat de. Bahsedilen ağırlıklar 100 kilogram, 200 kilogram, çılgınlık ama bazen 300 kilogram. Bu büyüklükte bir balığın denizin de kuvvetiyle oltaya yaptığı basıncı hayal edin! “Yoruldum”, “arkadaşıma devredeyim”, “belim kırıldı”… Hiçbiri yok! Tabii ki bırakabilirsin ama o zaman balık kazanmış oluyor. Oltaların ve teknelerin profesyonelliğini siz düşünün. Ayrıca rüzgâra ve dalgaya bakılmaksızın profesyonel çekim ekibi tarafından drone uçurulup görüntü alınıyor, fotoğraflar çekiliyor. Her şey kayıtlı. İşin bir diğer ilginç yanı ise, olta kalınlığı-inceliğinin de kategori yaratması. İnce misina ile dev balığı tutan master class’ta kategorilendiriliyor.

DENİZE GERİ BIRAKAN YARIŞMACIYA PUAN

Balık suyun üzerine geldiğinde, tekneye doğru içeri alınır alınmaz ölçülüyor. Eğer 140cm kuralını aşamadıysa, geri bırakılıyor. İşin ilginci, o kuralı aşsa bile yani balık 140cm üzeri olsa bile, balığı denize geri bırakan yarışmacıya bu centilmen hareketinden ötürü puan veriliyor. Turnuva, Avrupa’nın en önemli açık deniz balık turnuvası olarak gösteriliyor. Murat İyriboz, “Bu yılki Teos turnuvasının iki gününde de hava koşulları zorlu bir mücadeleye sebep oldu. İkinci gün rüzgâr ve dalgalar nedeniyle yarışı bırakan tekneler oldu. Burası boşuna Devler Ligi değil. Balık turnuvaları arasında Avrupa’nın en iyileri arasındayız” diyerek zorlu şartları bize özetliyor. Tuna Masters Teos’ta en büyük balık Veloce isimli teknenin takımının yakaladığı 95,9 kg’lık orkinos olurken, üç kişiden oluşan takım yarışın ilk günü ve ikinci günü toplam üç balık yakalayarak, en çok balık kategorisinde de derece aldı. Turnuvaya ayrıca boy ve kilolarıyla yarışan orkinosların arasında yakalanan 74,5 kg ile kılıç balığı da boyunu gösterdi.

SANAT VE SOSYAL SORUMLULUK AĞIR BASTI

Turnuvada ayrıca Driftwood sanatçısı Cem Özipek sergi açarak “Denizden Gelen” sanat eserlerini sergiledi. Bunun yanında Akdeniz Su Ürünleri, Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü katkılarıyla, “1 yakalıyoruz 1000 salıyoruz” sloganı ile marina içinde denize 5.000 yavru balık salındı. Bu tatlı sahne şöyle gerçekleşti. Çipura yavruları deniz suyu ile buluşturulmadan önce alıştırma havuzuna alındı, ardından turnuvanın minik misafirleri çocuklar tarafından kovalarla denize bırakıldı. Bu işin meraklıları ve katılımcıları arasında birçok ünlü isim de var. Fatih Altaylı, Gökhan Çarmıklı, Burhan Çavuşoğlu, Erkut Soyak, Turgut Konukoğlu, İsmet Aslan, Funda Arkas, Umut Kızıltan, Feridun Bigalı, Berent Akdemir, Sinan Kuran, Mahmut Özgener, Altuğ Aksoy, Bülent Delican, Güney Afrika’dan Jonathan Quinlivan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Bekir Kasapoğlu ve Suudi Arabistanlı işadamı Osama Alhaddad’ın olduğu 60’dan fazla tekne kayıt yaptırmış. Tekne deyip geçmeyiniz, bu tekneler yalnızca bu iş için tasarlanmış çok sıkı tekneler. Ben turnuvanın son günü hakem teknesinde saatlerce mücadeleleri seyrettim. Sonra da eğlenceli turnuva alanında o muhteşem orkinoslardan birinin eti ile basit bir tartar yaptım. Bunu da Beingurme’deki “Deniz’le Vira Sofra” adlı TV programım için görüntüledik ve turnuvanın kurucusu Murat İyriboz ile daha oracıkta afiyetle yedik. Aynı tarifi sizler için de yazmak istedim.

ORKİNOS TARTAR

Tartar biliyorsunuz ki çiğ et. At etiyle yapılanını bile yemiştim, İtalya’da. Fransızlar dana eti ile yapıp üzerine çiğ yumurta da koyarlar ki yerken karıştırarak, içine yedirerek yersiniz. Seveni var, sevmeyeni var. Ben de çiğ yumurtalı etli versiyonu sevmem. Dana carpaccio daha çok tercihimdir. Ton balığı da en çok çiğ tüketilen bir lezzet. Etinin kıpkırmızı ve parlak olanı makbuldür. Toro derler en güzel bölgesine. Zaten bir buçuk parmak kalınlığında bir biftek olarak pişirsen de, 50 saniye bir yüzü, 30 saniye öbür yüzü olmak üzere ateşe yani tavaya şöyle bir değdirmen yeterlidir. İçi pembe hatta kırmızı kalmalıdır. Çok pişen ton balığı, ton balığı değildir. Biraz acımasız olacak ama, bana göre çok pişmiş ton balığının kedi mamasından bir farkı yoktur. Çiğ yendiği için de ton balığının etinin kalitesi çok önemlidir. Pembe, mat bir eti kediye bile vermezsin! O etle ne yapsan makbul olmaz. En iyi kalitede ton balığı eti, sashimi, sushi, tartar, carpaccio, poke bowl, tataki, hatta Niçoise Salatası gibi herkesçe bilinen tarifler için en uygun olanıdır. Geri kalanını konserve yapıyorlar zaten. Bugünkü tarif, “Beş dakkada Beşiktaş’” tarifi. Zaten ben de kalabalıklar içindeki turnuva alanında beş dakikada yaptım. Ton balığı tartarı önce Fransızlar yapmıştır ve yine içine çiğ yumurta eklemişlerdir. Yumurtasız ama hardallı, kırmızı soğanlı ve beyaz şarap sirkeli olarak da yapılır. Bense size Asya usulü bir tartar tarifi veriyorum. Tona en çok yakışan bir diğer ürün soya sosu çünkü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.