Sünger avcılarının adası

Yunan adaları henüz açılmadı ama eli kulağında! Tüm yat sahiplerinin bu anı beklediğini ve kendilerini tekneleriyle Yunan sularına, en çok da bize en yakın Yunan adalarına atacaklarını biliyorum. Kalimnos da bize en yakın On İki Ada zincirinde bir ada. Yunan lezzetleri ise bize en benzeyen, hepimizin en çok da yaz aylarında özlediği lezzetler…

Kalimnos ilk çağlardan beri saf balı, Vathys Vadisi’nden meşhur mandalinaları, Bizans döneminden Eptazimo ekmeği, kendine has Mizitra ve Kalathaki peynirleri ile ünlü. Bir de Anama denilen tatlı şarabı var. Kalimnos’un volkanik toprağı üzüm yetiştirmek için ideal. Bir de diğer Yunan adaları gibi bütün bir yıl boyunca çok az yağış almasından dolayı oluşan kuruluk, üzümlerin lezzetini yoğunlaştırıyor. Al sana tatlı şarap! Hatta bu üzümlerin kurutulmasından brendi üretiliyor. Doğa ne kadar heybetli, ne kadar bereketli… İşte… Menü çıktı aslında.

“Dullar Adası”nın “Sevgi Yemeği”

Gelelim menünün geri kalanına. Eptazimo ekmeği, anason ve uzo ile yedi kez mayalanan bir ekmek. Kalimnos’a özgü bir diğer ekmek ise, Krithini Kouloura yani mastik ve anasonla mayalanan bir arpa ekmeği. Bu ekmeğin uzun süre bozulmadan saklanabilen bir ekmek olması nedeniyle, denizcilerin ve sünger avcılarının uzak seyirlere giderken yanlarında götürmeleri için yapıldığı söylenir. Sağ olsun denizci eşleri.

19. yüzyılda Kalimnos, dünya sünger endüstrisinin merkeziymiş. Hâlâ da o günler için her yıl bir festival düzenleniyor. Sünger Haftası adıyla düzenlenen festivalin içeriği tabii ki yeme, içme ve dans. Zamanında, süngercilerin İtalya ile Kuzey Afrika kıyıları arasında sünger avlamak için çıktıkları dört aylık uzun yolculuğun hemen öncesinde yapılırmış bu festival. O zamanlar, suyun altına her indiklerinde hayati risk taşıyan bu yolculuğa çıkan süngercilerin, aileleri ile birlikte yedikleri son yemek olduğundan, bu biraz dramatik, biraz duygusal yemeğe “sevgi yemeği” adını koymuşlar. Çünkü gidip de dönmemek, dönse de aynı dönememek varmış. Giden süngercilerin yüzde 20’si hayatını kaybediyor ya da sakatlanmış olarak dönüyormuş. O nedenle Kalimnos’u ünlü ve zengin yapan sünger avcılığı hem nimet hem de bir lanetmiş. Geçmişin hikâyeleri öyle acıklı ki… Kocasını süngerde kaybeden dul eşler, bir sonraki yıl da biricik kalan çocuklarını süngere göndermek zorunda kalıyormuş çünkü eğer göndermezse, aile aç kalırmış. Bu nedenle Kalimnos, “dullar adası” olarak da biliniyor.

Nefis bir mutfak mirası: Spinialo

O yıllardan kalma ilginç bir tarif ise Spinialo. Uzun deniz yolculukları için yiyeceklerini korumak zorunda olan Kalimnos’un sünger dalgıçları tarafından yenen Spinialo, bir balıkçı yemeği. Modern soğutma yöntemleri adaya gelmeden önce, balıkçılar, boş şarap şişelerine Türkçede deniz üzümü denen omurgasız deniz hayvanını koyarak, deniz suyu ve biraz da zeytinyağı ile doldurup turşulamakla başlamışlar. Protein bombası! Sonraki zamanlarda içinde deniz tarağı, deniz kestanesi ve midye eti de koymaya başlamışlar. Elde edilen karışım limon ve rusk olarak bilinen çifte pişirilmiş arpa ekmeği ile servis ediliyormuş. Deniz suyundaki tuz sayesinde, bir şişe Spinialo aylarca dayanıyormuş. Günümüzde Kalimnos restoranlarında nadiren bulunsa da, yerel balıkçılar, teknelerinde hâlâ bu tarifi yapıp balık pazarlarına satarak zamanı onurlandıran mutfak miraslarını sürdürüyorlar.

Mutfağını anlattık. Ama cam gibi sularını sözcüklerle anlatmak mümkün değil. Sabah uyandığınızda dupduru denizine atlayıp serinlemeyi, berrak mavi sularında yüzen balıkları bir ekmek parçasıyla beslemeyi, bunu ancak yaşayarak görebilirsiniz. Kalimnos’ta nereye gidilir, ne yapılır, hangi koyda serinlenir onları yazmayacağım. Kendiniz gidip keşfedeceksiniz.

Hayat pandemiye rağmen devam ediyor. Kim derdi ki, bir gün maskelerle tatil yapıp amele yanığından sonra “pandemi yanığı” diye yeni bir kavram ortaya çıkacağını. Şakası bir yana, yeni normal çok “anormal”. Konuklar olarak tatil merkezlerinde maske takmamız istenmiyor belki ama servis aldığımız tüm personelin hastane görevlisi gibi dolaşması herkes için yorucu ve garip. Ama mecburuz. Buna alışmaya da mecburuz. Pandemi bitmedi, kabus geçmedi. Maskelerin altında görünmeyen sıcacık bir gülümseme ile…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.